aldırma ile cümle
aldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Artık aldırma onlara; öğüt ver kendilerine ve öz benlikleri hakkında etkili sözler söyle onlara.So ignore them, and admonish them, and say to them concerning themselves penetrating words.
Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma.But Allah records what they conspire overnight.
Eğer aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur.But if they turn away, [O Muhammad], say, "Sufficient for me is Allah; there is no deity except Him.
Onların eziyetlerine aldırma.Ignore their annoying you.
Sıcağa aldırmayan diğerleri acı ve baharatlı yemekleri denemekte sorun yaşamadılar.Others, not minding the heat, had no problem sampling hot and spicy dishes.
Tanıktan, Miloşeviç'in Politika Değişikliği Çağrılarına Aldirmadigi Yönünde İfadeWitness Says Milosevic Disregarded Calls for Policy Change
Aerosol Soluk aldırma cihazı Nebulizatör Tüttürmek VaporizatörAerosol Inhaler Nebulizer Smoking Vaporizer
Ayrıca, Fransa'nın desteğine aldırmaksızın Ulusal Bloğun seçimleri kazanacağından emindi.He was also confident that the National Bloc would win the elections regardless of French support.
Page buna hiç aldırmaz.Paul stört sich daran nicht.
"Hayranlar fazla aldırmadı, kabul ediyorum.Die Fans scheint es nicht zu stören, im Gegenteil.
Aldırma, 1942.Vom Fragen, 1942.
Fakat Türk komutanlar bunlara pek aldırmadılar.Doch das beeindruckt die türkischen Behörden nicht.
Aldırma Gönül 08.Diätmärchen 08.
Çocuk aldırmak serbest bırakıldı.Das Kind wird zur Adoption freigegeben.
Eleştirilere aldırmayarak denemelerini sürdürdü.Er versuchte, sich seine Beschwerden nicht anmerken zu lassen.
Aldırma Gönül, Elveda Meyhaneci, Yarım Kalan Aşk gibi şarkıları bestelemişir.1000 Times Goodbye parle, comme le titre Promises, des amours déçues.
Bütün bunlara rağmen ani ahlaksız gaddarlıklarından bize nefes aldırmadılar.En vain, tu suppliais cette brute infâme !
İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.J'entre : j'éprouve ou non la grâce.
Bu reformculara aldırmamak ve onları dinlememekle yetinmedi ve onların tutuklanmalarını sağladı.Ils admettent ne pas avoir cru et écouté les personnes ayant dénoncé ses abus.
Fakat Don Giovanni buna hiç aldırmayıp Maturina'ya kur yapmaya başlar.Sorprendentemente Don comienza a explorar el judaísmo.
Eleştirilere aldırmayarak denemelerini sürdürdü.Hizo caso omiso de las críticas.
Fakat Türk komutanlar bunlara pek aldırmadılar.Por ello, los turcos les ignoraron de manera efectiva.
Aldırma, 1942.Abandona 1942.
Yol göstermek, öğüt vermek, ibret aldırmak gibi kaygılar güdülmez.Ma non è un regista (e lo ammette).
Aldırma, 1942.Chem., 1942.
Page buna hiç aldırmaz.Но Барта это не волнует.
Çocuk aldırmak serbest bırakıldı.Малыша освобождают.
Yol göstermek, öğüt vermek, ibret aldırmak gibi kaygılar güdülmez.Это не угроза, а предупреждение, что может случиться с ними!».
İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.Неважно чем он занимается, я приветствую и обнимаю его.
Encümen üyesi Zihni Aldırmaz, soruşturmalar tamamlanana dek başkan vekili olarak atanmıştır.وقد تم تعيين عضو الهيئة ذهنى ألدرماز في منصب نائب الرئيس لحين الانتهاء من التحقيقات.
Aldırma, 1942.بين عام 1942.
Polise gittiğinde, polisin aldırmaz ve küçük düşürücü tavırları ile karşılaştı.من أجل البقاء على قيد الحياة في الشوارع، كان عليه أن يتخلى عن خجوله وصفاته الأبرياء.
Kimse senin ne düşündüğüne aldırmaz.لا يهتم أحد برأيك.
Çocuk aldırmak serbest bırakıldı.Laat het kind vrij.
Hansel ve Gretel bu şarkıya aldırmazdan evi yemeye devam ederler.Hänsel en Gretel negeren de stem, en blijven eten.
Nasıl olsa bana söylersin der Boone, aldırmaz bir havayla.Zoo is voor u, eerwaardig Drenthe Thans óók een lentegetij ontwaakt.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.De luisteraars en haar baas hebben dus niets gemerkt van haar afwezigheid.
Aldırma, 1942.Mijn hart verlangt, 1942.
Page buna hiç aldırmaz.Grace się tym nie przejmuje.
Parsifal bunlara aldırmaz görünür ve Kundry'den kendini Amfortas'a götürmesini ister.Odpycha Kundry i pyta o drogę powrotną do Amfortasa.
Aldırma, 1942.1942 roku.
Philaminte bu mektuba hiç aldırmaz ve düğün merasimin yapmak üzere bir noteri evine ivedelikle davet eder.Filemon rozumie to dosłownie i postanawia podarować Bonifacemu gwiazdkę na święta.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.Men de lyssnade inte på hans budskap om fred och rättvisa.
Aldırma, 1942.Omarbetad 1942.
Nasıl olsa bana söylersin der Boone, aldırmaz bir havayla.Trakten runt Wādī ad Dubb är ofruktbar med lite eller ingen växtlighet.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.A věru nikdy nebyli oslyšeni, kdo zbožně a důvěrně se utíkali k ní o její přemocnou ochranu.
İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.Nedává, aby přijímal; dávat je samo o sobě vybraná radost.
Nasıl olsa bana söylersin der Boone, aldırmaz bir havayla.Ardenský bouvier je přítulný, k cizím nedůvěřivý.
Doruk, ailesinin dediklerine aldırmamıştır ve teklifi kabul ederek evlenmiştir.Carol nu s-a opus deciziei fratelui său și a acceptat căsătoria.
Aldırma, 1942.Adeverul, 1942.
Fakat Türk komutanlar bunlara pek aldırmadılar.Comandanții turci nu au apreciat semnificația acțiunilor rușilor.
Aldırma, 1942.Szászvár, 1942.
2010'da Franklin bir tümörü aldırmak adına konserlerini iptal etti.2017-ben Franklin ismét több koncertet lemondott egészségügyi problémákra hivatkozva.
Çocuk aldırmak serbest bırakıldı.Kétségbeesetten próbálja kiszabadítani a gyereket.
Finansal zorluklara rağmen ailesi çocuklarına müzik ve sanat dersleri aldırmayı başarmıştır.Taloudellisista vaikeuksista huolimatta äiti pystyi kustantamaan molemmat tyttärensä yksityiskouluihin.
Nasıl olsa bana söylersin der Boone, aldırmaz bir havayla.Se on johdettu verbistä bouder, joka tarkoittaa huonolla tuulella olemista, mököttämistä.
Tom Mary'nin uyarısına aldırmadı.Tom ei ollut näkevinään Maryn varoitusta.
Aldırma, 1942.Δεκ 1942.
Çocuk aldırmak serbest bırakıldı.Barnepigen blev fyret.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.De gjorde intet uten å rådspørre seg med gudene og motta tegn fra dem.