ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanlar normalde dakikada 12 ile 20 kez arası nefes alır.People normally breathe 12 to 20 times a minute.
Köpekler yaklaşık olarak dakikada otuz kez nefes alır.Dogs breathe approximately 30 times a minute.
Rahatlamak için, yavaş yavaş nefes alın.To relax, breathe slowly.
Onun işe alındığını doğrulayabilir misin?Can you confirm that he was hired?
Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.The elderly man takes strong drugs for his heart.
Tom bir hayvan eğiticisi olarak işe alındı.Tom is employed as an animal trainer.
İşe alınmak için bir başvuru formu doldurmalısın.To be employed, you must fill out an application.
Sen alıştırma yapmak için zamanı nasıl bulursun?How do you find the time to exercise?
Benzin kokusu alıyorum.I smell gas.
Tom arabasına haftada iki kez yakıt alır.Tom puts gas in his car twice a week.
Alışılmadık sıcak hava, elma hasadı için sorunlara yol açtı.Unusually warm weather caused problems for the apple harvest.
Bir boşanmadan iyileşmek zaman alır.It takes time to heal from a divorce.
Alışveriş listesi bir galon süt içeriyordu.The shopping list included a gallon of milk.
Alışverişe gitmeden önce her zaman ihtiyaçlarımı listelerim.I always list what I need before I go shopping.
Tom her gün bir adet vitamin ve mineral hapı alır.Tom takes a pill with vitamins and minerals every day.
Akıllı insanlar hatalarından ders alır.Smart people learn from their mistakes.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.Mom remained in the car while Dad shopped.
Politikacı görevden alındı.The politician was removed from office.
Fransa'da işçiler her yıl dört haftalık ücretli izin alırlar.Workers in France receive four weeks of paid vacation each year.
İşçiler her Cuma ücretlerini alırlar.The workers receive their wages every Friday.
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary can't decide whether or not to buy the dress.
Bir müddet sonra Twitter hesabımın askıya alındığını gördüm.I saw my Twitter account suspended after a while.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Bu yaşam tarzına alışkınım.I am accustoming to this life style.
Onlar bizim geleneklerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Onlar bizim törelerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Alışveriş çantam kırıldı.My shopping bag broke.
Her sabah gazete bayinde bir gazete satın alıyorum.Every morning I buy a newspaper at a newsstand.
Ne zaman yatmaya alışkınsın?What time are you used to going to bed?
Saat kaçta yatmaya alışkınsın?What time are you used to going to bed?
Gerçekten bir Alice vardı, fakat Harikalar Diyarı hayal gücünün bir uydurmasıdır.There really was an Alice, but Wonderland is a figment of the imagination.
Nerede biraz alışveriş yapabilirim?Where can I do some shopping?
O böyle durumlara alışkındır.He is used to such situations.
Ahlak anlayışının seni doğru olanı yapmaktan alıkoymasına asla izin verme.Never let your sense of morals prevent you from doing what is right.
Bu zaman alır.It takes time.
Her sabah alışverişe çıkarım.I go shopping every morning.
Ona alışacaksın.You'll get used to it.
Alıntılardan nefret ederim. Bildiklerini bana söyle.I hate quotations. Tell me what you know.
Kahvenizde şeker alır mısınız?Do you take sugar in your coffee?
Arkadaşım Korece eğitimi alıyor.My friend is studying Korean.
Cumartesi günleri asla alışverişe gitmem.I never go shopping on Saturdays.
Twitter hesabım spamden dolayı askıya alındı.My Twitter account is suspended because of spamming.
Çok kişiye istenmeyen e posta gönderdiğim için Twitter hesabım askıya alındı.My Twitter account is suspended because of spamming.
Kız kendine söyleneni görmezden gelerek annesiyle alışverişe gideceğini söyledi.The girl said she was going shopping with her mother, ignoring what she was told.
Babamın kahvaltıdan önce gazete okuma alışkanlığı var.My father has a habit of reading the newspaper before breakfast.
Bana biraz ekmek alır mısın lütfen?Will you buy me some bread, please?
Lütfen bana biraz ekmek alır mısınız?Would you mind buying me some bread, please?
Yağmur olmasaydı yolculuğumuzdan zevk alırdık.We would've enjoyed our trip if it wasn't for the rain.
Jean Alice'den daha az seyahat eder.Jean travels less than Alice.
İşe alındım.I was hired.
O her zaman benden borç para alıyor.He always borrows money from me.
Büyük kız kardeşim her sabah duş alır.My older sister takes a shower every morning.
Bu yüzme havuzu kaç litre su alır?How many liters of water does this swimming pool hold?
Benim için biraz safran alır mısın?Will you buy for me some saffron?
Almanya'da İtalyan Mafyası hafife alınan bir sorundur.In Germany, the Italian mafia is an underestimated problem.
Çevrede alışveriş onun için bir yük haline gelmiştir.Shopping around has become a burden to him.
Tom her gün vitaminler ve mineraller içeren bir tablet alır.Tom takes a tablet containing vitamins and minerals every day.
Onlar bana bu ilacı alırsam biraz daha iyi hissedeceğimi söyledi.They told me that I would feel a little better if I took this medicine.
Gelecek ay yeni bir araba alıyoruz.We're getting a new car next month.
İstasyona yürümek on dakika alır.It takes 10 minutes to walk to the station.