Bu alanda açılan ilk şirketlerden biridir.It is one of the leading organisations working in this field.
Hikâye ikilinin beraber finansal alanda öğrendiklerini anlatır.The story plays out as the two find out more about the financial service industry.
Toprak yapısı çok güçlü ve verimli olan köy düzlük bir alandadır.This makes the village a one strong and closely knit huge family.
2002 yılında yeni bir alanda inşa edildi.In 2002 a new arena was built.
Bu alanda otopark bulunur, ziyaretçi tanıtım merkezi yapılması planlanmaktadır.There is a car park and a DOC Visitor Center where information is available.
İngiltere millî futbol takımı, İngiltere'yi uluslararası alanda temsil eder.The England national football team represents England in international football.
Konuşması Filistin davasına uluslararası alanda sempati kazandırdı.His speech increased international sympathy for the Palestinian cause.
Lenin'in politik manevraları da ekonomik alanda ve dış politikada dikkat çekiyordu.Lenin's views on literacy were rooted in its economic and political benefits.
Yüklenmiş su damlacıkları elektrik alanda izlediği yolu gözlemlemeye başladı.He began by measuring the course of charged water droplets in an electrical field.
İlçe merkezi düz bir alanda kurulmuştur.The building is in near original condition.
Kadınlar ile erkekler arasında siyasi ve sosyal alanda hak eşitliği sağladı.He believed in the social and political equality of men.
Alanda 3000'in üzerinde balık türü yaşamaktadır.Over 3,000 species of marine life are found in the area.
Bir latisin ölçeklenmesi, birim alandaki noktaların sayısını ölçek çarpanı ile böler.Scaling of a lattice divides the number of points per unit area by the square of the scale factor.
İTÜ'nün eğitimi uluslararası alanda da kabul görmüştür.Cabrera's work was also recognized on an international level.
Bu canlının sadece Udzungwa Dağları'ndaki iki ormanlık alanda gözlemlenebildiği belirtildi.The issue was serious enough to be discussed in both houses of the Oireachtas.
Bugün Ticaret Bankası'nın bulunduğu alanda 80 Yahudi ailesi yaşamaktaydı.There were about 80 Jewish families in Kuwait living in one district where the Bank of Trade is now.
Türk hakem İzzettin Somer, Avrupa Şampiyonası'nın finalini yöneterek, bu alanda bir ilke imza attı.Lieber ends Isser's European championship reign at this event.
Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür.Seismicity refers to the frequency, type and size of earthquakes experienced over a period of time.
Edge ve Christian artık tekli alanda yükselmek istemiştir.Edge and Christian started fighting on the entrance rampway.
Bu onun bilimsel alandaki şöhretini çok daha artırdı.That expertise increased his stature in the scientific community.
Türkiye'de yalnızca İstanbul ili sınırları içerisinde çok küçük bir alanda yayılış yapar.The trees grow naturally only within a small area of Brazil.
Bu sayı bugüne kadar bir alanda tespit edilmiş en yüksek sayıdır.This was the highest percentage recorded in any country.
Yengisar eski ismi Yangihissar olan aynı alanda bulunur.A sibling organisation of the same name exists in New Zealand.
Ringe gelinen rampada başlayan maç arka alanda devam etti.The contestant in the leftmost position began the round.
Bu alandaki çalışmalarının sonucunda Kafir ve Kafesteki Bakire kitaplarını yazdı.The issue of land ownership by women is brought up in her book The Squatter and the Don.
Gözaltına alınan 3 çocuğun ardından alandaki bir çocuğun daha gözaltına alındığı öğrenildi.The abduction of another eight girls was also reported later.
Bu görevi sırasında da uluslararası alandaki faaliyetlerine aktif şekilde devam etti.This was when she became more involved in the activities in the city itself.
Tide'ın sunulmasının ardından geçen yıllarda, P&G birçok yeni alanda da varlığını gösterdi.As with the past several decades, J-pop and K-pop has continued to be successful in the Far East.
Siyasi haklar, bir ülkenin vatandaşlarına siyasi alanda verilen haklardır.The objective of this Act is to deliver services to the people of the state within time limits.
Zamanının politik alanda en güçlü kadını olarak ün yaptı.In her lifetime, she was known as the most powerful woman in the country.
Daha çok dilsel alanda görülür.It is in Idiofa Territory.
Aynı zamanda bu alanda birçok geliştirme meydana geldi.As a result, there was much development in the area.
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.A person with considerable experience in a specific field can gain a reputation as an expert.
Kamusal alanda altının tedavülü de devam etmiştir.The government's financial woes also continued.
Ben bunu kullandım-- bu sanki bir şehirsel alandaki spam gibi.And I use this -- this is, sort of, what I consider to be urban spam.
Şikago gibi bir yer gerçekten uluslararası alanda belli bir seviyeye ulaşmış.A place like Chicago has really reached kind of a level of international stature.
Dolayısıyla skaler alandan vektör alana ulaşmış oluyoruz.So we've gone from having a scalar field to a vector field.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde su birçok alanda önemli bir rol oynar.Especially in developing countries water plays an important role in many different areas.
Son birkaç yılda bu alanda ilerleme kaydedilmiştir.In the last few years progress has been made in this area.
Bir zooplankton ağını bir millik bir alanda taramak aşağıdaki örnekleri ortaya çıkartıyor.Trawling a zooplankton net on the surface for a mile produces samples like this.
Bu alanda eğitim görmüş değil, bunu daha önce hiç yapmamış.She's not licensed for that; she has never done it.
Onu oyma işi ile meşgul kendisi için büyük bir saptırma alandadır.It's a quite a diversion for him to busy himself with fretwork.
Büyük bir sır bir alandadır.It's a great secret.
Peki neden aynısını sosyal alanda yapmıyoruz?So why shouldn't we do the same with social policy?
Bu alanda ne olduğunu bulmak istiyorum. Burasıyla ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.I want to find out what's in this zone; we know almost nothing about it.
İsveç ve Japonya'ya, bunlar birçok alanda çok farklı ülkeler.Sweden and Japan, they're very different countries in all sorts of ways.
Yani burada... ...daha küçük bir alanda daha yüksek kütle vardır.So you have even more mass in even a smaller...
Ve sonuç olarak bazı insanlar kendilerini bu alanda görmeye başladılar.And what happens is that people, they start to see themselves in this space.
Alanda bulunmanın bir farklılık oluşturduğunu nasıl bileceğiz?How do we know that being in a space makes a difference?
Bu yüzden ben, metabolik malzemelerin mimari alanda kullanılması konusuyla ilgileniyorum.So, I'm interested in the use of metabolic materials for the practice of architecture.
Ben, kamuya ait bir alanda duran normal bir insanım.No? Why not?
Hayal edebileceğin her alanda şeyler var.It's just going into every field that you can imagine.
Yüzde üçlük ekilebilebilir alandan, yüzde dörde giderdik.We'd go from three percent of the arable land, to four percent.
Çoğu insan bu orta alanda yaşıyorMost people today live in the middle.
Tabii, hiç kimse bu alanda konuşmuyor.Now, nobody is talking on that scale.
Onlar hukuksal alanda dolap çevirdikçe, biz de teknik alanda dümen çeviriyoruz.So they're trying legal tricks and we're trying technical tricks.
Bu benim hobim olan bir şey değil gerçekten geniş bir alanda popüler.It's not something that is a hobby of mine. It's really taken off the ground.
Ve böylece ölçüyle yaratılmış bu alanda bulunurken Tanrı'ya daha yakın hissedecektik.And so by being in that space, created with that measure, we would feel closer to God.
Kurul sertifikasını alırsınız ve alanda çalışmaya başlayabilirsiniz.You get your board certificate, and you can go out into practice.
Dolayısıyla biz bunu donanımsal bir alanda gerçekleştirmiş oluyoruz.So we're transitioning that into the hardware space.