Ana içeriğe geç
Sözlük

algı ile cümle

algı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yerçekimi dalgalarını algılama, elektromanyetik spektrum gözlemlerini tamamlamayı garantiliyor.Гравитационно-волновые наблюдения дополняют наблюдения электромагнитного спектра.
Savaş Tanrısı olarak da algılanır.Также известен как "Бог Войны".
Bu daha çok işçilerin kendilerini karla ilgili olarak algılamasını sağlamıştır.Он не раз признавался друзьям, что думает о суициде.
Varşova Ayaklanması, 1944: Algı ve Gerçeklik, 2004.Варшавское восстание, 1944 год: политические аспекты.
Bazen içsel bir mahkeme olarak da algılanır.Что иногда даже приводило к судебным искам..
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.Форму этих зон определяет чувствительность органов восприятия рыбы.
Bireyin başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü kendince algıladığı anlamına gelmektedir.Иными словами, люди склонны полагать, что все остальные думают точно так же, как они сами.
Silahsız olup keşif / gözetleme maksatlı algılayıcılar ile donatılmıştır.Правильная чистка оружия и уход за ним // Спецназ.
Türklerde Dişil olarak algılanmıştır.На Украине именуется зуби.
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.Что мы увидим, когда мы это увидим (неопр.).
Aile bir ortak olarak algılanır.На родине популярна в качестве компаньона.
Çünkü müzik, algılanması bu kadar zor olan bir şey değil.Кто это поёт, понять решительно невозможно.
Duyuma ve algılara dayanır.Они полностью зависят от звуков и ощущений.
Araştırmaları için her bir kolunda 150 algılayıcısı var.Имеет 150 авторских свидетельств на изобретения.
Bunlara ek olarak bir de pasif uzaktan algılama teknolojisi vardır.Так же в его распоряжении есть огромное количество технологий из будущего.
İnsanın bir kardeşi olarak algılanır.Он мне как брат.
Bir manifesto ya da hackerların el kitabı olarak algılanmıştır.Представляет собой одновременно манифест и справочник для хакеров.
Dünyanın yeniden doğumu olarak algılanabilir.Сказка как бы заново рождается.
Bu tip algılayıcıların önemli 2 özeliği vardır.Подобные системы имеют две серьёзные слабости.
Bu bilgilerin algılanması çocukların dil edinimi ile açıklanabilir.Рекомендуется обучать таких детей языку жестов.
Pekiştirmeli öğrenme - Dünya algısına dayalı bir öğrenme biçimi.Замените память наглядной информацией: мировое знание.
Sübjektif eşitlik konusunda, konu iki ağırlığın aynı olduğunu algılar.Одно голое уверение имеет одинаковый вес, как и другое.
Simpsonlar, bu algıyı değiştirdi.Империализм это изменил.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.А люди, как доказывает Уэльбек, являются только частицами.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.إنّ الأثر الاقتصاديّ للزُكام غير مَفهوم بوضوح في أرجاء كثيرة من العالم.
Bir çeşit ceza olarak algılanır.ويبدو أنه معرض لنوع من العقاب.
Yüksek sesler ve ışık gibi algısal bilgilere sıradışı tepkiler de sıklıkla görülür.كما تُعد الاستجابات الغريبة للمعلومات الحسية، مثل الأصوات العالية والأضواء شائعة.
Araştırmalar aynı zamanda risk algısının, algılayanın psikolojik durumundan etkilendiğini gösteriyor.تظهر الأبحاث أيضًا أن مفاهيم المخاطر تتأثر بالحالة العاطفية للمُحِس.
İslam'da yokluk algısı çeşitli konularda geçmektedir.أما الأمر في الإسلام فإنه يختلف في نقاط معينة.
Eğer gruptaki diğer kişiler ‘soyut varlıklar’ olarak algılanırsa, sınıflandırma yapmak daha az olasıdır.وإذا استطعنا كمجتمع توسيع مفهوم قيمة الذات ربما القليلون هم من سيطلق عليهم "معاقون".
Sanatçının çocuk algısıyla yazdığı şiirlerde duygu tonu diğer şiirlerine göre çok daha fazladır.ونغمة الشعور في الأشعار التي كتبها الفنان بإدراكه الطفولي أكثر بكثير بالمقارنه مع أشعاره الأخرى.
Feynman aynı zamanda kuantum bilgisayarlarının var olabilmesi algısına sahip ilk fizikçilerden biridir.كان فاينمان أيضا من أوائل العلماء الذين أدركوا إمكانية صناعة حواسيب كمية.
Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır.والغضب هو النمط السلوكي الذي يهدف إلى تحذير المعتدين لوقف سلوكهم التهديدي.
Sadece söylediğim şekilde söyledim; ama yanlış bir ifadeydi ya da yanlış algılandı; hepsi bu.إما أنك تفهم أو لم تقم بذلك، وهذا هو كل شيء.
Algısal analiz, soyut düşünme ve sosyal davranış yetkinlikleriyle ilişkilindirilmektedir.الذي يجمع بين التحليل السياقي، وروح المسؤولية الأجتماعية.
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.ينمو الأطفال أحيانًا في هذه العائلات على أساس فهمهم أن هذا هو التسلسل الطبيعي للعائلات بشكل عام.
Çeşitli kuralları kullanarak zaman uyumluluğu, kelime sıralaması ve benzeri konularda hataları algılayabilir.باستخدام مختلف القواعد، البرنامج بعدها يمكنه الكشف عن الأخطاء المختلفة، الأعداد، ترتيب الكلمات، وهكذا.
Proprioseptif sensörler insansı vücud ve eklemlerin pozisyon, oriyantasyon ve hızlarını algılarlar.حساسات حساسية التحسس تستشعر الموقف والتوجيه وسرعة جسم الإنسان والمفاصل.
Ant hedef modeli, yapay dosyaları hedef olarak algılamamaktadır.نموذج هدف Ant لا يتعامل مع الأدوات كأهداف.
Algı yönetimi Amerikan ordusu tarafından ortaya konmuş bir tanımdır.ويعتبر اخر فرع تم تكوينه الجيش الأمريكي.
Duman dedektörü, tipik bir yangın göstergesi olan dumanı algılayan bir cihazdır.كاشف الدخان هو جهاز يتحسس للدخان، عادةً يشير إلى وقوع حريق.
Birey, algısal veya tanıma kusurunu kabul ettiği zaman, terapi çeşitlerinden birisi önerilebilir.بمجرد أن يقر الفرد بأن لديه عجز إدراكي أو عدم القدرة على الاعتراف فإنه يوصى بنوع من أنواع العلاج.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.وقد شعر المتوكل بالتهديد من ذلك.
Durumun algılamada büyük bir etkisi vardır, çünkü farklı durumlar hedef hakkında ek bilgi isteyebilir.من خلال إدراك الغرض من ظروفنا ، يمكن للمرء أن يتقن القلق.
Bu bir şehrin kentsel projesini algılamak için kilit noktadır”.رمز لضبط إيقاع المدينة".
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.تسمى ثمرة تين شوكي (صبر) تسمى كوز صبر وهنا تبدو كما نراها قبل قطفها.
İnsan duyum ve algıları geçici, doğruluğu kesin olmayan bilgiler verir.الاهتمام بالمشاعر فقط بدون حقائق أو معلومات.
Simpsonlar, bu algıyı değiştirdi.The Simpsons mudou essa ideia.
Bahsi geçen 'ağaç' bir algılamanın ürünüdür.No conceito de frutas do grupo (normalmente apresentado no verão), representa um abacaxi.
O dönemde Emevi vergi ve idari uygulamaları bazı Müslümanlar tarafından adaletsiz olarak algılanıyordu.Na época, o imposto e gestão administrativa omíada era considerada injusta por alguns muçulmanos.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.O impacto económico da constipação ainda está por estudar a nível mundial.
Şüphesiz Niks de onların anneleri olarak algılanmaktaydı.Não surpreende que sejas tu o que foram teus pais.
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.A forma dessas zonas será necessariamente afetada pelas capacidades sensoriais do animal.
Soğuk algınlığı için etkinlikleri konusunda çok sayıda antiviral test edilmiştir.Tem sido ensaiada a eficácia de uma série de antivirais na constipação.
Sıradan insanların tanrılar hakkındaki algıları rahiplerin algılarından farklılıklar gösterebilir.As percepções de pessoas comuns sobre o divino podem ter diferido daquelas dos sacerdotes.
Senato ise bu isteği bir meydan okuma olarak algılar.Sim, senhores: ouso chamar isso de dever.
Bazen böyle ailelerde büyüyen çocuklar, aile içinde görülen bu işlevsizlikleri sosyal norm olarak algılarlar.Às vezes, crianças crescem em tais famílias com o entendimento de que tal tipo de convívio é normal.
Jest ve mimikleri algılar.Até mesmo há restos de mamutes.
"Dili algıla" seçilirse, bilinmeyen bir dildeki metin otomatik olarak tanımlanabilir.Se "Detectar idioma" é selecionado, o texto numa língua desconhecida pode ser identificado.
Konuşma esnasında yardımcı olan ve zamansal olarak ardı ardına gelen bilgiler eşzamanlı olarak algılanabilir.As observações realizadas durante o tempo atribuído são publicadas imediatamente, sem prazo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod