ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kar, treni seferden alıkoydu.The snow prevented the train from running.
Geçen Cumartesi alışverişe gittim.I went shopping last Saturday.
Bizim alıştırmaları öğretmen düzeltir.The teacher corrects our exercises.
Yelkenli gemi tam hızda yol alıyordu.The ship was sailing at full speed.
Erken başlayan erken yol alır.Sooner begun, sooner done.
Erken kalkma alışkanlığının önemini abartmak imkansızdır.It is impossible to exaggerate the importance of the habit of early rising.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.You should cultivate the habit of getting up early.
Bir nefes alın ve onu tutun.Take a breath and hold it.
Derin bir nefes alıp verin, lütfen.Take a deep breath in and out, please.
Derin bir nefes alın lütfen.Take a deep breath, please.
Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
Ben kilo alıyorum.I'm gaining weight.
Dostlar alışverişte görsün diye gittim.For appearances sake, I went.
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning in the kitchen.
Yakında ona alışacaksın.You'll get used to it soon.
Kitaplarımın ikisi alındı.Two of my books have been taken.
Bir adamın alışkanlıklarını hemen değiştirmesini bekleyemezsin, kızım.You can't expect a man to change his habits at once, girl.
Yer altında alışveriş bölgesi var.There is a shopping district underground.
Orta Amerika'da, ormanların yerini sığır çiftlikleri alıyor.In Central America, forests are replaced by cattle ranches.
Solucanlar bile tıbbi araştırma için satın alındı.Even worms are bought for medical research.
Sabahleyin köpeğimi yürüyüşe götürmeye alışkınım.I am in the habit of taking my dog for a walk in the morning.
Kahvaltıdan önce bir yürüyüşe gitmek benim alışkanlığımdır.It's my custom to go for a walk before breakfast.
Ben her zaman kahvaltıda kahve ve tost alırım.I always have coffee and toast for breakfast.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.I am not accustomed to walking long distances.
Hatırı sayılır bir tartışmadan sonra, alıcı ve satıcı anlaşmaya vardı.After considerable argument, the buyer and the seller finally came to terms.
Eski alışkanlıklar zor biter.Old habits die hard.
Eski alışkanlıkları terk etmek kolay değil.Old habits die hard.
Sokak alışverişçilerle hareketliydi.The street was bustling with shoppers.
Otobüsle ve trenle okula gitmek iki saat alır.It takes two hours to go to school by bus and train.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Biz telefon siparişleri alırız.We take telephone orders.
Telefon Bell'e atfedilen buluşlar arasında yer alıyor.The telephone is among the inventions attributed to Bell.
Bir yatırımcı grup firmanın kaldıraçlı satın alımını deniyor.An investors' group is attempting a leveraged buy-out of the firm.
Buradaki insanlar soğuğa alışkındır.The people here are accustomed to the cold.
Okumak istediğiniz herhangi bir kitabı alın.Take any books that you want to read.
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.Reading is the kind of habit that once acquired is never lost.
Bir günlük tutmak iyi bir alışkanlıktır.Keeping a diary is a good habit.
Alışverişe genellikle Pazar öğleden sonra giderim.I usually go shopping on Sunday afternoon.
Alır almaz parayı harcarım.I spend money as soon as I get it.
Bir sincap gölette banyo alıyor.A squirrel is taking a bath in the pond.
Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Yaşına bakılmaksızın herkes alınacaktır.Every person will be admitted regardless of his or her age.
Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.Petroleum was replacing coal as fuel.
Kalın sis, uçağı kalkıştan alıkoydu.The thick fog prevented the plane from taking off.
Aktörler kendini göstermeye alışkın.Actors are used to appearing in public.
Ben bir doğurganlık ilacı alıyorum.I'm taking a fertility drug.
Teslimat için bir ücret alıyor musunuz?Do you charge for delivery?
Alıcının bakış açısından, bu CD çalarların fiyatları çok yüksek.From the buyer's point of view, the prices of these CD players are too high.
Benimle alışverişe gelmek ister misin?Would you like to come shopping with me?
Ben alışverişe gitmek zorundayım.I have to go shopping.
Alışverişe gitmeye ne dersin..What do you say to going shopping?
Alışverişe gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go shopping.
Alışveriş listesinde tüm ürünleri kontrol ettiniz mi?Did you check all the items on the shopping list?
Benim için biraz alışveriş yapar mısın?Can you do some shopping for me?
Benimle alışverişe gitmek ister misin?Would you like to go shopping with me?
Alıp almamak size kalmış.It is up to you whether to buy it or not.
Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.You must be quite accustomed to using chopsticks by now.

İlgili Sayfalar