alaycı ile cümle
alaycı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Det har det skæve smil om munden.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Elas têm nas bocas aquele sorriso irónico.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var. Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.De har ett lurigt leende och de där svarta lömska ögonen, och fläckarna på kroppen.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var. Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Mají ten svůj kyselý úšklebek, ty svoje černé zlověstné oči a tyhle fleky na kůži.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var. Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Met hun smalende glimlach, zwarte, dreigende ogen en die vlekken op hun lichaam.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var. Güven vermeyen kara gözleri ve vücutlarında lekeleri var.Ott van az a ferde mosoly a pofájukon, a sötét, fenyegető tekintetük, és a foltok a testükön.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Hanno un ghigno storto sulla bocca.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Ils arborent ce sourire désabusé.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.이들은 입주변에 우거지상의 웃음을 띄고 있습니다.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Majú na tvári taký sarkastický úsmev.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Mereka punya senyum kecut di mulut mereka.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Miệng chúng có kiểu cười ghê tởm.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Niillä on vino hymy huulillaan.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Sie haben dieses schiefe Lächeln um ihren Mund.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Tienen esa sonrisa irónica.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Те имат кисела усмивка на устата си.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.У них лукавая улыбка.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.Форма їх рота нагадує криву посмішку.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.יש להם את החיוך האירוני על פיותיהם.
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.فهي لديها تلك الابتسامة المخيفة و الفم الغريب
Dudaklarında alaycı gülümsemeleri var.邪悪な黒い目をして
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Đôi mắt ông ánh lên thẳng vào mặt tôi, nhưng tôi cảm nhận nó không phải là một sáng chế giễu.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Hänen silmät loistivat suoraan minun kasvot, mutta huomasin se ei ollut pilkaten kirkkaus.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Hans ögon lyste rakt i mitt ansikte, men jag uppfattade det var inte en gäckande ljusstyrka.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Hans øjne skinnede lige ind i mit ansigt, men jeg opfattede det ikke var en spottende lysstyrke.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.I suoi occhi brillavano dritto in faccia, ma ho percepito che non era una luminosità beffardo.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Jego oczy świeciły prosto na mojej twarzy, ale dostrzegłem, że nie był szyderczy jasności.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Jeho oči zářily přímo se mi do tváře, ale vnímal jsem, že to není výsměch jas.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Jeho oči žiarili priamo sa mi do tváre, ale vnímal som, že to nie je výsmech jas.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.내 얼굴에,하지만 난 그것이 조롱 밝기 아니었 인식.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Matanya bersinar lurus ke wajah saya, tetapi aku dianggap bukan kecerahan mengejek.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Njegove oči so sijale naravnost v obraz, vendar sem dojemajo da ni posmehoval svetlost.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Seine Augen leuchteten gerade in mein Gesicht, aber ich merkte es war kein Spott Helligkeit.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Ses yeux brillaient droites dans mon visage, mais je m'aperçus qu'elle n'était pas une luminosité moqueur.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Seus olhos brilhavam em linha reta na minha cara, mas percebi que não era um brilho de zombaria.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Sus ojos brillaban recta en mi cara, pero me di cuenta de que no era un brillo burlón.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Zijn ogen straalden recht in mijn gezicht, maar zag ik het was niet een spottende helderheid.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Τα μάτια του έλαμπαν ευθεία στο πρόσωπό μου, αλλά αντιλήφθηκα ότι δεν ήταν μια σκωπτική φωτεινότητα.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Его глаза светились прямо мне в лицо, но я воспринимал это не было насмешливое яркости.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Його очі світилися прямо мені в обличчя, але я сприймав це не було глузливе яскравості.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.Очите му светеха право в лицето ми, но аз, не беше подигравателен яркост.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.לתוך הפנים שלי, אבל אני נתפס זה לא היה לועג בהירות.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.في وجهي ، ولكن أدركت أنه لم يكن سطوع الاستهزاء.
Gözleri düz parlıyordu benim yüzüne, ama alaycı bir parlaklık değildi algılanmaktadır.すべて一度に彼はいるもの平らな木製の数字のいずれかのように、ぎくしゃくした撹拌に跳び
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Gelach) En ik word onthaald op luidkeels gespot, gekakel en gegrom omdat zij denken, "Dat is onmogelijk!
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(웃음) 그리고 저는 비웃음에 야유에 별 소리를 다 듣게 된답니다.
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Lachen) Und ich ernte Hohn, Spott und werde angefaucht, denn sie denken, "Das ist unmöglich!
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Naurua) Saan naurunhörähdyksiä, käkätyksiä ja murahtelua, koska he ajattelevat:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Nevetés) Kiabálnak, kigúnyolnak, kinevetnek, morognak mert arra gondolnak:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Râsete) Și mă aleg cu exclamații disprețuitoare, bombăneli, mormăieli pentru ca ei își zic:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Risata) E mi prendo fischi di derisione e risate e grugniti perché pensano, "Impossibile!
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Risos) E recebo em troca berros de troça, gargalhadas e grunhidos porque eles pensam:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(smeh) Požanjem posmeh, hehet in renčanje, ker si mislijo:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Smích) A dostane se mi spousty hučení, výsměchu a mručení, protože si myslí:
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Tawa) Lalu saya mendapat tertawaan dan suara menyindir yang keras sebab mereka berpikir, "Itu mustahil!
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(Смех) И я слышу улюлюканье, гогот и фырканье.
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(смях) И получавам вълна от присмех, кикотене и мърморене.
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(צחוק) ואני סופג קריאות בוז, לעג, גיחוכים ונהמות,
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.(ضحك) وأحصل على صياح من السخرية والثرثرة والهدير
(gülmeler) ve alaycı kahkahalar, kıkırdamalar ve homurtularla karşılaşıyorum.そして、私は冷笑や高笑い うなり声の野次をうけます 彼らはこう考えるのです「それは不可能だ!意識を説明することなんて出来やしない」
İlgili Sayfalar