Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Minusta tuntuu kuin siellä ei uskottaisi tiedonantojani.
Çocuk bir işbirlikçi (ortak) olarak algılanır.Siinä alaikäinen on työntekijänä.
Ölümü tanrının bir işareti olarak algılanmıştı.Hän kokee hylkeen olleen merkki Jumalalta.
Kısaca, birden fazla algı sistemi aynı nesnelere kendi yorumlarını aynı kuvvette verirler.Vielä pelottavampaa on löytää samat voimat omasta mielestään.
İnsanın bir kardeşi olarak algılanır.Vanhemmasta veljestä katso veli.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Berkeleylle joku olio oli olemassa vain jos se aistittiin.
Foveon algılayıcı renkleri gerçeğe en yakın şekilde algılar.Tosivärikuvissa kuvan värit ovat lähellä ihmissilmän näkemiä värejä.
Hangi kelimelerin küfür olduğu algısı farklılık gösterir.Käsitykset siitä, mitkä sanat ovat kirosanoja, vaihtelevat.
Başka bir deyişle, çevremizde birçok olay meydana gelir ve biz bunların sadece küçük bir kısmını algılarız.Με άλλα λόγια, πολλά συμβαίνουν γύρω μας και εμείς διαλέγουμε ένα μικρό κομμάτι από αυτά.
Üçüncü olarak, algılar, yorumlamadan önce veya sonra sağlanan her türlü “dış” bilgiye maruz kalırlar.Τρίτον, οι αντιλήψεις υπόκεινται σε οποιαδήποτε 'εξωτερική" πληροφορία που παρέχεται πριν ή μετά την ερμηνεία.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Το κοινό κρυολόγημα είναι η πιο συνηθισμένη ανθρώπινη ασθένεια και επηρεάζει ανθρώπους παγκοσμίως.
Rinovirüsün sebep olduğu soğuk algınlıkları en çok semptomların görüldüğü ilk üç günde bulaşıcıdır.Το κρυολόγημα που προκαλείται από ρινοϊούς είναι πιο μεταδοτικό τις 3 πρώτες μέρες των συμπτωμάτων.
Yanlış pozitif bir algılama ihtimali on milyonda birden daha azdır.Η πιθανότητα ψευδούς θετικής ανίχνευσης είναι μικρότερη από μία στα δέκα εκατομμύρια.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Η οικονομική επίδραση του κοινού κρυολογήματος δεν είναι καλά κατανοητή από την πλειοψηφία του κόσμου.
AS ve OSB’li birçok kişide başka sıradışı duyumsal ve algısal beceri ve deneyimler bulunur.Πολλά άτομα με AS και ASD εκθέτουν άλλες ασυνήθιστες αισθητηριακές και αντιληπτικές ικανότητες και εμπειρίες.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Υπολογίζεται ότι χάνονται 22 εκατομμύρια έως 189 εκατομμύρια σχολικές ημέρες ετησίως λόγω κρυολογημάτων.
Sıradan insanların tanrılar hakkındaki algıları rahiplerin algılarından farklılıklar gösterebilir.Οι αντιλήψεις των κοινών ανθρώπων για το θείο μπορεί να διέφεραν από εκείνες των ιερέων.
Savaş Tanrısı olarak da algılanır.Λατρεύεται ως θεός του κυνηγιού.
Ancak bu algılama doğrulanamadı.Ευτυχώς όμως, οι φόβοι αυτοί δεν επαληθεύτηκαν.
Soğuk algınlığı için etkinlikleri konusunda çok sayıda antiviral test edilmiştir.Έχει δοκιμαστεί ένας αριθμός αντιιικών για την αποτελεσματικότητά τους στο κοινό κρυολόγημα.
İnsan kulağının algıladığı frekanslar 20 Hz ile 20 kHz (20 000 Hz.) arasındadır.Στους ανθρώπους το ακουστό φάσμα εκτείνεται κατά προσέγγιση από τα 20 Hz έως τα 20 KHz (20.000 Hz).
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Ο Kενάν, αισθάνεται να απειλείται.
Duyularla algılanabilen dünya, doğa kanunlarının yansımasıdır.Είμαι γιατρός και μπορώ να διακρίνω τον νόμο της φύσης ως νόμο της λογικής.
Algılanmaları, açıklanmaları ve olası kompozisyonları yine de tartışmalara açıktır.Θέματα όπως η σύνταξη και η πιθανή κλίση ή συγκόλληση παραμένουν μυστήριο.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.Συνολικά, υπάρχουν πάνω από διακόσιοι διαφορετικοί ιοί που σχετίζονται με τα κρυολογήματα.
Işık akısı insan gözü tarafından algılanan bu güçtür.Η φωτεινή ροή μετρά μόνο την ισχύ που γίνεται αντιληπτή από το ανθρώπινο μάτι.
Belirsizlik artıyorsa, algılayan için doğru algılama zorlaşır.Αν υπάρχει αμφιβολία καλό είναι να γίνεται υπερηχογράφημα.
Sarı, Güneş ışığının görünür rengi olarak algılanır.Κίτρινο: τη λάμψη του ήλιου.
Savaş ve Sevgi Insani olarak da algılanır.Στην πίστη και την αγάπη είμαι μέρος της ανθρωπότητας.
Örneğin fillerin ayağında çok alçak frekansları algılayan doğal alıcılar vardır.Για παράδειγμα οι ελέφαντες έχουν σχετικά επίπεδα αφτιά κάθετα πλάγια στο κεφάλι τους.
Fakat günümüzde tüm insanlığa olarak algılanmaktadır.Στις μέρες μας η αξιολόγηση κατατάσσει τους ανθρώπους στην κοινωνία.
Bunlar algıdaki farklılıklar, motor becerilerde, uyku ve duygularda sorunlar olabilir.Disse omfatter forskelle i opfattelse og problemer med motorik, søvn, og følelser.
Ancak bu ışınımın tamamı insan gözüyle algılanamaz.Det er ikke mennesker förunnat at se hela nettet.
Ölümü tanrının bir işareti olarak algılanmıştı.Hun følte at hendes mands død, var et tegn fra gud.
Farklı insanlar aynı nesneyi farklı algılar.Ting af samme art deler samme slags mana.
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.Spionerer og optager alt, hvad han ser.
Bu da demektir ki çocuklar geç algıdan erken algıya ilerlerler.En af årsager er, at de går for sent i gang med at få børn.
Ama anlatılanlar o kadar inanılmazdı ki, birçok insan bunları savaş propagandası olarak algıladı.Jeg syntes bare det en skam at så mange har følt de måtte imitere det.
Paraşüt hem atalet hem barometre algılayıcıları tarafından açılabilecekti.Dette blev sikret ved hjælp af barometriske sensorer.
Türkiye'de de eşcinsellik genel olarak normal dışı ve kabul edilemez olarak algılanmaktadır.I Rusland opfatter man den vestlige høflighed som værende overfladisk og unødvendig.
Eren kavramının karşıtı olarak algılanır.På dansk kendes begrebet at være omvendt.
Spartalıların bir Uyku ve Ölüm kültü mevcuttu; bu ikisi ikiz kardeş olarak algılanıyor ve kabul ediliyordu.Spartanerne hadde en kult for Søvn og Død, født som tvillinger.
Meinig; aynı alana bakan insanların aynı şeyleri algılayacağını söyler.Etter hvert skulle det vise seg at mennene burde fått samme råd.
Algı yönetimi Amerikan ordusu tarafından ortaya konmuş bir tanımdır.Rapporten utdyper og bekrefter en tidligere uttalelse gjort av US Army.
Pek çok tipte ışık algılayıcısı vardır.Det finnes en rekke typer reflektorer.
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.Ser du ikke at sammensvergelsene er lamslåtte av at alle disse kjenner til den?
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Det går fint an å si en usannhet uten å lyve.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Berkeley mente at det å eksistere er bli oppfattet.
Ancak yanımızdan hiç oralı olmayıp geçer giderse problem duyum algı farkına işaret ediyor olabilir.Dersom andre sender samtidig kan det bli problem med å høre meldinger til seg.
Bunlar vücut pozisyonu (propriyosepsiyon) algılama sisteminin bir parçasıdır.Dette er en del av fordøyelsesystemet.
"Zendig-Dehr İlişkisi: Kureyşli Zındıkların Zaman ve Ahiret Algısı".Penghuni barzakh berada di tepi dunia (masa lalu) dan akhirat (masa depan).
Ama anlatılanlar o kadar inanılmazdı ki, birçok insan bunları savaş propagandası olarak algıladı.Namun, kabar itu tidak dipercaya dan banyak yang mengira kalau kabar itu hanyalah propaganda perang.
Genellikle ilk peer-to-peer dosya paylaşım sistemi olarak algılanır.Penemuan ini dikatakan sebagai sistem berbagi peer-to-peer yang pertama.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Dampak ekonomi dari pilek belum dipahami secara benar di sebagian besar negara di dunia.
Duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabilir.Di samping bisa membaca pikiran orang, juga banyak akal.
Olabildiğince bu karmaşık işlemleri çok rahat algılanabilir kılmaya çalıştık.Dia mencoba untuk melaksanakan semua rencana sesempurna mungkin.
Smarta perspektifi Batı'daki hakim Hinduizm algısıdır.Pandangan Smartalah yang mendominasi pandangan Hinduisme di Barat.
Farklı insanlar aynı nesneyi farklı algılar.Maka ada banyak individu yang berbeda-beda dalam jenis yang sama.
Özel hücre zarı reseptörlerince algılanırlar.Bagian ekstraseluler dari reseptor dapat diglikosilasi.
Aktif algılama ise uydunun kendi kaynakları ile yaptığı algılamadır.Bentuk aktif bermakna subyek sendiri yang melakukan tindakan.