ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ben kitap alıyorum.I'm taking the book.
Fransızca ve web tasarımı eğitimi alıyorum.I'm studying French and web design.
Fransızca ve web tasarımı eğitimi alıyoruz.We're studying French and web design.
Sen benim göz alıcımsın.You are my eye candy.
Onlar bir bankaya gitselerdi, daha iyi bir döviz kuru alırlardı.They would have got a better exchange rate if they had gone to a bank.
Bob'ın saat 10:00 'da yatağa gitme alışkanlığı vardır.Bob has the habit of going to bed at 10:00.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Babamın alışkanlığı kahvaltıdan önce gazete okumakdır.My father is in the habit of reading the newspaper before breakfast.
Alışverişe gitmeliyim; bir saat içinde dönerim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Kitabımı yanıma alıyorum.I'm taking my book with me.
Bugün alışveriş merkezine gittik. Çok sıkıldım.Today we went to the shopping mall. I was very bored.
O, üniversitede tarih eğitimi alıyor.He is studying history at the university.
O sabah erken kalkmaya alışıktır.He's accustomed to getting up early in the morning.
Tom yaptığı bütün iş karşılığında ne alıyor?What does Tom get in return for all the work he's done?
Tom unutmamak için her şeyi not alır.Tom writes everything down so he won't forget it.
Tom alışveriş yapmak için şehir merkezine gitti.Tom went downtown to do shopping.
Tom sorgu için gözaltına alındı.Tom was detained for questioning.
Tom polis tarafından gözaltına alındı.Tom was detained by the police.
Tom şüpheli olarak gözaltına alındı.Tom was detained as a suspect.
Tom çok sık öğle yemeğinden sonra bir saat şekerleme alır.Tom very often takes a nap for an hour after lunch.
Tom genellikle kahvaltıdan önce bir duş alırTom usually takes a shower before breakfast.
Tom bu ilacı alırsa soğuk algınlığından kurtulabileceğini söylüyor.Tom thinks he can get rid of his cold if he takes this medicine.
Tom haftada üç kez piyano dersleri alır.Tom takes piano lessons three times a week.
Tom her sabah kahvaltıdan önce duş alır.Tom takes a shower every morning before breakfast.
Tom alışkanlıklarına bağlı biri olduğunu söylüyor.Tom says that he's a creature of habit.
Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.Tom isn't accustomed to walking barefooted.
Tom yalnız yaşamaya alışkındır.Tom is used to living alone.
Tom zor işe alışkındır.Tom is used to hard work.
Tom erken kalkmaya alışkındır.Tom is used to getting up early.
Tom kendi yemeğini yapmaya alışkındır.Tom is used to doing his own cooking.
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
Tom Boston'a kadar bir otomobile alınacağını umuyor.Tom is hoping that he can hitch a ride to Boston.
Tom düşüncesiz bir alıcı.Tom is an impulsive buyer.
Tom dışarıda çalışmaya alışıktır.Tom is accustomed to working outside.
Tom koruyucu gözetime alındı.Tom has been taken into protective custody.
Tom son zamanlarda kilo alıyor.Tom has been putting on weight recently.
Tom neredeyse her sabah alışverişe gider.Tom goes shopping almost every morning.
Tom elinden geleni yaptı fakat hâlâ kötü notlar alıyor.Tom did the best he could, but he still got bad grades.
Tom bir Toyota mı yoksa bir Ford mu alıp almayacağına karar veremiyor.Tom can't decide whether to buy a Toyota or a Ford.
Tom her yıl iki veya üç kamera satın alır.Tom buys two or three cameras every year.
Ne zaman uyan bir çift bulabilirse, Tom yeni ayakkabılar alır.Tom buys new shoes whenever he can find a pair that fit.
Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.Tom almost never does anything out of the ordinary.
Tom alışverişe gittiğinde, neredeyse her zaman bir kredi kartı kullanır.Tom almost always uses a credit card when he goes shopping.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Tom ne kadar sıklıkta Fransızca dersleri alır?How often does Tom take French lessons?
Tom Mary ile alışverişe gitti.Tom went shopping with Mary.
Tom Mary ile geçen hafta sonu alışveriş gitti.Tom went shopping with Mary last weekend.
Tom Mary'nin müzik video üretimini denetlemesi için işe alındı.Tom was hired to supervise the production of Mary's music video.
Tom Mary ile olmaktan zevk alırdı.Tom used to enjoy being with Mary.
Tom bana Mary ile alışverişe gitmediğini söyledi.Tom told me that he had not gone shopping with Mary.
Tom sadece Mary'yi değil aynı zamanda Alice'i de sever.Tom likes not only Mary but Alice as well.
Tom arada bir Mary'den haber alır.Tom hears from Mary once in a while.
Tom zaman zaman Mary'den haber alır.Tom hears from Mary every now and then.
Tom Mary ile çalışmaya alışkındı.Tom got used to working with Mary.
Tom Mary'ye alışverişe gitmeyi isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping.
Tom Mary'ye öğleden sonra alışverişe gitmek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping in the afternoon.
Tom Mary'ye alışverişe genellikle nereye gittiğini sordu.Tom asked Mary where she usually went shopping.
Tom Mary'ye onun İngilizce ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her English textbook.
Tom Mary'ye onun bisikletini ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her bicycle.
Mary pasta hamuru yapmaz, o genellikle hazır-yapılmış alır.Mary doesn't make pie crust. She usually buys it pre-made.