alan ile cümle
alan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu bir turist alanı.It's a tourist area.
Süper iletken mıknatıslar, yoğun manyetik alanlar üretebilir.Superconducting magnets can produce intense magnetic fields.
Bu alanda nadiren kar yağar.It rarely snows in this area.
Bu alanda bir su sıkıntısı var.There's a water shortage in this area.
Bu alanda ne kadar deneyimin var?What experience do you have in this field?
Tom, alanında bir uzman olarak kabul edilir.Tom is considered an expert in his field.
Onlar arabaları park etmek için bir alanı çitle ayırdı.They fenced off an area to park cars.
Tom, alanındaki en iyi adamdır.Tom is the best man in his field.
Tom eğitim psikolojisi alanında eğitim aldı.Tom majored in educational psychology.
Çevremizde bir iPad satın alan ilk kişi Tom'du.Tom was the first person in our neighborhood to buy an iPad.
Tom'un şemsiyesini alanın sen olduğunu biliyoruz.We know it was you that took Tom's umbrella.
Sen hiç bu alanda bir ayı gördün mü?Have you ever seen a bear in this area?
Onların ilgi alanları neydi?What were their interests?
O, alanında bir uzmandır.He's an authority in his field.
O, alanında bir otoritedir.She's an authority in her field.
O, alanında bir liderdir.She is a leader in her field.
Tom yollar kapalı olduğu için kayak alanına gidemedi.Tom couldn't get to the ski area because the roads were closed.
O bana bu alanda deneyimimin olup olmadığını sordu ve ben hayır dedim.He asked me if I had experience in this area, and I said no.
Ben üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptım.I majored in literature at the university.
O, üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptı.He majored in literature at the university.
O, üniversitede edebiyat alanında uzmanlaştı.She majored in literature at the university.
Biz üniversitede edebiyat alanında ihtisas gördük.We majored in literature at the university.
Onlar üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptılar.They majored in literature at the university.
Tom'un alanı, tarihtir.Tom's field is history.
Tom'un geniş bir ilgi alanı var.Tom has a wide range of interests.
Birçok masum insan rehine alanlardan kurtarıldı.Many innocent people were saved from the hostage takers.
Benim çalışma alanım dilbilimdir.My field of study is linguistics.
O benim çalışma alanım değil.That is not my field of work.
O, fizik alanında uzmanlaşıyor.He is majoring in physics.
Sel, altı bin hektar ekili alanı tahrip etti.Flooding has destroyed six thousand hectares of cropland.
O bana alana ihtiyacı olduğunu söyledi.He told me that he needs space.
Ana çalışma alanınız nedir?What's your major field of study?
Bu sizin yargı alanınızın dışındadır.It's outside your jurisdiction.
Tavan arasında bol miktarda depolama alanı vardır.There is plenty of space in the loft for storage.
Tom kırsal alanda yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in the country.
Bu alanda olman gerekmiyor.You're not supposed to be in this area.
Biz bütün alanı kontrol ediyoruz.We're checking the whole area.
Tatoeba ukalalar için ilgi çekici bir oyun alanıdır.Tatoeba is an interesting playing field for smartasses.
Nehir kendi kıyılarını aştı ve çevresindeki alanları sel bastı.The river overflowed its banks and flooded the fields around it.
Sanırım bu masa yeni bir tane alana kadar amacına hizmet edecek.I guess this desk will serve the purpose until we can get a new one.
Onları görüş alanımdan çıkarın.Get them out of my sight.
Yüzlerce insan alana çıktı.Hundreds of people came out into the square.
Gün batımından sonra, alanın üzerinde ince bir sis belirdi.After sunset, a thin mist appeared over the field.
Buradaki alanı oldukça iyi biliyorum.I know the area around here quite well.
Alan adınızı yenilemenizin zamanı.It's time for you to renew your domain name.
Kısıtlı bir alandasın.You're in a restricted area.
Tom tehlikeyi göze alan biri.Tom is a risk taker.
Mektubu alana kadar bekle.Wait until you receive the letter.
Tom'dan haber alan var mı?Has anyone heard from Tom?
Tom'un bu alanda özel eğitimi vardı.Tom has had special training in this field.
Tom, bu alanda en büyük tarım ekipmanları bayiliğine sahiptir.Tom owns the biggest farm equipment dealership in this area.
Afedersiniz, bu alanda bir ATM var mı?Pardon me, is there an ATM in this area?
Yangınlar bu alanda her zaman olur.Fires happen all the time in this area.
O, etki yaptığı alanı büyütmek istedi.He wanted to enlarge his sphere of influence.
Onu alan kişi sensin.You're the one who bought it.
Bunlardan birini alan tek kişi sen değilsin.You're not the only one who bought one of these.
Tom benim eski masamı alan kişiydi.Tom was the one who bought my old desk.
Sana o ceketi alan kişi benim.I'm the one who bought you that jacket.
Bir alana bir bedava.Buy one, get one free.
Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.This company is using new technologies to reduce its environmental footprint.