Bunlar sadece sulanabilir küçük alanlarda yapılabilmektedir.Diese Art wird wohl nur in sehr kleinen Standorten überleben.
Bu gerileme bütün alanlarda görülmüştür.Dies wurde in allen Siedlungen so gehandhabt.
Yeni inceleme alanlarını gösterir.Erschließen neuer Erfahrungsräume.
Ramsar alanı, Ramsar sözleşmesiyle koruma altına alınmış alanları ifade eder.Es gehört zu den Gebieten, die durch die Ramsar-Konvention geschützt sind.
Kategoride En İyi Ödülü'nü alanlardan seçilir.Nominierung in der Kategorie Bester Schnitt.
Korunan Alanlar.Die Schutzbefohlenen.
Elektrik ve manyetizma alanlarında çalışmıştır.Er arbeitete auf dem Gebiet der Elektrizität und des Magnetismus.
Bu koşullar sayesinde Grand Banks dünyanın en zengin balıkçılık alanlarından biridir.Diese Bedingungen tragen dazu bei, dass die Neufundlandbank zu den reichsten Fischgründen der Erde zählt.
Yaz ve kış yaşam alanlarının arası genellikle 120 km'dir.Meist liegt die Entfernung zwischen Sommer- und Winterquartier jedoch bei unter 20 km.
Vasıfsız tarım alanlarıda mevcuttur.Die Regierung hat hier zwar landlose Bauern angesiedelt.
Günümüzde ise farklı alanlarda kullanılmaktadır.Heute ist sie aber auch in anderen Gebieten zu finden.
İki ülke arasındaki ilişkiler enerji, altyapı ve ekonomi alanlarında yoğunlaşmıştır.Beide Länder betonen gemeinsame Interessen auf dem Gebiet der Sicherheits-, Energie- und Wirtschaftspolitik.
Shu Xiu (蜀绣) — Sichuan nakışı Chengdu, Sichuan bölge alanları etrafından kaynaklanmaktadır.Shu Xiu (蜀 绣) - Sichuan-Stickerei kommt aus Gebieten rund um Chengdu, Provinz Sichuan.
Avlanma ve yaşam alanlarının tahrip edilmesi sebebiyle her iki türün de sayıları gerilemiştir.Durch die Bejagung und die Zerstörung des Lebensraumes sind die Bestände beider Arten zurückgegangen.
Tarım alanlarının verimsiz olması, çiftçiliği olumsuz etkilemektedir.Eine forstwirtschaftliche Nutzung ist erschwert; eine landwirtschaftliche unmöglich.
Bu iki özel koruma alanı, Natura 2000 ağının kapsamına girecek alanları oluşturmaktadır.Diese beiden Arten führten dazu, dass das Naturschutzgebiet in das EU-Netz Natura 2000 aufgenommen wurde.
Kanada'nın diğer kırgıbayır alanları Alberta'da Drumheller'da yer almaktadır.In Kanada sind Badlands weit verbreitet in den Kanadischen Badlands in der Nähe von Drumheller in Alberta.
Her biri farklı alanlara hitap eden 3 farklı konnektör tanımlanmıştır.In der Regel sind sie drei Bauern, die auf verschiedenen Linien stehen, unterlegen.
Sağlık bakanlığı sırasında restoran ve publar dahil çalışma alanlarında sigara içmeyi yasaklamıştır.Dagegen tritt sie für ein Rauchverbot auch in Restaurants und Bars ein.
Bu çalılık alanlar ilçe halkı tarafından kaçak olarak kesilmektedir.Der so Enttarnte flieht unter dem Spott der Bürger.
Genelde açık otluk alanlarda yaşayıp sadece bazı sert kışlarda ormanlara giderler.Ihr Habitat ist offenes Grasland, nur in harten Wintern gehen sie manchmal auch in Wälder.
Kentsel alanlarda yaşayan nüfusun oranı, 1980 yılında %20'den 2014 yılında %50'den fazlaya çıktı.Dies entspricht einer Steigerung der Bevölkerungszahlen von über 50 % im Vergleich zum Jahre 1989.
Buna ilaveten birçok dilsel durum bu alanlar arasındaki ortak alanı gösterir.Viele sprachliche Gegebenheiten zeigen sich zudem im Grenzbereich dieser Gebiete.
Göl kenarına yaklaşacak açıklık alanlar azdır.Ihnen schlossen sich wenige überlebende Wendat (Huronen) an.
Bu etkileşimin gerçekleştiği alanlar, elektromanyetik alan olarak tanımlanır.Lebewesen, die angeben, solche Wirkungen zu verspüren, gelten als elektrosensibel.
Erkekler birbirlerine karşı kontrol alanlarını sert şekilde savunurlar.Die Städte haben das Recht, sich gegenseitig zu kontrollieren.
Su yakınlarındaki açıklık alanları tercih ederler.Sie bevorzugen Lebensräume in Wassernähe.
Kentsel alanlarda doğum oranları, kırsal alanlardan daha düşüktür.In Städten ist die Sozialhilfequote höher als in ländlichen Regionen.
Buna karşın şirket değişik ticaret alanlarına girdi.Das Unternehmen expandierte in weitere Geschäftsfelder.
Yine de sönüm alanları konusunda problemler çözümsüz kalıyor.Die arabischen Quellen sind trotzdem nicht ohne Probleme.
Ülke genelinde hakim olan bitki örtüsü savan olarak adlandırılan geniş çayırlık alanlardır.Maßgeblich für die Ausbildung aller Pferde in der Dressur ist die sogenannte Skala der Ausbildung.
Bu nedenle farklı ekolojik alanları kaplarlar.So geraten sie in ein fremdes Ökosystem.
Elektronik materyallere yeni bakış açıları ve kullanım alanları getirmektedir.Aus konstruktivistischer Perspektive ergeben sich neue Möglichkeiten und Einsatzgebiete für das Lernen.
NMR deneyleri 65 Tesla’ya kadar çıkabilen güçteki manyetik alanlarda yapılabilir.Ziel der Einrichtung ist es, Magnetfelder von bis zu 100 Tesla für Experimente nutzbar zu machen.
Antalar Avar Kağanlığı Kavimler Göçü Alanlar Sarmatlar ^ "Avar".Mychajlo Kocjubyns’kyj, Schatten vergessener Ahnen.
Nüfusunun yaklaşık % 86.5'i kentsel alanlarda, % 13,5'i kırsal kesimde yaşamaktadır.Ca. 86,5 % der Menschen leben in Dörfern auf dem Land und nur ca. 13,5 % leben in Städten.
İnsanlar ekonomik yönden çeşitli alanlara yönelerek yeni işler edinmişlerdir.Sie versprach, mit neuen Konzepten die wirtschaftlichen Probleme anzugehen.
Bunlara ek olarak, mağaralar, kaleler ve saraylar gibi dövüş alanları ve olaylar da vardır.Dazu kommen Instanzen und Schlachtfelder in Höhlen, Grotten und Schlössern.
Lisansüstü öğrencilere sunulan yeni alanlar hızla artmaktadır.Die Liste der gefallenen ehemaligen Schüler wurde zunehmend länger.
Daha önceleri bu iki halk uyum sağlamada zorluk yaşadığı için mümkün mertebe yaşam alanlarını ayrıştırmışlar.Zuerst scheinen die beiden sich durch das gesundheitliche Unglück voneinander entfernt zu haben.
Ekili alanların %90'dan fazlası tahıl üretimine ayrılmıştır.Zu über 90 % werden hier rote Sorten kultiviert.
Ormanlık alanların %99,9' u Devlet mülkiyetindeki ormanlardır.99,9 % des Nationalparkgebiets befindet sich in öffentlichem Eigentum.
Step alanlarda bulunurlar.Eintrag auf Stadiots.
Schwenzer’in başlıca akademik çalışma alanları borçlar hukuku, ticaret hukuku ve aile hukukudur.Schwenzer forscht primär auf dem Gebiet des Obligationen-, Handels- und Familienrechts.
Antarktika yazında ana karada, diğer zamanlarda denizdeki parça buzlu alanların kıyısında yaşarlar.Im antarktischen Sommer leben sie auf dem Festland, sonst am Rande der offenen Packeiszone.
3 militan 200 metre aralıklarla yerleştiler saldırı alanlarına.Diese beiden Truppenteile befahl er etwa 140 Meter hinter seine Angriffslinie.
Andong, çevredeki tarım alanları için bir pazar merkezidir.Andong ist ein Marktzentrum für die vor allem landwirtschaftlich geprägte Umgebung.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Kindergärten bestehen in allen Ortsteilen.
Bu alanlarda çok az insan vardı.Zu diesem Raum hatten nur ganz wenige Personen Zutritt.
1901 yılında Nobel Ödülünü ilk alanlara 150.782 SEK verildi.Der Geldbetrag kann mit dem Preis des ersten Nobelpreises 1901, 150.782 Kronen, verglichen werden.
Bu durumun kullanışlı olduğu alanlar vardır.Dinge gibt, für die irgendetwas gilt.
Yakınlarında; Patara, Letoon ve Xantos gibi tarihi alanları bulunmaktadır.In der Nähe befinden sich die weiterhin die historischen Stätten Xanthos, Letoon und Patara.
Ayrıca aşçı ve hemşire olarak görev alanlar da bulunmaktaydı.Später kamen noch eine Köchin und ein Dienstmädchen hinzu.
Diğer höyüklerin birçoğu günümüzde üzerinde tarım yapılan alanlara dönüşmüşlerdir.Heute erholen sich viele Touristen auf den Bauernhöfen.
Örneğin elektromanyetik alanlar.Die elektroakustischen Wandler.
Ayrıca madalya alanlara 15.000 Kanada doları tutarında para ödülü verilmektedir.Mit der Verleihung ist ein Preisgeld von 15.000 kanadischen Dollar verbunden.
Alman Çoban köpekleri çok çeşitli alanlarda değişik görevlerde bulunabilirler.Wildhüter in Deutschland haben je nach Aufgabenspektrum unterschiedliche Bezeichnungen.
Özellikle ekzematöz alanlarda grup halinde umblike veziküller belirir.Besonders die Männchen saugen in Gruppen an feuchten Stellen.
Böylece yeni yatırım alanları aranmaya başlandı.Das führte zur Suche nach neuen Investoren.
Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır. .Außerdem sind sie reich an Bodenschätzen.