Tom kaza alanına geri döndü.Tom returned to the crash site.
Kaplanlar, av bulmak için çok geniş bir alanı dolaşırlar.Tigers roam over a very large area to find prey.
Bu alanı temizliyoruz.We're cleaning up this area.
Orada bir kamp alanı vardı.They had a campsite there.
Tom'un ormancılık alanında bir diploması var.Tom has a degree in forestry.
Mahallemizde bir oyun alanı var.There is a playground in our neighborhood.
Arkadaşlarıyla birlikte oyun alanında.He's at the playground with his friends.
Bu oyun alanından çıkalım.Let's get out of this playground.
Bizim bile küçük bir oyun alanımız var.We even have a small playground.
Burası güzel görünümlü bir kamp alanı.This is a nice-looking campground.
Ne kadar depolama alanına ihtiyacınız var?How much storage space do you need?
Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yapmayı planlamıştı.He planned to seek a master's degree in international relations.
Fadıl ve Leyla'nın evlilik yaşamı bir savaş alanıydı.Fadil and Layla's married life was a battleground.
Fadıl pediatrik adli tıp alanında uzmanlaşmıştır.Fadil specialized in pediatric forensic work.
Alanı güvenlik altına al.Secure the area.
Leyla bir yerleşim alanında yaşıyordu.Layla lived in a residential area.
Bence bu enteresan bir uzmanlık alanı.I think that's an interesting profession.
Onun araştırması geniş bir alanı kapsar.His research spans a wide range of fields.
Sami inşaat alanına gitti.Sami went to the construction site.
Tom oynamak için oyun alanına gitti.Tom went to the playground to play.
Sami tahnitçilik alanında bir uzmandır.Sami is an expert in the field of taxidermy.
Park alanını bulmak Tom'un çok zamanını aldı.It took Tom a lot of time to find a parking space.
Tom, Mary'ye kızmıştı çünkü onun park alanındaydı.Tom was angry with Mary because she was in his parking space.
Tom bir dinlenme alanında durdu.Tom stopped at a rest area.
Türkiye özellikle de enerji alanında dışa bağımlı.Turkey relies heavily on imports, especially for energy.
Moda uzmanlık alanım değil.Fashion isn't my specialty.
Felsefe ilginç bir çalışma alanıdır.Philosophy is an interesting field of study.
Tom, alanında önde gelen bir uzmandır.Tom is a leading expert in his field.
İlgi alanı politikadan İslam tarihine kaymıştı.His new favorite topic changed from politics to Islamic history.
Mühendislik alanında yüksek lisans yapmaya çalışıyor.He is working toward a master's degree in engineering.
Doğum gününde hiç hediye alanı olmaz.He never gets anything for his birthday.
Alanın ne?What is your field?
Tarih pek ilgi alanım değil.History is not really my field of interest.
Mağazanın tatlı bir Fransız müziği çalmakta olan kafe alanındayız.We’re in the coffee shop area of the store, with mellow French music playing.
Buraya yakın bir kamp alanı var mı?Is there a campsite near here?
Üçüncü ICP, yardım etkinliği alanındaki son gelişmeleri de dikkate almaktadır.The third ICP also takes into consideration recent developments in the field of aid effectiveness.
B. Howard ilk olarak finans alanında çalıştığını söylüyor.B. Howard said he first considered working in finance.
Bu proteinler ve bunlar gibi diğerleri optogenetik alanında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.These proteins and others like them are increasingly widely used in the field of optogenetics.
İlk defa 1 Ocak'ta yayınlandı (Kamu Alanı Günü (Public Domain Day)), 2010.It was first published on January 1 (Public Domain Day), 2010.
Hava alanının sahibi LLP "Altair Air" dır.The owner of the airport is LLP "Altair Air".
Bununla birlikte, etkileşimlerden biri Higgs alanıyla ilgilidir.However, one of the interactions is with the Higgs field.
Transslerilerin alanı Levi-Civita alanından daha da büyüktür.The field of transseries is larger than the Levi-Civita field.
Masraflarla ilişkili koşullar, 71B alanında gösterilir.Charge-related terms are indicated in field 71B.
Tüm matematik alanını kapsayan büyük bir uluslararası inceleme servisidir.It is a major international reviewing service which covers the entire field of mathematics.
Batılı araştırmacılar bu alanı 1975'te keşfettiler.Western researchers discovered these areas in 1975.
Bu değişim sırasında manyetik alanın kuvveti mevcut gücünün% 5'ine kadar zayıfladı.During this change the strength of the magnetic field weakened to 5% of its present strength.
Tüm bu adamlar, tüm bu savaşçılar, savaş alanındaki bu inanılmaz derecede dar alana sıkıştı.All these men, all these combatants, crammed into this incredibly tight space on the battlefield.
Türkiye, uzay teknolojisi alanında Hindistan ile işbirliğini genişletmeye isteklidir.Turkey is keen to expand cooperation in space technology with India.
Japon birlikleri ertesi gün geri çekildi ve Sovyetler boş alanı yine işgal etti.The Japanese troops withdrew the next day, and the Soviets again occupied the now-empty area.
Yakında "Berlin Savunma Alanı" unvanının önemi olmadığını keşfettiler.They soon discovered that the title "Berlin Defense Area" carried no significance.
Bu tip hücre artık sadece tarihsel bir ilgi alanındadır.This type of cell is now only of historical interest.
Seçenekler Seçenekler alanı çok sık kullanılmaz.Options The options field is not often used.
Office 365 aboneleri için ek depolama alanı miktarı da 1 TB'a yükseldi.The amount of additional storage for Office 365 subscribers also increased to 1 TB.
Bugünün ekonomisi eski "Fahr" Fabrikası alanına yerleşmiş birçok şirkete dayanmaktadır.Today's economy is based on several companies that settled on the former "Fahr" factory area.
Eliptik eğri kriptografi algoritmaları, 2004'ten 2005'e kadar geniş kullanım alanına girmiştir.Elliptic curve cryptography algorithms entered wide use in 2004 to 2005.
Tilliach alanı yaklaşık 1075 yılında Brixen Prensi-piskoposları tarafından satın alınmıştır.The Tilliach area was acquired by the Prince-bishops of Brixen in about 1075.
Birkaç askeri eğitim alanı vardı, bazıları da NATO birlikleri tarafından kullanıldı.There were several military training grounds, some also used by NATO troops.
Light Table, serbest biçime sahip bir çalışma alanı türüdür.Light Table, a type of freeform workspace.
Aslında bu zorluklar, alanı terk etmesinin temel nedenlerinden biridir.In fact these challenges are one of the primary reasons why he left the field.
Genetiği değiştirilmiş bitkilerden elde edilen tohumlar da şirket için önemli bir büyüme alanıdır.Seeds from genetically modified plants are also an important area of growth for the company.