Şimdi eğer bu ikili değerin sıfır ve birini göstermek isterseniz, bir alete ihtiyacınız olur.Τώρα, αν θες να αναπαραστήσεις το μηδέν και το ένα του δυαδικού συστήματος χρειάζεσαι μια συσκευή.
Şimdi eğer bu ikili değerin sıfır ve birini göstermek isterseniz, bir alete ihtiyacınız olur.Ако искаш да представиш нула и едно в бинарен код, ти е нужно устройство.
Şimdi eğer bu ikili değerin sıfır ve birini göstermek isterseniz, bir alete ihtiyacınız olur.עכשיו, אם רוצים להציג את האפס ואחד האלו של השיטה הבינארית, יש צורך בהתקן.
Şimdi eğer bu ikili değerin sıfır ve birini göstermek isterseniz, bir alete ihtiyacınız olur.والآن، إذا أردتم تمثيل كلاً من الصفر والواحد التابعين للنظام الثنائي، تحتاجون إلى أداة.
Şimdi eğer bu ikili değerin sıfır ve birini göstermek isterseniz, bir alete ihtiyacınız olur.表現したい場合には 何か機器が必要となります 皆さんの生活の中にあるもので
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Chẳng có lí do gì để đeo đồng hồ cả.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.De ser ingen anledning att göra detta.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok."Det er en et funktions apparat" (Latter)
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Ei nu văd nici un motiv să facă acest lucru.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.He eivät pidä rannekelloja mielekkäinä.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Ils ne voient pas pourquoi faire ça.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.시계를 차야 할 이유가 없는 거죠.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Mereka tidak melihat alasan untuk melakukan hal ini.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Não veem nenhuma razão para usar relógio.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Nechápou, nač mít hodinky.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Nechápu k čomu mať hodinky.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Ne vidijo razloga, da bi to počeli.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Nie widzą powodu by nosić zegarek.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Nincs okuk karórát viselni.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Non vedono alcuna ragione per portare un orologio.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.No ven ninguna razón en usar reloj.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Sie sehen keinen Grund dafür, dies zu tun.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Zij hebben geen reden om dit te doen.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Δεν υπάρχει λόγος να φοράνε ρολόϊ.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Вони не мають причин робити так.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Они не видят необходимости [носить что-то] ради этого.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.Те на намират причина да правят това.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.הם לא רואים סיבה לעשות זאת.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.إنهم لا يجدون مبرراً لإرتداء الساعة.
Takip etmek için özel bir alete ihtiyaçları yok.もちろん 皆さんも腕時計は必要ありませんが
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Als we willen dat mensen een apparaat vertrouwen, moet het er betrouwbaar uitzien.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Así que, si queremos que la gente confíe en un dispositivo, debe tener un aspecto fiable.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Dacă vrei ca oamenii să aibă încredere într-un dispozitiv, trebuie să arate de încredere.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Donc encore une fois, si on veut que les gens aient confiance en un appareil, il faut qu'il inspire confiance.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Jeśli więc chcemy, by ktoś tego używał, musi to wyglądać solidnie.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.다시 말씀드리지만, 사람들이 장비의 효능을 믿게 하려면 그럴싸 해보여야 합니다.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Novamente, se quisermos que as pessoas confiem num equipamento, este tem que parecer confiável.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Ripeto, se vogliamo che la gente abbia fiducia nelle apparecchiature, devono sembrare affidabili.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Så igen, hvis vi ønsker folk at have tillid til noget udstyr, skal det se troværdigt ud.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Takže znovu, pokud chceme, aby lidé zařízení důvěřovali, musí vypadat důvěryhodně.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Thế nên, nếu chúng ta muốn mọi người tin vào một thiết bị thì nó phải trông thật đáng tin.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Wenn man will, dass Leute einem Gerät vertrauen, muss es vertrauenswürdig aussehen.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Για άλλη μια φορά, αν θέλουμε να εμπιστευτούν οι άνθρωποι μια συσκευή, πρέπει η συσκευή να δείχνει αξιόπιστη.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Отново, ако искаме хората да се доверят на уред, той трябва да изглежда надеждно.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.Повторюсь: для того, чтобы люди доверяли устройству, оно должно выглядеть солидно.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.שוב, אם אנחנו רוצים שאנשים יבטחו במכשיר, הוא צריך להיראות אמין.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.إذا مرة أخرى، إذا أردنا أن يثق الناس بالجهاز، يجب أن يبدو جديراً بالثقة.
Tekrarlıyorum, biz insanların bir alete güvenmesini istiyorsak görüntüsü güven vermeli.見た目が大切なのです 結果について考えて
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.E noi guardavamo questo strumento nel salone d'ingresso.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.És gyakran ránéztünk erre a készülékre az előtérben.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Et nous regardions cet instrument trônant à l'accueil.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.그리고 우린 로비에 있는 그 물건을 볼 수 있었습니다.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Og vi kiggede på dette instrument der står i foyeren.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Patrzyliśmy na telefon znajdujący się w korytarzu.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Şi priveam la acest instrument care stătea în foyer la intrare.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Und wir würden auf dieses Gerät,das im Foyer stand, starren.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Và chúng tôi thấy dụng cụ này ở tiền sảnh.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.We hadden de gewoonte om dit instrument te bekijken in de foyer.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Y veíamos este instrumento colocado en el recibidor.
Tiyatro girişinde duran o alete bakardık.Βλέπαμε αυτή τη συσκευή στο μπροστινό φουαγιέ.