ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer çabucak cevap verirsen aferin alırsın.You'll get brownie points if you respond quickly.
Alışveriş bölgesinde amaçsızca dolaştık.We wandered aimlessly around the shopping district.
İşi bitirmek onun iki saatini alır.It will take him two hours to finish the work.
Ondan sık sık haber alıyor musun?Do you often hear from him?
O, ülkeyi terk ettiğinden beri ondan haber alınmadı.He hasn't been heard from since he left the country.
Onun kızgın olduğu göz önüne alınınca, bir yanlış anlama olmalı.Seeing that he is angry, there must be some misunderstanding.
O gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığındadır.He is in the habit of staying up late at night.
O sigara içme alışkanlığı edindi.He acquired the habit of smoking.
Onu kötü alışkanlığı ile ilgili tedavi edeceğim.I will cure him of the bad habit.
Onun ani hastalığı bizi seyahatten alıkoydu.His sudden illness deterred us from traveling.
İyi ücret alıyor.He is well paid.
Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.His job is to negotiate with foreign buyers.
Onun yeni kitabı tatminkar bir alışla karşılaştı.His new book met with a favorable reception.
Onun yaşını göz önüne alırsak, öyleyse onu icraatları için suçlayamazsın.If you consider his age, then you can't blame him for his actions.
Onun kitabı trafik kazalarını ele alıyor.His book deals with traffic accidents.
O, yeni okuldaki hayata kendini alıştırmayı çok zor buldu.He found it very difficult to adjust himself to life in the new school.
O uzun mesafe yürümeye alışkın.He is used to walking long distances.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.He is used to walking long distances.
O Alice'e delicesine âşık.He is infatuated with Alice.
Alışkanlık nedeniyle başını kaşıdı.He scratched his head out of habit.
O her zaman notlar alır.He always takes notes.
O, her zaman onun yanında yer alır.He always takes sides with her.
O şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir alimdir.He is as great a scholar as ever lived.
Onun yarası onu iş için alıkoydu.His injury incapacitated him for work.
O, işe alıştı.He got used to the work.
Sık sık Shakespeare'den alıntılar yapar.He often quotes from Shakespeare.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.He was constantly borrowing money from me.
O, yakında sınıfa alışacak.He will soon get used to the class.
Kısa sürede yeni çevreye alıştı.He soon got used to the new surroundings.
O çabuk alınır.He is quick to take offense.
O, işe alışkındır.He is used to the work.
O, işe alışıktır.He is accustomed to the work.
O, mektubu alır almaz onu ikiye yırttı.He had no sooner got the letter than tore it in two.
O, sorunun dikkatlice ele alınması gerektiğini belirtti.He noted that the problem must be handled carefully.
O zamandan beri öğle yemeğinde içmeye alıştı.He has since taken to drinking at lunch.
O bir mağazaya alışverişe gitti.He went shopping at a department store.
Onun kapıyı açık tutma alışkanlığı var.He has a habit of keeping the door open.
O bana nerede alışveriş yapacağını söyledi.He told me where to shop.
O çok cana yakın birisi bu yüzden onunla çalışmaktan keyif alıyorum.He is very friendly, so I enjoy working with him.
O, yer, nefes alır ve bilgisayarlarla uyuklar.He eats, breathes and sleeps computers.
O, ellerini cebine koyma alışkanlığını edindi.He has fallen into the habit of putting his hands into his pockets.
Kötü alışkanlığına tekrar daldı.He slipped into the bad habit again.
Yakında buradaki havaya alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
Kısa sürede buradaki iklime alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
O sık sık Milton'un sözlerinden alıntı yapar.He often quotes Milton.
O, sonunda kötü alışkanlıktan vazgeçti.He finally kicked the bad habit.
O, sık sık İncil'den alıntılar yapar.He often quotes the Bible.
O, çok çalışmaya alışkındır.He is accustomed to working hard.
O günde sadece iki öğün yemek yeme alışkanlığı içindedir.He is in the habit of eating only two meals a day.
O, konuşmalar yapmaya alışkındır.He is used to making speeches.
O yabancılarla konuşmaya alışkındır.He is used to talking to foreigners.
O, deri eşyalar alır ve satar.He buys and sells leather goods.
Kısa sürede kendini soğuk havaya alıştırdı.He soon accustomed himself to cold weather.
O bulunduğu duruma kendini alıştıramaz.He can't accommodate himself to his circumstances.
O, atıştırma alışkanlığı kazandı.He acquired the habit of snacking.
Kötü sigara alışkanlığından vazgeçti.He broke himself of the bad habit of smoking.
O, aceleyle yemeğe alışkındır.He is used to eating in a rush.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.
O parası ile cömerttir ve bir sürü hediyeler alır.He is liberal with his money and buys a lot of presents.
Bir banka memuru olarak makul bir maaş alır.He gets a reasonable salary as a bank clerk.