ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sanırım Alice'in böyle uzun süre sessiz kalması tuhaf.I think it's strange that Alice should keep silent for such a long time.
Yeşil Alice'e uyuyor.Green suits Alice.
Yeşil Alice'e yakışır.Green suits Alice.
Yeşil Alice'in üstünde iyi görünüyor.Green looks good on Alice.
Sınava girmeden o okula alındı.He was admitted to that school without taking the exam.
Sınavsız o okula alındı.He was admitted to that school without taking the exam.
O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.At first he had trouble getting used to his new house.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
Sanırım o, alımlı ve çekici.I think she is charming and attractive.
Kaza oğlunu alıp götürdü.The accident took her son away from her.
Erken kalkmaya alışkındı.He was in the habit of getting up early.
Erken kalkmak onun alışkanlığıydı.It was his habit to get up early.
Buna alışkınım.I'm used to it.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Dinlenmek biraz zaman alır.It takes a while to relax.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Dinlenmek zaman alır.It takes time to relax.
Ona alıştığın zaman cehennem bile yaşanacak güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alışınca cehennem bile yaşaması güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alice'i sevmiyorum.I don't like Alice.
Alister Barbara'yı öldürdü.Alister killed Barbara.
Barbara'y öldüren Alister'di.It was Alister who killed Barbara.
Barbara, Alister tarafından öldürüldü.Barbara was killed by Alister.
Elizabeth Alister'i soğukkanlılıkla öldürdü.Elizabeth killed Alister in cold blood.
Eğer pastadan bir parça alırsan seni azarlarım.If you take a single piece of the cake, I'll give you hell.
Yazın nehirde yüzmeye gitmeye alışkındık.In the summer, we're used to going swimming in the river.
Hiç kimse beni oraya gitmekten alıkoyamaz.No one can stop me from going there.
Ben her sabah alışveriş yaparım.I do the shopping every morning.
Her sabah market alışverişine giderim.I go grocery shopping every morning.
Havaalanı otobüsüyle havaalanına gitmek ne kadar alır?How long does it take to get to the airport with the airport bus?
İstasyon, bu iki kasaba arasında yer alır.The station is located between these two towns.
Çeki alır almaz bankaya gittim.As soon as I received the cheque, I went to the bank.
Alışveriş merkezinde birini gördün mü?Did you see anyone at the mall?
O elbiseler satın alır.He buys clothes.
O ilaç satın alır.He buys medicine.
O bir kuyumcu dükkânında alışveriş yapıyor.He is shopping in a jewelry store.
Ben borç para alırım.I borrow money.
Bantları satın alırım.I buy tapes.
Hırdavatçıda bir merdiven satın alıyorum.I am buying a ladder in the hardware store.
Yeni bir araba alıyorum.I am buying a new car.
Yeni bir şemsiye satın alıyorum.I am buying a new umbrella.
Benim kahvemle, iki çay kaşığı şeker alırım.I take two teaspoons of sugar with my coffee.
Alışverişe gitmek istiyorum.I want to go shopping.
Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!Get both a phone and internet access in a single package!
Köln, Ren üzerinde yer alır.Cologne lies on the Rhine.
Her gün, erkek kardeşim kütüphaneden yeni bir kitap ödünç alır.Every day, my brother borrows a new book from the library.
Ben Hyogo Üniversitesi'nde eğitim alıyorum.I'm studying at the University of Hyogo.
Affedersiniz, o koltuk alınmış mı?Pardon me, is that seat taken?
Perry yüksek sesle tartışmalara alıştı.Perry became used to the loud deliberations.
Çok param olmamasına rağmen bu öğleden sonra alışverişe gidiyorum.I'm going shopping this afternoon, although I don't have much money.
Ben et ve sebze satın alıyorum.I'm buying meat and vegetables.
Çarşıya alışverişe gidelim.Let's go shopping downtown.
Lütfen benim için not alın.Please take a message for me.
O, fırından bir pasta satın alıyor.She is buying a cake in the bakery.
O, kitapçıdan kitap satın alıyor.She is buying books in the bookstore.
O bir kuyumcu dükkanından takı satın alıyor.She is buying jewelry in a jewelry store.
Kısa sürede Japon yemeklerine alışacaksın.You will soon get used to Japanese food.
Birçok dil İngilizceden kelime alır.Many languages borrow from English words.
Birçok dil, İngilizceden kelime ödünç alır.Many languages borrow from English words.

İlgili Sayfalar