Yapılan seçimlerde Parlamento üyeliğine seçilen 493 kişiden, 350'den fazlası kral ve kraliyet aleyhtarı idi..Trong số 493 thành viên của Hạ viện được phục chức vào tháng 11, có hơn 350 người chống đối nhà vua.
Aynı zamanda çok ciddi savaş aleyhtarı pasifist oldu.Nền hòa bình ngắn ngủi bị lung lay nghiêm trọng.
1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı.Ông bị ám sát vào năm 1899 bởi một nhóm sĩ quan bất đồng với ông.
(Peygamber aleyhisselâm buyurdu.使徒座公報に引き継がれた。
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İçin fakat sarhoş olmayın" buyurdu.だが、苻洛は使者へ「汝は帰って東海王(かつて苻堅は東海王であった)へ伝えるように。
Hızır aleyhisselâm ile çok sohbet etti.」と言って中居を焦らせていた。
Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar.但し入り口は眷者にしか見つけられず入る事が許されるのも眷者だけである。
Bu sebeple, kendisi Emevî aleyhtarı olarak yetişti.その為、質実剛健な性格に成長した。
Devletin kendi yurttaşları aleyhinde çalışacak servisler kurmamasını istiyoruz.交戦者はまた相手当事国の国民を強制して本国に対する作戦行動に加わらせることができない。
Fakat bu deneme, reform operası aleyhinde sonuç vermişti.それが、オペラ改革につながった。
Bu olaydan sonra aleyhinde söz söylemeye kimse cesaret edemedi.これらのことを敢えて口に出す人はいません。
Karar, 111 lehte, 1 aleyhte ve 3 çekimser oyla kabul edildi.最終投票結果は賛成113票、反対100票となった。
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.この条約には58国が同意、7国は反対、36国が棄権、23国は裁決に加わらなかった。
Buradaki yazıları yüzünden aleyhinde protestolar düzenlendi.番組の苦情が送られてくるのはほぼ全てコイツのせい。
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İçin fakat sarhoş olmayın" buyurdu.清軍派使者勸降,馮柏說:「毋需多說話,事不成就死吧。
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..犹太学者哥舒姆·舒勒姆(Gershom Scholem)指图霍夫斯基是“最有才华然而令人厌恶的犹太裔反犹人士”。
Pazar gününü seçmenizin aleyhine olan olasılıklar oranı 6/1'dir.不选择星期日的发生比是 6 1 {\displaystyle {\frac {6}{1}}} 。
Daha sonra da hakkında birçok aleyhte yazı yayınlandı.其後並有多部相關通論性著作譯出。
Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar.士大夫侧目屏息,不肖者奔走其门,行贿者络绎不绝。
Bu olaydan sonra aleyhinde söz söylemeye kimse cesaret edemedi.自此,再無敢进谏此事之人。
Ama bu aleyhindekilerin birleşmelerine neden oldu.他的这一举动造成了他的盟友们与他不和。
Peygamber: “Hayır öyle söylemeyin, bu adamın aleyhinde söylenip de şeytana yardım etmeyin” buyurdu.為之奈何?」 太公曰:「諸有陰事大慮,當用書,不用符。
(Peygamber aleyhisselâm buyurdu.輅力辭,使者告以妃意。
Bu heykel, Almanya'da, Ortaçağ'dan beri ayakta kalmayı başaran son Yahudi aleyhtarı eserdir.这个雕塑是“中世纪犹太人诱饵”在德国留存的最后的实例之一。
Bunun üzerine Ali taraftarları bu uydurma süfyan karakterinin aleyhine hadisler uydurarak yaydılar.於是其他民族異想天開地捏造了關於這種令人難以置信的織物來源的各種各樣傳聞。
1943'ten itibaren savaşın gidişatı Almanya'nın aleyhine döndü.1943年中旬,德國在戰爭的局勢已被決定性地扭轉。
IV. Henry aleyhine tekrar bir isyan çıkartılır.亨利四世很快面对着新的叛乱。
Fakat aleyhine en ufak bir dedil elde etmek mümkün değildi.但我却没有把最美好的一面奉献给他。
Hızır aleyhisselâm ile çok sohbet etti.덧붙여 그는 말하기를 이방인의 충만함이 곧 임하리라고 하였다.
Peygamber: “Hayır öyle söylemeyin, bu adamın aleyhinde söylenip de şeytana yardım etmeyin” buyurdu.하였는데, 이에 대해 이용선에게 전교하기를, “대죄하지 말라고 회유하라.”하였다.
Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar.이뿐만 아니라 해양오염또한 그들에게 영향을 끼치고 있으며, 그물에 걸려서 익사하는 경우도 많다.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İçin fakat sarhoş olmayın" buyurdu.선지자니라" "남에게 대접을 받고자 하는 대로 너희도 남에게 대접하라" 《논어》에서 공자는 자기가 하고싶은 것이 아니면 다른사람에게 시키지 말라고 말한다.
Halk onun aleyhinde tek bir cümle bile söylemeye cüret edemez.작중에서도 아버지의 말에 한마디도 반박하지 못한다.
Aynı zamanda çok ciddi savaş aleyhtarı pasifist oldu.태평양 전쟁 기간에도 적극적인 활동을 펼쳤다.
Bu sebeple, kendisi Emevî aleyhtarı olarak yetişti.이관상은 그가 서자임을 애석히 여겼다.
5) Amerika Güvenlik Konseyi, bu anlaşmaya aykırı olarak sunulan her karar tasarısına aleyhte oy verecekti."미국 제5차 헌법개정조항은 ‘누구도 형사소송에서 자신에게 불리한 증인이 될 것을 강요당하지 아니한다’고 규정하고 있다.
Çünkü dizide her şey aleyhine olduğundan bu durum onu daima kavgaya çekmektedir.그가 관직에 등용되면 바로 따라서 그를 파직하라는 상소가 항상 있었다.
Tüm deliller Michael'ın aleyhindedir.모든 내용은 라이언에어의 문서로 부정하고 있다.
Bununla birlikte, işgal aleyhine olan beyan yediye dört çoğunluk ile kazanıldı.כך זכה הגינוי לפלישה ברוב של 7 חברים כנגד 4.
Sistemin lehinde ve aleyhinde pek çok görüş vardır.להלן עיקרי הטיעונים בעד ונגד.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.בעד ההחלטה הצביעו 100 מקרב 193 מדינות, בעוד 11 התנגדו, 58 נמנעו ו-24 לא השתתפו בהצבעה.
Karar, 111 lehte, 1 aleyhte ve 3 çekimser oyla kabul edildi.ההחלטה התקבלה בבית הלורדים ברוב של 131 תומכים, 114 מתנגדים ומספר רב של נמנעים.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.ההצעה נתקבלה ברוב של 33 קולות, 13 נגד, 10 נמנעו ומדינה אחת נעדרה.
Seyircilerin iğrenmeleri aleyhine giydiğim uzun kollu kırmızı bluzun düğmelerini çözüp üstümden çıkarttım.ולתדהמת הקהל, פשטתי את החולצה האדומה שלבשתי.
2009 yılı Nisan ayında, savcılık makamları sonunda aleyhindeki davayı düşürdü.בספטמבר 2009 נסגר תיק החקירה נגדו.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.58 държави се въздържат, а 24 не присъстват на гласуването.
Seferin ikinci aşamasında, Fransız 7. Ordu aleyhine yapılan savaşlara katıldı.След това във втората фаза на Френската кампания той взима участие ѝ в боевете срещу Френската 7-ма армия.
2009 yılı Nisan ayında, savcılık makamları sonunda aleyhindeki davayı düşürdü.През юни 2006 г. петчленният състав на ВАС окончателно отхвърля протеста срещу договора.
Aleyhindeki tanıkları sakız çiğneyerek dinledi.Рапърите са обвинени по чл.
Bu seyahatten dönünce aleyhindeki faaliyetler de tekrar başladı.Действията против него продължават и след завръщането му.
1975 - Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Kıbrıs konusunda Türkiye aleyhine karar verdi.1955 г. – Четирите велики сили признават правото на неутралитет на Австрия.
11 ülke karar aleyhine oy verirken 58 ülke çekimser kaldı, 24 ülke ise oylamaya katılmadı.Bilo je 58 uzdržanih, a preostale 24 države nisu sudjelovale u glasovanju zbog odsutnosti svojih predstavnika.
419 temsilciden 223'ü lehte, 35'i aleyhte ve 161'i de çekimser oy kullanmıştır.478 zastupnika glasovalo je protiv ugovora, 39 u korist i 165 zastupnika se suzdržavalo.
Karar, 111 lehte, 1 aleyhte ve 3 çekimser oyla kabul edildi.Za hlasovalo 11 sudcov, proti žiadni a 4 sa hlasovania zdržali.
Mahkeme sürecinde basında Talat Aydemir'le ve eşiyle ilgili aleyhte haberler de yayımlanmıştır.V súvislosti s týmto sporom vznikol aj týždenník Čas, vydávaný Masarykom a jeho priateľmi.
Bu da arbitratörün bankalarla bankalar aleyhinde işlem yaparak para kazanmasına olanak verir.Konkrétny štát únie teda môže zakázať financovanie potratov z peňazí daňových poplatníkov.
Bu olaydan sonra aleyhinde söz söylemeye kimse cesaret edemedi.Po tomto rozhodnutí sa ho nik nesmel verejne zastať.
Bu olayın aleyhine olan olasılıklar oranı da (1 − p) / p 'dir.Udalosť nastáva s pravdepodobnosťou p a nenastáva s pravdepodobnosťou (1-p).
419 temsilciden 223'ü lehte, 35'i aleyhte ve 161'i de çekimser oy kullanmıştır.Po rozprave získal 422 hlasov z potrebných 376, 250 bolo proti.
O güne kadar kendi çıkarına kullandığı imparatorun paranoyası kendi aleyhine döndü.Cesarjeva paranoja, ki jo je s pridom uporabljaj v svojo korist, se je zdaj obrnila proti njemu.