Üreme mevsiminden sonra tüm populasyonları dağılım alanlarına yayılırlar.Der Bestand geht im gesamten Verbreitungsgebiet zurück.
Fideler güneş ışığı gören alanlara dikilmelidir.Sichtbarkeitsgebiet: Gebiete, in denen die Sonnenfinsternis zu sehen ist.
Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır.Daher werden diese Teilfächer in ihrer Gesamtheit oft auch als „Theoretische Linguistik“ bezeichnet.
Yaşar Topluluğu ana faaliyet alanlarına odaklanma stratejisi ile yol almaya devam etmektedir.Tele2 möchte sich durch diese Schritte mehr auf das Kerngeschäft konzentrieren.
Roma'dayken Fermi ve grubu fiziğin teorik ve pratik alanlarına birçok önemli katkıda bulundu.In Rom entstand um Fermi eine sehr aktive Gruppe theoretischer und experimenteller Physiker.
Bu hediye hiç azımsanamayacak büyüklükteydi, öyle ki müzeye yeni sergi alanları eklemek gerekti.Eggebrecht trat vehement für einen Neubau als Ergänzung zu den unzureichenden Räumlichkeiten des Museums ein.
Bu kısımlar koruluk ve doğal mesire alanlarıdır.Von diesen Baumaßnahmen wären Schutzgebiete und Naturräume betroffen.
Genellikle yavaş hareket ederler ve yaşama alanlarının dışına çıkmazlar.Gewöhnlich verbringen sie die Zeit bei sich und verlassen ihr Zuhause nicht.
Güney ve güneybatısında (Beyşehir Gölü alt havzası) yüksek alanlar bulunur.Münden im Osten und Hofgeismar im Westen.
Ormanlık alanlar görülür.Waldungen sich befinden.
Gauss'un nesli belirgin bir biçimde soyut ve uygulamalı matematik alanları arasında ayrım yapmadı.Mataré machte keinen Unterschied zwischen freier und angewandter Kunst.
Buna rağmen Adalet Partisi'nin hem kırsal hem de kentsel alanlarda etkinliği sürmüştür.Bis heute gibt es jedoch interne Unterschiede zwischen dem ländlichen und dem städtischen Flügel der Partei.
Bu alanlarda suyu tutan gözenekler (gren çukurları) açılır.In diesen Räumen befinden sich Öffnungen zum Ablassen des Wassers.
Bu sebeplede yetişme alanları kısıtlıdır.Somit ist das Suchgebiet begrenzbar.
İlk zamanlarda Japonya'da büyük kullanım alanlarına yayılmıştır.Die Technik wurde zuerst im großen Stil in Japan eingeführt.
Psikolojinin hem temel hem de uygulamalı alanlarında bu her iki türde de araştırma yöntemi kullanılmaktadır.In beiden Fachbereichen werden grundlagen- und anwendungsbezogene Fragestellungen bearbeitet.
Dağlık alanlarda yaşayanlarının rengi daha çok gri gibi olur.In den Bergen lebende Goldschakale haben ein eher graues Fell.
Uzmanlık alanları aile terapistliğidir.Die Rezepte sind Familiengeheimnisse.
Ayrıca bazı özel mülkiyet alanlarına da devlet tarafından kiralanmaktadır.Mancher spricht auch von Provinzen mit Sonderstatut.
Kavram olarak özellikle politika ve sosyoloji alanlarında tartışmalara yol açmıştır.Dieses Video führte zu Diskussionen in der Politik und in den sozialen Medien.
Üreme alanları Kuzey Atlantik'tir.Operationsgebiet war der Nordatlantik.
Tarım alanlarının %22'si sulanır, %25'i ise nadasa bırakılır.Bei den Kammern sind 20 % zufrieden und 25 % unzufrieden.
Gölün etrafında mesire alanları mevcuttur.Rund um den See stehen Campingplätze zur Verfügung.
Kullanım alanları şu anda mevcut değildir.Langstrecken werden derzeit nicht bedient.
Genel yaşam alanları Tibet, Çin, Hindistan ve Himalayalar'dır.Ihr Verbreitungsgebiet umfasst China, Tibet und Indien.
Yerleşim alanları bugünkü orta Moğolistan ve kuzey Han Çin'dir.Ihr Siedlungsgebiet lag in der heutigen inneren Mongolei und dem nördlichen Han-China.
Boşalttıkları alanlar ya konut inşaatına açıldı ya da değişik iş alanlarına dönüştürüldü.Die darauf befindlichen Gebäude wurden abgerissen oder zu Werkswohnungen umgebaut.
Ormanları ve diğer ağaçlı alanları tercih ederler.Er bevorzugt dort Wälder und baumreiche Landschaften.
İkiz olmalarına rağmen, onların çok az ortak ilgi alanları var.Bien qu'ils soient jumeaux, ils ont peu d'intérêts en commun.
Guy Deutscher ve Fry ortak ilgi alanları olan dilbilimi nedeniyle daha önceden tanışıyorlardı.Guy Deutscher et Fry se connaissaient par un intérêt commun pour la linguistique.
Bu sadece parasal bir maliyet de olabilir ya da ağırlık gibi diğer alanlarda artış da içerebilir.Cela peut être un coût purement économique ou également inclure d'autres paramètres comme le poids.
Diskriminant kavramı polinomların incelenmesinden daha başka matematik alanlarda da kullanılmaktadır.Le discriminant est utilisé dans d'autres domaines que celui de l'étude des polynômes.
Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü.Il s'éloigna ensuite des mouvements d'étudiants, et continua sa lutte dans différents domaines.
1972 - Jacob BEKENSTEIN; kara delikler yüzey alanlarıyla orantılı bir entropiye sahiptiri önerir.1973 – Jacob Bekenstein suggère que les trous noirs ont une entropie proportionnelle à leur surface.
20. yüzyılın sonlarında bu bölge Doğu Avrupa, Çin, Brezilya gibi alanları kapsayacaktır.À la fin du XXe siècle, cette zone pourrait comprendre l’Europe de l’Est, la Chine et le Brésil par exemple.
Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.Des techniques subliminales ont été utilisées dans la publicité ou la propagande.
Öncelikli alanları Yürütme Kurulu belirler.Création des Zones de sécurité prioritaire.
Kamp alanları mevcuttur.Les camps en présence.
Gauss'un nesli belirgin bir biçimde soyut ve uygulamalı matematik alanları arasında ayrım yapmadı.La génération de Gauss ne fait aucune distinction radicale entre les mathématiques pures et appliquées.
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Buna ek olarak, ayların oldukça büyük iç manyetik alanları Jovian manyetik alanına da katkıda bulunurlar.En outre, les larges champs magnétiques des lunes contribuent au champ magnétique jovien.
Kuru orman alanlarında münferit olarak veya küçük topluluklar halinde bulunur.Le ciel est gris et la foule peu nombreuse.
(34. ve 28. alanlar.)33 et 34).
Yüklü partiküller elektrik ve manyetik alanlarda oldukça etkilenirler.Les particules chargées sont très sensibles aux champs électrique et magnétique.
Yaşam alanları her yer olabilir.Les vides sont partout.
1864 yılında Lehçe ve Beyaz Rusça dilleri kamu alanlarında yasaklandı.En 1864, le polonais et le biélorusse sont bannis des lieux publics.
Jeolojik bozulmanın çok olduğu alanlarda görülür.Cela se produit dans des zones où il y a eu beaucoup de perturbations géologiques.
Westminster ilçesinin yaklaşık dörtte biri parklar ve yeşil alanlarla kaplıdır.St.Fort Lauderdale compte près de 400 ha de parcs publics et d’espaces verts.
Bu okullar köy merkezlerinden uzak alanlarda kurulmuştur.Des chapelles sont construites dans ces villages éloignés.
Özellikle etkilenen bölgeler hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır.Les fonctions cérébrales particulièrement atteintes peuvent être la mémoire, l'attention, et le langage.
Bu yüzden bu alanları kutsal saymaktadırlar.Ces lieux sont sacrés.
Fiasco, müziğin yanı sıra diğer iş alanlarıyla da ilgilenmektedir.Hormis la musique, Fiasco se consacre également à d'autres domaines, comme la mode.
Az bir bölümü koruluk ve çamlık alanlardır.Les quelques modifications concernent les sièges et les fenêtres.
Katılımcılardan jüri tarafından üç "Evet" alanlar Eurochallenges turuna yükselmişlerdir.Les candidats obtenant au moins trois « oui » sont sélectionnés pour les délibérations du jury.
Kamu-medya ilişkileri ve siyasal iletişim alanlarında çalıştı.Souto agira dans le champ des relations publiques et de la communication.
Maya sit alanları listesi, Maya uygarlığına ait antik sit alanlarının (ören yerlerinin) listesidir.D'autres exemples viennent de sites appartenant à la civilisation Maya.
Jüpiter döndükçe iyonosferi de bağlantılı bir şekilde gezegenin kutup noktalarındaki manyetik alanlara kayar.Quand Jupiter tourne, sa ionosphère se déplace relativement au champ magnétique dipolaire de la planète.
Diğer alanlarda da durum aynı idi.’’Ce qu'on voudra ici c'est pareil ».
Ama yerleşim alanları ve mezarlıklar bilinmektedir.Cependant, les emplacements des tombeaux sont connus.
Burada turistik tesisler ve kamp alanları vardır.Il y existe plusieurs campings et bases touristiques.