2011 ve 2012 yıllarında Vladimir Putin aleyhine pek çok protestoya liderlik etti.Roku 2012 se zúčastnil masivních pouličních demonstrací proti Putinovi.
Aleyhine düşünenler içinse İngiliz Gizli Servisine üye bir İngiliz ajanıdır.Podle některých zdrojů byl agentem britské tajné služby.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Începând cu mijlocul anului 1943, soarta războiului se întorcea definitiv împotriva Germaniei.
1959 - Kadın avukatlar Refik Erduran aleyhine dava açtı.1936—a făcut apel în justiție contra falsificatorilor operei sale.
Fransızlar savaşa Fransızlar aleyhine katılan İsviçrelilerle bir anlaşma imzaladılar.Elvețienii au refuzat să lupte de partea francezilor în numele Republicii Helvetice.
Savaşa Bizans Hristiyanları aleyhine yaklaşık 20.000 Yahudi asisi katıldı.În Worms au fost uciși cam 800 de evrei care au refuzat botezul creștin.
Ancak dava, hızla onların aleyhine döndü.A vádat gyorsan megváltoztatták.
Brezilya’da ise tüm tepkiler polis müdahalesinin aleyhineydi.Virossa aiotaan käydä läpi kaikki valitukset, jotka koskevat poliisin liiallista voimankäyttöä.
Böylelikle Büyük Oyunun ilk safhası İngilizler aleyhine sonuçlandı.Peli oli aluksi englantilainen aikuisten seurapeli.
26 Haziran 2007'de, yanıltıcı reklam suçlamasıyla firma aleyhine bir Fransız mahkemesinde dava açıldı.Στις 26 Ιουνίου 2007, η εταιρεία καταδικάστηκε σε γαλλικό δικαστήριο για ψευδή διαφήμιση.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.Έντεκα (11) έθνη ψήφισαν κατά, ενώ 58 απείχαν, και επιπλέον 24 κράτη απουσίαζαν όταν διεξήχθη η ψηφοφορία.
Ancak dava, hızla onların aleyhine döndü.Ωστόσο, επανήλθε στην Α΄ κατηγορία άμεσα.
Bu olayın aleyhine olan olasılıklar oranı da (1 − p) / p 'dir.Η πιθανότητα να ρίξει ΓΡΆΜΜΑΤΑ είναι 1 − p (εδώ, λοιπόν, p είναι θ ανωτέρω).
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Ωστόσο, οι εξεγέρσεις αυτές δεν σχετίζονταν με την άρνηση της αυτοκρατορικής εξουσίας.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.Seks stemte imod, elleve afstod fra at stemme, mens fem lande ikke deltog i afstemningen.
Gotlar Hunlar aleyhine birkaç isyan yapmışlardı ama bu isyanlar hemen Hunlarca bastırılmıştı.Goterne startede flere oprør mod hunnerne, men de blev alle slået ned.
Bu tarihte Osmanlı devleti aleyhine Rusya-Avusturya gizliden ittifak etmişlerdi.Østrig allierede sig med Rusland under denne konflikt.
Fakat Ethelred'in oğlu Edmund Ironside babası aleyhine isyan etti.Selv hans sønn Edmund Jernside gjorde opprør mot ham.
11. yüzyıldan başlayarak Yahudiler aleyhine bazı pogromlar gerçekleşti.På 1000-tallet var det flere muslimske pogromer mot jøder.
Hapishanedeki vaziyetler artık „La Onda“'nın aleyhine dönüşür.Men hvem skal beskytte oss mot La Fayette?»
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.107 stater stemte for medlemskap, 14 mot, mens 52 land avholdt seg fra å stemme.
Bu olayın aleyhine olan olasılıklar oranı da (1 − p) / p 'dir.Sannsynligheten for hver av disse er ( 1 − p ) {\displaystyle (1-p)} .
Halbuki sadrazam olarak kendisi aleyhine olduğunu düşündüklerinden şahsi intikamlar alma peşine düştü.Di depan teman yang ia pecat ia bersifat seakan-akan ia sangat merasa menyesal.
Karı, koca 478-479'da Zeno aleyhine bir isyan çıkardılar.Pasangan itu memimpin sebuah pemberontakan melawan Zeno pada tahun 478–479.
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.Selama tahun 1943, perang di Atlantik berbalik melawan Jerman.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.Terdapat 58 negara yang abstain, dan 24 negara lainnya tidak hadir dalam pemungutan suara.
Reşkotanlar geçmişte sürekli devlet aleyhine faaliyetlerde bulunmuştur.Gerilya NII melawan pemerintah berlangsung lama.
2011 ve 2012 yıllarında Vladimir Putin aleyhine pek çok protestoya liderlik etti.Udaltsov Trong năm 2011 và 2012, đã giúp đỡ lãnh đạo một số các cuộc phản đối chống lại Putin.
Karı, koca 478-479'da Zeno aleyhine bir isyan çıkardılar.Cặp đôi này đã dẫn đầu một cuộc nổi dậy bất thành chống lại Zeno vào khoảng năm 478-479.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.この条約には58国が同意、7国は反対、36国が棄権、23国は裁決に加わらなかった。
Pazar gününü seçmenizin aleyhine olan olasılıklar oranı 6/1'dir.不选择星期日的发生比是 6 1 {\displaystyle {\frac {6}{1}}} 。
Bunun üzerine Ali taraftarları bu uydurma süfyan karakterinin aleyhine hadisler uydurarak yaydılar.於是其他民族異想天開地捏造了關於這種令人難以置信的織物來源的各種各樣傳聞。
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.1943年中旬,德國在戰爭的局勢已被決定性地扭轉。
IV. Henry aleyhine tekrar bir isyan çıkartılır.亨利四世很快面对着新的叛乱。
Fakat aleyhine en ufak bir dedil elde etmek mümkün değildi.但我却没有把最美好的一面奉献给他。
Çünkü dizide her şey aleyhine olduğundan bu durum onu daima kavgaya çekmektedir.그가 관직에 등용되면 바로 따라서 그를 파직하라는 상소가 항상 있었다.
Bununla birlikte, işgal aleyhine olan beyan yediye dört çoğunluk ile kazanıldı.כך זכה הגינוי לפלישה ברוב של 7 חברים כנגד 4.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.בעד ההחלטה הצביעו 100 מקרב 193 מדינות, בעוד 11 התנגדו, 58 נמנעו ו-24 לא השתתפו בהצבעה.
Seyircilerin iğrenmeleri aleyhine giydiğim uzun kollu kırmızı bluzun düğmelerini çözüp üstümden çıkarttım.ולתדהמת הקהל, פשטתי את החולצה האדומה שלבשתי.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.58 държави се въздържат, а 24 не присъстват на гласуването.
Seferin ikinci aşamasında, Fransız 7. Ordu aleyhine yapılan savaşlara katıldı.След това във втората фаза на Френската кампания той взима участие ѝ в боевете срещу Френската 7-ма армия.
1975 - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Kıbrıs konusunda Türkiye aleyhine karar verdi.1955 г. – Четирите велики сили признават правото на неутралитет на Австрия.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.Bilo je 58 uzdržanih, a preostale 24 države nisu sudjelovale u glasovanju zbog odsutnosti svojih predstavnika.
Bu olayın aleyhine olan olasılıklar oranı da (1 − p) / p 'dir.Udalosť nastáva s pravdepodobnosťou p a nenastáva s pravdepodobnosťou (1-p).
O güne kadar kendi çıkarına kullandığı imparatorun paranoyası kendi aleyhine döndü.Cesarjeva paranoja, ki jo je s pridom uporabljaj v svojo korist, se je zdaj obrnila proti njemu.
Karı, koca 478-479'da Zeno aleyhine bir isyan çıkardılar.Zakonca sta leta 478–479 organizirala upor proti Zenonu in bila po propadlem uporu izgnana v Izavrijo.
Bunu Sezar'ın cenazesinde yaptığı, halkı suikastçilerin aleyhine çeken "tahrik edici" konuşmayla başarmıştı.Taip atsitiko dėl jo „uždegančios“ kalbos per Cezario laidotuves, nukreipusios minios pyktį ant žudikų.
Ptolemaios, ardından, imparatorluk taht naibi olan Perdikkas aleyhine kurulan koalisyona katıldığını açıkladı.Po to Ptolemėjas prisijungė prie koalicijos, nukreiptos prieš Perdiką.
Bu durumda hareketi yapan oyuncu uyarılır, sarı kart görür ve aleyhine endirekt serbest vuruşa karar verilir.Už tokius veiksmus teisėjas rodo geltoną kortelę ir nurodo mušti baudinį iš naujo.
Reşkotanlar geçmişte sürekli devlet aleyhine faaliyetlerde bulunmuştur.Pastarojo laikais valstybė buvo aneksuota Avanti valstybės.
Oberwesel'de de "mucizeler" Yahudiler aleyhine tek kanıt olarak kullanıldı.Moskoviidid nagu sa neid nimetad on alati juutidega vaenujalal olnud.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Burdust sagt, politiska möjligheter i USA försvåras kraftigt för dem som samtidigt är intelligenta och ärliga.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Povedané bez obalu, americké politické možnosti sú zaťažené proti tým, čo sú inteligentní a úprimní zároveň.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.1つ目は給与待遇です 営利セクターだと 良い仕事をすれば
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.서로 다른 5개의 영역에서 비영리 부문을 차별합니다. 첫 번째는 보상입니다.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.C'est un apartheid qui discrimine le secteur à but non lucratif dans cinq domaines différents,
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.È un apartheid e discrimina il settore nonprofit in cinque diverse aree, di cui la prima è la remunerazione.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.E un apartheid şi discriminează sectorul nonprofit în cinci sectoare diferite, primul fiind compensaţia.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.Het is apartheid en het discrimineert de [non-profit] sector op vijf gebieden; de eerste is compensatie.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.Je to apartheid a diskriminuje neziskový sektor v pěti různých oblastech, první z nich je kompenzace.