alan ile cümle

alan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Görüş alanım eskisi kadar geniş değil gibi görünüyor.It seems my field of vision is not as wide as it used to be.
Ben bir inşaat alanında çalışıyorum.I work on a building site.
Tom yaşadığımız aynı alanda yaşıyor.Tom lives in our neck of the woods.
Bu alanda birçok yabani hayvanlar var.There are many wild animals in this area.
Bu kutuların iç kısmında bol alanı var.These boxes have plenty space on the interior.
O Amerika Birleşik Devletleri'nin vahşi alanlarını korumaya inanıyordu.He believed in protecting the United States' wilderness areas.
Hırvatistan, Avrupa'nın güneydoğu kesiminde yer alan bir ülkedir.Croatia is a country located in the southeastern part of Europe.
Bu yasak bir alandır.This is a restricted area.
Kendi alanında önde gelen bir otorite.He's a leading authority in his field.
Bu alanda mı yaşıyorsunuz?Do you live in this area?
Macaristan, Orta Avrupa'da yer alan bir devlettir.Hungary is a state situated in Central Europe.
Karanlık alanları aydınlatmak için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to illuminate dark areas.
Bu benim uzmanlık alanım değil.This is not my specialty.
Bu alan yasak bölge.This area is off-limits.
Sen onu satın alan tek kişisin.You're the only one who bought it.
Bu alanda kaç tane bina var?How many buildings are there in this area?
Kırsal bir alanda yaşıyorum.I live in a rural area.
Tom arabamı ödünç alan kişi değil.Tom is not the one who borrowed my car.
Ben alandaydım.I was in the area.
Hindistan'da büyük şehirlerin etrafında birçok kırsal alan vardır.In India, there are lots of rural areas around big towns.
Bu civardaki alan bombalandı.The area around here was bombed.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
Tom senin park alanını istiyor.Tom wants your parking space.
Yemek alanı her zaman yoğun.The dining area is always busy.
Yemek alanı oldukça yoğunThe dining area is rather busy.
Ben sağ alanda oynadım.I played right field.
Bu alana nasıl fotoğraf yüklerim?How do we upload photos to this area?
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
Sınırsız Alana Sahip Ol Şimdi!Get Unlimited Space Now!
Bu bir yasal gri alan.It's a legal grey area.
Alandaki bir uzman tarafından takdir edilmek hoş.It is delightful to be praised by an expert in the field.
Dikkatli olun, bu alanda pumalar var.Be careful, there are cougars in this area.
Alana ihtiyacım vardı.I needed space.
Bu alandan geçelim.Let's cut across this field.
O, kendi alanındaki en iyi adamdır.He's the best man in his field.
Boş bir alan bırak.Leave a blank space.
Biz restoran alanında yemek yedik.We ate at the food court.
Ölüm sadece bir ufuktur. Ve bir ufuk sadece görüş alanımızın sınırıdır.Death is only a horizon. And a horizon is just the edge of our field of view.
Patenciler paten alanının etrafında kaydı.The skaters skated around the rink.
Tom ve Mary buz pateni alanında paten yaparken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they skated around the rink.
Ranzalar, alandan kazanmanın bir yoludur.Bunk beds are a way to save space.
Bu alan güzel manzarası ile bilinir.This area is known for its beautiful scenery.
Yeterli dolap alanım yok.I don't have enough closet space.
Kurşun kalemimi alanın Tom olmadığını biliyorum.I know it wasn't Tom who took my pencil.
Bu alanı oldukça iyi biliyorum.I know this area pretty well.
Alan bereketli mi?Is the field fertile?
Biraz daha alana ihtiyacım var.I need a little more space.
Bu alana ihtiyacım var.I need this space.
Tom'u park alanında gördüm.I saw Tom in the parking lot.
Tom'un arabasını park alanında gördüm.I saw Tom's car in the parking lot.
Bu alanda bir uzman değilim.I'm not an expert in this field.
Bu alanda hiç plaj yok.There are no beaches in this area.
Hafta sonu için kırsal alana gideceğim.I'm going to the country for the weekend.
Oyun alanında kovalamaca oynayan bir grup çocuk var.There are a bunch of kids playing tag on the playground.
Tom oyun alanında Mary'yi kovalamaya başladı.Tom started chasing Mary around the playground.
Tom'un bu kadar zamanını alan şeyin ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what's taking Tom so long.
Tom'u işe alan kişi ben değildim.I wasn't the one who hired Tom.

İlgili Sayfalar