ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Günlük yazmak iyi bir alışkanlıktır.Writing in a diary is a good habit.
O kitabı alırsan, benim için sorun yok.It's OK with me if you take that book.
O kitabı alırsan, benim için sakıncası yok.It doesn't bother me if you take that book.
O kitabı alırsan benim için önemli değil.It doesn't matter to me if you take that book.
Tom, annesi için alışveriş sepetini itti.Tom pushed the shopping cart for his mother.
Tom çoğunlukla tek başına alışverişe gider.Tom often goes shopping alone.
İngilizcede yeterliyse, onu işe alırım.If he's proficient in English, I'll hire him.
Tom kilo alıyor.Tom is gaining weight.
Clara aylardır müzik dersleri alıyor.Clara has been taking music lessons for months.
Yanınıza birkaç peçete alın.Take some napkins with you.
Biz alışveriş merkezine gittiğimizde güneşli bir gündü.It was a sunny day when we went to the mall.
Arabayla kente gidip alışverişe gittim.I drove to town and went shopping.
Annem alışveriş yapıyor.My mother is doing the shopping.
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.A little village is situated in between both towns.
Tom'un yapacak biraz alışverişi var.Tom has some shopping to do.
Tom şimdi alışverişe gitmek zorunda.Tom has to go shopping now.
Ben Alibaba'da çalışıyorum.I am working at Alibaba.
Korku dağlar için köstebek yuvaları alır.Fear takes molehills for mountains.
Onun yere tükürme alışkanlığı vardır.He has the habit of spitting on the ground.
Yıllar ona yalnızca kötü alışkanlıklar kazandırdı.The years have only given him bad habits.
Biz alıp paylaşırız.We receive and share.
Bu kötü alışkanlıktan kurtulmalısın.You should kick that bad habit.
Senin o kötü alışkanlıktan kurtulman gerekir.You should get rid of that bad habit.
Catherine alışveriş merkezine gitmek istedi.Catherine wanted to go to the shopping center.
Yurtta yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in the dorm?
Bu işi bitirtmek oldukça çok fazla zamanımızı alıyor.It's taking us way too much time to get this job finished.
Tatoeba'daki protesto daha yaratıcı şekiller alır.Protest in Tatoeba takes ever more creative forms.
O, açılan alın bölgesi hakkında endişelendi.He's worried about his receding hairline.
Bu, dikkate alınacak bir seçenektir.This is an option to consider.
Tom Mary'yi, John'un Alice'i sevdiğinden daha çok sevdiğini düşünüyor.Tom thinks he loves Mary more than John loves Alice.
Tom şimdi Mary ile evli ama o vaktiyle Alice ile evliydi.Tom is married to Mary now, but at one time he was married to Alice.
Birçok insan hemen zengin olmak hayaliyle piyango bileti alır.Many people buy lottery tickets with the dream of immediately becoming wealthy.
Her masal, alınacak bir dersle biter.Every fable ends up with a moral.
Bana bir dondurma alırsan seni bir öperim.If you buy me an ice cream, I'll kiss you.
İspanya'da ve Fransa'da her gün taze ekmek alırız.In Spain and France, we buy fresh bread every day.
Bunu bir işaret olarak alırım.I would take it as a sign.
Dedem her gün ilaç alır.My grandfather takes medicine every day.
Okula yürümek on dakikamı alır.It takes me ten minutes to walk to school.
Ben biraz alışveriş yapmak için süpermarkete gidiyorum.I'm going to the supermarket to do some shopping.
Kalp yaralarını iyileştirmek zaman alır.Healing the wounds of the heart takes time.
Kurabiye yapmak zaman alır.Making cookies takes time.
Âşık olmak biraz zaman alır.Falling in love takes some time.
Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır.It takes a lot of time getting used to married life.
Birbirlerine alışmaları biraz zaman aldı.It took them some time to get used to each other.
Birbirlerine alışmak biraz zamanlarını aldı.It took them some time to get used to one another.
Bütün alıştırmaları yarım saatten kısa bir sürede çözdüm.I solved every exercise in less than half an hour.
Ben alışılmadık bir yere aşık oldum.I fell in love in an unlikely place.
Kendim için yemek pişirme alışkanlığım var.I've got the habit to cook for myself.
Toplantının öne alınması öneriliyor.It is suggested that the meeting be preponed.
O, yüksek bir maaş alır.He receives a high salary.
Tüm galaksilerin aniden ortadan kaybolması alışılmadık değil.It's not unusual that entire galaxies disappear all of the sudden.
Kışın çok kar alır mısınız?Do you get much snow in the winter?
Gitar alıp çalmaya başladı.He took the guitar and started playing.
Ben yalnızca bir bardak su alırım.I'll just have a glass of water.
Bizim ilerleme kontrol altına alındı.Our progress was put in check.
Bu alışveriş merkezinde alışveriş etmeyi seviyorum.I love shopping in this mall.
O, dağlara tırmanmaya alışkındır.He's used to climbing mountains.
O, dağ tırmanıcılığına alışkındır.He's used to mountain climbing.
O yemek yerken gazete okuma alışkanlığında.He is in the habit of reading the newspaper while eating.
O, yemekler sırasında gazete okumaya alışmış.He is in the habit of reading the newspaper during meals.