alan ile cümle
alan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Plüton, Kuiper Kuşağı'nda yer alan bir cüce gezegendir.Pluto is a dwarf planet that lies in the Kuiper Belt.
Bu alandaki çiçek çeşitliliği şaşırtıcıdır.The diversity of flowers in this area is astounding.
Farklı kültürlerden insanların az çok kişisel alana ihtiyacı vardır.People in different cultures need more or less personal space.
Acele etsek iyi olur yoksa biz kamp alanına ulaşmadan önce fırtınaya yakalanırız.We had better hurry or we'll be caught in the storm before we reach the camping site.
Depolama alanı bir öncelik değil.Storage space isn't a priority.
Bu keşif alanı kökünden değiştirmek için potansiyele sahiptir.This discovery has the potential to radically change the field.
Bu keşif alanı dönüştürmek için potansiyele sahiptir.This discovery has the potential to transform the field.
Tom bu alanı çok iyi bilir.Tom knows this area very well.
O, bilimsel alanda harikalar yarattı.She's done wonders in the scientific field.
Alanda çok ışık yoktu.There wasn't much light in the area.
Bu bizim uzmanlık alanlarımızdan biri.It's one of our specialties.
Bu alan, kente ne zaman katıldı?When was this area annexed to the city?
O, alanındaki diğer bilim adamlarının saygısını kazandı.She has won the regard of the other scientists in her field.
Bir şehir merkezinde değil, bir yerleşim alanında yaşamayı tercih ederim.I would prefer to live in a residential area, not downtown.
Almanya uluslararası istihbarat örgütlerinin oyun alanıdır.Germany is the playfield of international intelligence agencies.
Tom bir kırsal alandan.Tom is from a rural area.
Bazı atlar çitli bir alanda otluyordu.Some horses were grazing in a fenced area.
Bugün mağazada indirim var - bir alana bir bedava!The store is having a sale today - buy one, get one free!
Kırsal alana zarar verdiler, yollarında her şeyi bozuyorlardı..They ravaged the countryside, obliterating everything in their path.
İyileşme için çok fazla alanımız var.We have a lot of room for improvement.
Tom, biyoloji alanında dereceye sahiptir.Tom has a degree in biology.
Sorunlu alanları belirleyebilir misiniz?Can you identify the problem areas?
Tom kaza alanına geri döndü.Tom returned to the crash site.
Kaplanlar, av bulmak için çok geniş bir alanı dolaşırlar.Tigers roam over a very large area to find prey.
Onun gri bir alan olduğunu söylerdim.I would say it's a gray area.
Bu alanı temizliyoruz.We're cleaning up this area.
Geniş alanlar ormansızlaştı.Large areas were deforested.
Orada bir kamp alanı vardı.They had a campsite there.
Tom köpeğine her zaman ortak alanlarda bir tasma takar.Tom always keeps his dog on a leash in public areas.
Tom'un ormancılık alanında bir diploması var.Tom has a degree in forestry.
Bu, tıptaki bilimsel araştırmaların en sıcak alanlarından biridir.This is one of the hottest areas of scientific research in medicine.
Mahallemizde bir oyun alanı var.There is a playground in our neighborhood.
Arkadaşlarıyla birlikte oyun alanında.He's at the playground with his friends.
Bu oyun alanından çıkalım.Let's get out of this playground.
Bizim bile küçük bir oyun alanımız var.We even have a small playground.
Ne kadar alana ihtiyacınız var?How much space do you need?
Burası güzel görünümlü bir kamp alanı.This is a nice-looking campground.
Ne kadar depolama alanına ihtiyacınız var?How much storage space do you need?
Bu kuyu, bu alandaki en derin kuyudur.This well is the deepest well in this area.
Biraz alana ihtiyacım var.I need some space.
Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yapmayı planlamıştı.He planned to seek a master's degree in international relations.
Bagajımda lastik için yeterli alan olmalı.There must be enough space for the tire in my trunk.
Fadıl ve Leyla'nın evlilik yaşamı bir savaş alanıydı.Fadil and Layla's married life was a battleground.
Fadıl pediatrik adli tıp alanında uzmanlaşmıştır.Fadil specialized in pediatric forensic work.
Eliptik bisikletler, kapalı alanda egzersiz yapmak için iyi bir seçenektir.Elliptical bicycles are a good option for exercising indoors.
Burası sigara içilmeyen bir alandır.This is a smoke-free environment.
Kıyı alanları genellikle daha yumuşak iklimlere sahiptir.Coastal areas generally have milder climates.
Bu alan yavaş yavaş ormansızlaştırılıyor.This area is gradually being deforested.
Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.Layla lived on a sprawling ranch.
Alanı güvenlik altına al.Secure the area.
Leyla bir yerleşim alanında yaşıyordu.Layla lived in a residential area.
Sami, Leyla'nın cesedini kırsal alana attı.Sami dumped Layla's body in a rural area.
Bıçağımı alan kişi sen değil misin?Aren't you the one who took my knife?
Tom kırsal bir alanda yaşıyor.Tom lives in a rural area.
Bence bu enteresan bir uzmanlık alanı.I think that's an interesting profession.
Kuzey Avrupa'da yer alan Norveç çok gelişmiş bir ülkedir.Norway, located in Northern Europe, is a highly developed country.
Altın bu alanda çıkarılır.Gold is mined in this area.
Onun araştırması geniş bir alanı kapsar.His research spans a wide range of fields.
Bu tür kar bu alanda o kadar olağandışı değil.This kind of snow isn't that unusual in this area.
Bunu senin için satın alan kişi ben olmak istedim.I wanted to be the one who bought that for you.