Fakat bu deneme, reform operası aleyhinde sonuç vermişti.Ta zgradba je bila neuspel poskus reforme arhitekture.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.Za sprejem delitve Palestine je glasovalo 33 držav, 13 jih je bilo proti, 10 pa se jih je vzdržalo.
Karı, koca 478-479'da Zeno aleyhine bir isyan çıkardılar.Zakonca sta leta 478–479 organizirala upor proti Zenonu in bila po propadlem uporu izgnana v Izavrijo.
Nisan 866'de imparatoru Sezar Bardas'ın kendi aleyhinde bir komplo hazırladığına inandırmayı başardı.Aprila 866 ga je prepričal, da kaisar Bard načrtuje zaroto in dosegel njegovo soglasje, da Barda ubijejo.
Devletin kendi yurttaşları aleyhinde çalışacak servisler kurmamasını istiyoruz.Svojim delavcem je prepovedal vsako javno nasprotovanje proti svoji stranki.
Bunu Sezar'ın cenazesinde yaptığı, halkı suikastçilerin aleyhine çeken "tahrik edici" konuşmayla başarmıştı.Taip atsitiko dėl jo „uždegančios“ kalbos per Cezario laidotuves, nukreipusios minios pyktį ant žudikų.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.Rezoliucija buvo priimta 33 balsavus už, 13 prieš ir 10 susilaikius.
Ama bu aleyhindekilerin birleşmelerine neden oldu.Tai ir lėmė partijų susivienijimą.
Ptolemaios, ardından, imparatorluk taht naibi olan Perdikkas aleyhine kurulan koalisyona katıldığını açıkladı.Po to Ptolemėjas prisijungė prie koalicijos, nukreiptos prieš Perdiką.
Bu durumda hareketi yapan oyuncu uyarılır, sarı kart görür ve aleyhine endirekt serbest vuruşa karar verilir.Už tokius veiksmus teisėjas rodo geltoną kortelę ir nurodo mušti baudinį iš naujo.
Reşkotanlar geçmişte sürekli devlet aleyhine faaliyetlerde bulunmuştur.Pastarojo laikais valstybė buvo aneksuota Avanti valstybės.
Bununla birlikte parlamento hükümet aleyhinde her zaman güven oylaması yapabilir.Parlament võib ka iga hetk korraldada uue usaldushääletuse valitsusele.
Karar, 111 lehte, 1 aleyhte ve 3 çekimser oyla kabul edildi.Veto poolt hääletas 131, vastu 119 ja puudus 2 senaatorit.
Oberwesel'de de "mucizeler" Yahudiler aleyhine tek kanıt olarak kullanıldı.Moskoviidid nagu sa neid nimetad on alati juutidega vaenujalal olnud.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Burdust sagt, politiska möjligheter i USA försvåras kraftigt för dem som samtidigt är intelligenta och ärliga.
Açık açık söylemek gerekirse, Amerika'daki politik olanaklar Zeki ve dürüst insanların aleyhinedir.Povedané bez obalu, americké politické možnosti sú zaťažené proti tým, čo sú inteligentní a úprimní zároveň.
Ancak onun safça düşünceleri bizi bu savaştan kurtaracak mı, yoksa aleyhimize mi olacak emin değilim.En tiedä, auttaako hänen naiiviutensa meitä selviytymään taistelusta- -vai onko siitä meille haittaa.
Ancak onun safça düşünceleri bizi bu savaştan kurtaracak mı, yoksa aleyhimize mi olacak emin değilim.Nie jestem jednak pewna, czy jego dziecięca naiwność pomoże nam w tej walce, czy zwróci się przeciw nam.
Ancak onun safça düşünceleri bizi bu savaştan kurtaracak mı, yoksa aleyhimize mi olacak emin değilim.Sin embargo, no sé si su ingenuidad nos va a ayudar a salir de esta o si nos va a perjudicar.
Ancak onun safça düşünceleri bizi bu savaştan kurtaracak mı, yoksa aleyhimize mi olacak emin değilim.Но я не уверена, что наивность его мыслей подскажет нам выход из этой борьбы или не сработает против нас.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Det är till vår nackdel att ta överbefälhavarens sida.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Det vil være en ulempe at tage den øverstbefalendes parti.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Estar do lado do Comandante Supremo volta-se contra nós.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Parece que ponernos de parte del General Supremo nos está perjudicando.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Stare dalla parte del Comandante Supremo si è rivoltato contro di noi.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Udawanie popleczników Wodza obróciło się przeciwko nam.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Ylipäällikön puolelle asettuminen kääntyy meitä vastaan.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Η σύμπραξη με τον Ανώτατο Διοικητή θα είναι εναντίον μας.
Başkumandan'ın tarafında olmak aleyhimize işliyor gibi.Нам не на руку то, что мы на стороне Главнокомандующего.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.1つ目は給与待遇です 営利セクターだと 良い仕事をすれば
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.서로 다른 5개의 영역에서 비영리 부문을 차별합니다. 첫 번째는 보상입니다.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.C'est un apartheid qui discrimine le secteur à but non lucratif dans cinq domaines différents,
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.È un apartheid e discrimina il settore nonprofit in cinque diverse aree, di cui la prima è la remunerazione.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.E un apartheid şi discriminează sectorul nonprofit în cinci sectoare diferite, primul fiind compensaţia.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.Het is apartheid en het discrimineert de [non-profit] sector op vijf gebieden; de eerste is compensatie.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.Je to apartheid a diskriminuje neziskový sektor v pěti různých oblastech, první z nich je kompenzace.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.To jest apartheid i dyskryminacja sektora non-profit w 5 różnych obszarach. Pierwszy to odszkodowania.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.של המגזר המלכ"רי ב-5 תחומים שונים, הראשון הוא הפיצויים.
Bu bir ayrımcılık ve kar amacı gütmeyen kuruluşların aleyhine 5 ayrı husus söz konusu.ضد القطاع (الغير ربحي) في خمسة نقاط مختلفة الاول: كونه تعويض
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil전 앞으로 이 두 나라의 예를 이용하여 민주주의에 반하는 경제에 대한 주장이 아니라,
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil lehine olan bir sonuç çıkaracağım.Hodlám tyto dvě země použít jako ekonomický argument pro demokracii než proti ní.
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil lehine olan bir sonuç çıkaracağım.Userò queste due nazioni per argomentare a favore della democrazia, anziché metterla in cattiva luce.
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil lehine olan bir sonuç çıkaracağım.Voi folosi aceste două țări pentru a aduce un argument economic pro democrație, nu anti-democrație.
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil lehine olan bir sonuç çıkaracağım.Ще използвам тези две държави, за да представя икономически аргумент в полза на демокрацията.
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değilאני עומד להשתמש בשתי מדינות הללו כדי לטעון כלכלית בעד דמוקרטיה,
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değilفسأستعين بهذين المثالين للأتيان بحجة إقتصادية لصالح الديمقراطية,
Bu iki ülkeyi kullanarak demokrasinin aleyhine değil民主主義に賛同する立場で 経済の議論をしていきたいと思います
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Ai sẽ không cho Casey Martin quyền đi trên xe golf, lý do của bạn là gì?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Alguém que não daria a Casey Martin o direito a um carrinho de golfe, qual seria a sua razão?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Alguien que no otorgaría a Casey Martin el derecho al carrito de golf: ¿Cuál sería su razón?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Bagi yang memutuskan untuk tidak memberikan Casey Martin hak untuk mobil golfnya apa yang menjadi alasan anda?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Diejenige, die ihm seine Bitte nach einem Golfwagen nicht gewähren würden, welche Gründe hätten Sie?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?En eller anden, der ikke ville bevillige Casey Martin retten til en golfvogn, hvad ville være jeres grund?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Iemand die niet wilde dat Casey Martin het recht op een golfkar krijgt. Wat is daarvoor je reden?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?케이시 마틴에게 골프 카트를 쓸 권리를 허용해선 안된다는 분들은 그 이유가 무엇인가요?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Někdo z vás, kdo by Martinovi vozík neodklepl, jak byste to zdůvodnili?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Pentru cineva care nu i-ar da lui Casey Martin dreptul la o masina de golf, care ar fi motivul?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Qualcuno che non darebbe a Casey Martin il diritto di usare una golf car, quale sarebbe la vostra motivazione?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Quelqu'un qui n'accorderait pas à Casey Martin le droit à une voiturette pourrait-il dire pourquoi ?
Casey Martin aleyhine hükmedeceğini söyleyenlerden biri, nedenini açıklar mı acaba?Teraz ludzie, którzy byli przeciw Casey'owi Martinowi dlaczego tak zdecydowaliście?