ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Annesi ile alışverişe gitti.She went shopping with her mother.
O, çocuklarla oynamaktan çok büyük zevk alıyor gibi görünüyor.She seems to take immense pleasure in playing with children.
O, bu makineyi kullanmaya alışıktır.She is used to handling this machine.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.She soon adjusted to his way of life.
Bir süpermarkete alışverişe gitti.She went shopping at a supermarket.
O kolayca soğuk alır.She easily catches cold.
O, o alışkanlığı mezarına kadar taşıdı.She carried that habit to her grave.
O sadece alışverişe gidiyor.She is just going shopping.
O, başka bir yere alışverişe gitti.She went shopping elsewhere.
O, özel piyano dersleri alır.She takes private piano lessons.
O, korku filmlerii izlemekten zevk alır.She takes pleasure in seeing horror films.
O gelişigüzel ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O rastgele ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O ayrım gözetmeksizin ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O, İncil'den alıntı yapardı.She would cite from the Bible.
O, giysiler alırken dikkatli seçimler yapar.She makes careful choices when she buys clothes.
Tek başına alışverişe gitmeye karar verdi.She decided to go shopping by herself.
Yalnız yaşamaya alışkın.She is used to living alone.
O yalnız yaşamaya alışkındır.She is used to living alone.
O, İngilizcede iyi notlar alır.She gets good marks in English.
O bir alim ve şairdir.She is a scholar and poet.
O, çoğunlukla tatillerde alışverişe gidecek.She will often go shopping on holidays.
Aylığını alır almaz, onun hepsini harcadı.As soon as she got her salary, she spent it all.
Maliyeti ne olursa olsun istediğini alır.She buys what she wants regardless of the cost.
O zor nefes alıyordu.She was breathing hard.
Öğleden sonra alışverişe gitmesi gerekiyor.She has to go shopping in the afternoon.
Dün alışveriş yapmaya gitmedi, değil mi?She didn't go shopping yesterday, did she?
İşinde büyük zevk alır.She takes great pleasure in her work.
O, bana " alışveriş gidelim." dedi.She said to me "Let's go shopping."
O, tavsiyemi nadiren dikkate alır.She seldom pays regard to my advice.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.She majors in child psychology.
O, bu kırsal yaşama yavaş yavaş alışıyor.She is getting used to this rural life by degrees.
Haftada bir kez yemek pişirme dersleri alır.She takes cooking lessons once a week.
O, küçük bir gelirle yaşamaya alışkındı.She was used to living on a small income.
Topluluk önünde konuşmaya alışkındır.She is used to speaking in public.
O, müzisyenlik ve dansçılık dersleri alıyor; yüzme ve tenis derslerini saymıyorum.She takes singing and dancing lessons, not to mention swimming and tennis lessons.
O erken kalkmaya alışkındır.She is used to getting up early.
Tırnaklarını yeme alışkanlığı var.She has a habit of biting her nails.
Bütün gece yatmamaya alışkındır.She is used to staying up all night.
O, alışverişe gitti.She has gone shopping.
Alışverişe gitti.She went shopping.
O ne zaman alışverişe gitse, kendini gücünün yettiğinden daha fazlasını alarak bitirir.Whenever she goes shopping, she ends up buying more than she can afford.
O biraz alışveriş yapmak için dışarı gitmiş olabilir.She may have gone out to do some shopping.
O her sabah duş alır.She showers every morning.
Her gün mobilyanın tozunu alır.She dusts the furniture every day.
O kilo alıyor.She is gaining in weight.
O, geç saatlere kadar yatmamaya alışkındır.She is used to staying up late.
O, ev ödevini akşam yemeğinden önce yapmaya alışkındır.She is accustomed to doing her homework before dinner.
O, akşam yemeğinden önce yürüyüş yapmayı bir alışkanlık edindi.She made it a habit to take a walk before dinner.
O, seyahat etmeye alışkındır.She is used to traveling.
O, yemek pişirmeye alışkındır.She is used to cooking.
Onun konuşmadan önce öksürme alışkanlığı var.She has a habit of coughing before she speaks.
Ona yardım etmek için işimi kaybetme riskini göze alıyorum.I ran the risk of losing my job to help her.
Biletini ne kadar erken alırsan, ücret o kadar ucuz olur.The sooner you get your ticket, the cheaper the fare.
Lütfen burnunuzdan nefes alın.Please breathe through your nose.
Hastalık, beni toplantıya katılmaktan alıkoydu.Illness kept me from attending the meeting.
Hastalık beni okula gelmekten alıkoydu.Illness prevented me from coming to school.
Arabayı alırdım ama fakirim.I would buy the car, but I am poor.
Ben genellikle sekiz numara ayakkabı alırım.I usually take size eight shoes.