Simpsonlar, bu algıyı değiştirdi.I Simpson cambiarono questa percezione.
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.La forma di queste zone è necessariamente influenzata dalle capacità sensoriali dell'animale.
Aslında, onların bazı algısal düzen ‘kuralları’ bugün, belirsiz ve yetersiz gibi geliyor.In effetti, alcune delle loro "leggi" di organizzazione percettiva suonano vaghe e inadeguate.
Yararı: Saenggang Cha genellikle soğuk algınlığını önlemek ve sindirime yardım için kullanılır.Efficacia: il saenggang cha si usa di solito per prevenire i raffreddori ed aiutare la digestione.
İslam'da yokluk algısı çeşitli konularda geçmektedir.La lotta per l'indipendenza in Haiti si sviluppa in varie tappe.
Bir hicivdi ve birçok insan albümü "işte kendisi böyle biri" olarak algıladı.Era una satira, e molte persone l'hanno interpretato come 'Questo è ciò che è in realtà.
Bu sadece kesin algılamada doğru olabilir.In senso stretto questo potrebbe essere vero.
Otomatik tür algılama kullanır.Uso di strumentazione automatizzata..
Bir başka eleştiri ise, FeTeMM eğitimi ile bazı diğer branşların eğitiminin önemsiz algısınadır.Pure noi abbiamo più di una perplessità sulla scelta del nuovo allenatore bianconero.
Ve yiyeceklerin kokusunu da çok uzaktan algılarlar.Sente profumi e odori particolari anche da lontano.
Bununla beraber, o gün yayılan olaylar “de facto devrim” olarak algılanabilirdi.Questi concetti, che oggi possono sembrare scontati, erano all'epoca considerati "rivoluzionari".
Diriliş, tekrar başlangıç gibi algılanır.Tecnicamente è come se si fosse iniziata una nuova discussione.
Zaman, bizim algılarımızla yarattığımız bir kavramdır.Esso è solo uno degli strumenti utilizzati dalla nostra mente.
Algı yönetimi Amerikan ordusu tarafından ortaya konmuş bir tanımdır.La trattativa si rivela essere un'operazione coperta di un'agenzia governativa USA.
Savaş ve Sevgi Insani olarak da algılanır.Nella fede e nell'amore sono parte dell'umanità.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.Il filosofo sembra ormai più preoccuparsi del saper morire che del saper vivere.
Algımız daha seçici olur ve hedefin daha istikrarlı bir resmini çizeriz.Il giornale prenderà volto più preciso così come noi giungeremo a determinazioni più precise.
Felsefede somut, algılanabilir ve denenebilir olay ve nesne demektir.Infatti, ciò che un filosofo propone o è sensibile o intelligibile.
Sadece söylediğim şekilde söyledim; ama yanlış bir ifadeydi ya da yanlış algılandı; hepsi bu.E noi sappiamo che non mente; ed è tanto, è tutto.
Gökbilimciler, sadece kendi çekim etkisinin ışığı etkilemesi sonucunda bunu algılayabilirler.Gli astronomi possono unicamente rilevarne l'influenza tramite il modo in cui la gravità agisce sulla luce.
Ya algılamazsa sorusu yok, bu bir kesinliktir.(完美的愛情讓人意志薄弱,不完美的愛情傷害人心) Se ci sono dei dubbi, c'è anche una verità.
Uyku esnasında ağrı algılama duygusu kaybolmaz.Addormentatasi, al risveglio non sentì alcun dolore.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Tuttavia, lo stesso Johnson smentì tale ipotesi.
Savaş Tanrısı olarak da algılanır.È stato venerato come dio della Guerra.
Aynı şekilde, bir algının oluşmasında beynin rolü vardır, ama algı insanın zihninde oluşur.Ciò nonostante, la mente si correlaziona 1:1 al cervello; la vita mentale dipende dal cervello.
Mersiyeleri salt ağıt boyutuyla algılamak eksiklik olur.Gli enolati possono essere ossidati dalle solfonilossaziridine.
Farklı insanlar aynı nesneyi farklı algılar.Una di esse, si distingue dalle altre di medesimo soggetto.
Örneğin, resim A’da bir üçgen olmamasına rağmen üçgen algılarız.La matrice B {\displaystyle B} considerata sui reali invece non è neppure triangolabile.
Sütyenin tarihçesi ve değişen algılarStrascichi storici e dipendenza dai percorsi evolutivi.
Trace: Reşit olmayan büyücülerin yaptığı sihirsel aktiviteleri algılar.Bianca: rigenera il potere magico perso.
Ancak oyunlaştırma yanlış algılanmaktadır.Ma le apparenze possono ingannare.
İnsan kulağının algıladığı frekanslar 20 Hz ile 20 kHz (20 000 Hz.) arasındadır.Il campo uditivo dell'uomo si estende da una frequenza di circa 20 Hz fino a 20.000 Hz (ossia 20 kHz).
Bu terimin eskiden küçültücü bir nitelik taşıdığı düşünülmüştür, fakat artık öyle algılanmamaktadır.Precedentemente, il ritardo mentale è stato considerato un sintomo principale, ma non è ora non lo è più.
Düşük algılamalı termokuplların (B, R ve S türleri) kararlılıkları da düşüktür.Trucks inoltre abbassa lievemente il tono del E basso).
Fakat günümüzde tüm insanlığa olarak algılanmaktadır.Da allora ha preso in odio l'intero genere umano.
Ancak algılanan bu görüntüler saklanma maliyeti yüksek olduğundan depolanamaz.Ancora oggi è impossibile calcolare l'immenso tesoro sottratto.
Mezhepler dini önderlerin veya toplulukların din algılarıdır.I matsuri vengono organizzati dai templi o dalle comunità.
Algılayan, bir şeylerin farkına varan ve bir nihai anlamaya erişen kişidir.Lei, però, li scopre subito e intuisce che hanno capito qualcosa.
Soğuk algınlığı bulaşıcıdır.Простуда заразна.
Yakında soğuk algınlığını atlatacağını umuyorum.Надеюсь, твоя простуда скоро пройдёт.
Erkek kardeşim şimdi kötü bir soğuk algınlığından müzdarip.Мой брат страдает сейчас от сильной простуды.
Soğuk algınlığı geçiriyorum.Я болею простудой.
Soğuk algınlığına sık yakalanıyor musunuz?Вы часто простужаетесь?
Ya da daha önceden algılanmıştır, birincil olarak ya da dolaylı yoldan (bir başkasının betimlemesiyle).Игра вперёд или пас вперёд (неопр.).
Bu çalışmaların birçoğu teknofobik olarak algılanan teknolojinin daha karanlık tarafını tasvir etmektedir.Многие из этих работ изображают «тёмную сторону» технологии, как её видят технофобы.
Enerji olmadan algılama yapmak imkânsızdır.Невозможна без энергии.
Radar sensörü, ESM sistemleri tarafından orta vadede algılanamayan bir FMCW telsizidir.Сенсор радара представляет собой FMCW трансивер, необнаруживаемый ESM системами среднего диапазона.
Fakat günümüzde tüm insanlığa olarak algılanmaktadır.Сегодня такие подходы имеют особое значение для всего человечества.
Ama o herkesi anlıyor ve algılıyor.Он принимал и понимал всех.
Yerçekimi dalgalarının algılanması, Astrofiziksel gözlem yapmak için başka bir araç sağlayacaktır.Наблюдения гравитационных волн обеспечивают дополнительные способы проведения астрофизических наблюдений.
Eğer hata algılanmazsa kalan sıfıra eşitlenir.Если нет погрешностей вычисления, мнимая часть будет равна нулю.
İran'daki Türkiye algılaması: çakışan ve çelişen beklentiler ve bakış açıları.Охрана птиц в России: проблемы и перспективы.
Anavatana dönüş toprağa bağlı bir dönüş olarak algılandı.Страна, в которую она возвратилась, представляла собой разделённую нацию.
Şalit’in tutsaklığı, genelde adam kaçırma olarak algılanıyordu.Ала Качуу Похищение, зачастую насильственное.
Algılar saf düşüncelerdir ve kendisiyle ilgili edindiğimiz düşünceler dışında madde diye bir şey yoktur.Чувственные вещи не имеют никакого другого существования кроме их бытия, воспринимаемого нами.
Şüphesiz Niks de onların anneleri olarak algılanmaktaydı.Во-первых, он нигде не назван как один из его детей.
Farklı ülkelerde farklı şekillerde algılanır.В разных странах к нему относятся по-разному.
Bir çeşit ceza olarak algılanır.Это звучит как вынесение приговора.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Она понимает, что с её чувствами не считаются.
Pek çok tipte ışık algılayıcısı vardır.Несколько типов источников света.