Ana içeriğe geç
Sözlük

alanı ile cümle

alanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Aile arazisinin geniş alanını çocuklar arasında eşit olarak böleceğiz.We will divide the large area of family land equally between our children.
Sınırlı alanımız var.We have limited space.
Benim uzmanlık alanım karşılaştırmalı dindir.My major is comparative religion.
Tom ekonomi alanında ihtisas yaptı.Tom majored in economics.
Tom elektronik alanında ihtisas yaptı.Tom majored in electronics.
Tom ormancılık alanında ihtisas yaptı.Tom majored in forestry.
Buraya gelirken inşaat alanının önünden geçtim.I walked past the construction site on my way here.
Tom çocuk psikolojisi alanında ihtisas yaptı.Tom majored in child psychology.
Tom Mary'yi yolcu etmek için hava alanına gitti.Tom went to the airport to see Mary off.
Benim dolap alanı tükeniyor.I'm running out of closet space.
Dün hava alanında ona rastladım.I ran into him yesterday at the airport.
O kendi alanında seçkindir.He's outstanding in his field.
Tom'u karşılamak için hava alanına gitmek zorundayım.I have to go to the airport to meet Tom.
Philae'nin iniş alanına Agilkia adı verildi.Philae's landing site was named Agilkia.
Herkesin bir ilgi alanı vardır.Everyone has an area of interest.
Tom, alanında bir uzmandır.Tom is an authority in his field.
Tom bu alanı avucunun içi gibi biliyor.Tom knows this area like the back of his hand.
Alanında bir uzmansın.You're an expert in the field.
Aslında bu alanın bir haritasına sahibim.I actually do have a map of this area.
Onunla hava alanında tanıştım.I met him at the airport.
Tom fizik alanında uzmanlaşıyor.Tom is majoring in physics.
Tom müzik eğitimi alanında ihtisas yaptı.Tom majored in music education.
Dan banliyö alanını devriye için atandı.Dan was assigned to patrol a suburban area.
Mühendislik ve bilgisayar alanında erkekler kızlara göre daha ilgili.Boys are more interested in engineering and computing than girls.
Güneş lekeleri güneş manyetik alanının çok güçlü olduğu Güneş bölgeleridir.Sunspots are regions of the Sun where the solar magnetic field is very strong.
Dan alanının dışına taşındı.Dan moved out of the area.
Tom üniversitede mühendislik alanında ihtisas yaptı.Tom majored in engineering in college.
Kız kardeşimi hava alanına götürür müsün?Can you take my sister to the airport?
Tom'u hava alanına götürür müsün?Can you take Tom to the airport?
Babamı hava alanına götürür müsün?Can you take my dad to the airport?
Hedef görüş alanında.The target is in sight.
O matematik alanında yüksek lisans derecesine sahiptir.He has a master's degree in mathematics.
Konfor alanından çıkman gerekiyor.You need to get out of your comfort zone.
Otobüs bileti, çanta, çocuk oyun alanı bileşik isimlere örnektir.Bus ticket, handbag, and children's playground are examples of compound nouns.
O gerçekten kendi alanında bir uzman.He's really an expert in his field.
İnşaat alanı: baretler gerekli.Construction area: hard hats required.
Çadırımız kamp alanındaki tek çadırdı.Our tent was the only one in the camping area.
Çöller benim uzmanlık alanımdır.Desserts are my specialty.
Depolama alanım var.I have storage space.
Ben bu alanı seviyorum.I love this area.
Bu alanı biliyorum.I know this area.
Piknik alanına kara yolu ile kolayca ulaşılabilir.The picnic area is easily accessible by road.
Eğer bazı yeni oyun alanı ekipmanı alabilirsek güzel olur.It would be nice if we could get some new playground equipment.
Fırtınadan sonra şehrin bazı kısımları afet alanı gibiydi.Parts of the city looked like a disaster zone following the storm.
Tom alanı tanıyor.Tom knows the area.
Uzmanlık alanınız nedir?What is your area of expertise?
Ne kadar depolama alanı gerekli?How much storage space is needed?
Bir alçak basınç alanı rüzgar ve yağmur alternatifi ile İskandinavya'nın tümünü kapsar.A low pressure area covers all of Scandinavia with alternating wind and rain.
Biz bol depolama alanı olan bir mutfak istiyoruz.We would like a kitchen with plenty of storage area.
O, metropol alanında işine odaklandı.He focused his business on the metropolitan area.
Acele etsek iyi olur yoksa biz kamp alanına ulaşmadan önce fırtınaya yakalanırız.We had better hurry or we'll be caught in the storm before we reach the camping site.
Depolama alanı bir öncelik değil.Storage space isn't a priority.
Bu keşif alanı kökünden değiştirmek için potansiyele sahiptir.This discovery has the potential to radically change the field.
Bu keşif alanı dönüştürmek için potansiyele sahiptir.This discovery has the potential to transform the field.
Tom bu alanı çok iyi bilir.Tom knows this area very well.
O, alanındaki diğer bilim adamlarının saygısını kazandı.She has won the regard of the other scientists in her field.
Bir şehir merkezinde değil, bir yerleşim alanında yaşamayı tercih ederim.I would prefer to live in a residential area, not downtown.
Almanya uluslararası istihbarat örgütlerinin oyun alanıdır.Germany is the playfield of international intelligence agencies.
İyileşme için çok fazla alanımız var.We have a lot of room for improvement.
Tom, biyoloji alanında dereceye sahiptir.Tom has a degree in biology.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod