Ana içeriğe geç
Sözlük

alanı ile cümle

alanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O benim yetki alanımın içinde değil.That is outside my purview.
Tom psikoloji alanında uzmanlaşmıştır.Tom majored in psychology.
Tom finans alanında bir uzman olduğunu iddia etti.Tom claimed to be an expert in finance.
Bu alanın dışında yürümeyin.Do not walk outside this area.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Odanın alanı iki buçuk metre karedir.The room's area is two and half square meters.
Görüş alanım eskisi kadar geniş değil gibi görünüyor.It seems my field of vision is not as wide as it used to be.
Ben bir inşaat alanında çalışıyorum.I work on a building site.
Bu kutuların iç kısmında bol alanı var.These boxes have plenty space on the interior.
Kendi alanında önde gelen bir otorite.He's a leading authority in his field.
Bu benim uzmanlık alanım değil.This is not my specialty.
Tom senin park alanını istiyor.Tom wants your parking space.
Yemek alanı her zaman yoğun.The dining area is always busy.
Yemek alanı oldukça yoğunThe dining area is rather busy.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
O, kendi alanındaki en iyi adamdır.He's the best man in his field.
Biz restoran alanında yemek yedik.We ate at the food court.
Ölüm sadece bir ufuktur. Ve bir ufuk sadece görüş alanımızın sınırıdır.Death is only a horizon. And a horizon is just the edge of our field of view.
Patenciler paten alanının etrafında kaydı.The skaters skated around the rink.
Tom ve Mary buz pateni alanında paten yaparken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they skated around the rink.
Yeterli dolap alanım yok.I don't have enough closet space.
Kurşun kalemimi alanın Tom olmadığını biliyorum.I know it wasn't Tom who took my pencil.
Bu alanı oldukça iyi biliyorum.I know this area pretty well.
Tom'u park alanında gördüm.I saw Tom in the parking lot.
Tom'un arabasını park alanında gördüm.I saw Tom's car in the parking lot.
Oyun alanında kovalamaca oynayan bir grup çocuk var.There are a bunch of kids playing tag on the playground.
Tom oyun alanında Mary'yi kovalamaya başladı.Tom started chasing Mary around the playground.
Bu bir turist alanı.It's a tourist area.
Tom, alanında bir uzman olarak kabul edilir.Tom is considered an expert in his field.
Onlar arabaları park etmek için bir alanı çitle ayırdı.They fenced off an area to park cars.
Tom, alanındaki en iyi adamdır.Tom is the best man in his field.
Tom eğitim psikolojisi alanında eğitim aldı.Tom majored in educational psychology.
Tom'un şemsiyesini alanın sen olduğunu biliyoruz.We know it was you that took Tom's umbrella.
O, alanında bir uzmandır.He's an authority in his field.
O, alanında bir otoritedir.She's an authority in her field.
O, alanında bir liderdir.She is a leader in her field.
Tom yollar kapalı olduğu için kayak alanına gidemedi.Tom couldn't get to the ski area because the roads were closed.
Ben üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptım.I majored in literature at the university.
O, üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptı.He majored in literature at the university.
O, üniversitede edebiyat alanında uzmanlaştı.She majored in literature at the university.
Biz üniversitede edebiyat alanında ihtisas gördük.We majored in literature at the university.
Onlar üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptılar.They majored in literature at the university.
Tom'un alanı, tarihtir.Tom's field is history.
Tom'un geniş bir ilgi alanı var.Tom has a wide range of interests.
Benim çalışma alanım dilbilimdir.My field of study is linguistics.
O benim çalışma alanım değil.That is not my field of work.
O, fizik alanında uzmanlaşıyor.He is majoring in physics.
Sel, altı bin hektar ekili alanı tahrip etti.Flooding has destroyed six thousand hectares of cropland.
Ana çalışma alanınız nedir?What's your major field of study?
Bu sizin yargı alanınızın dışındadır.It's outside your jurisdiction.
Tavan arasında bol miktarda depolama alanı vardır.There is plenty of space in the loft for storage.
Biz bütün alanı kontrol ediyoruz.We're checking the whole area.
Tatoeba ukalalar için ilgi çekici bir oyun alanıdır.Tatoeba is an interesting playing field for smartasses.
Onları görüş alanımdan çıkarın.Get them out of my sight.
Gün batımından sonra, alanın üzerinde ince bir sis belirdi.After sunset, a thin mist appeared over the field.
Buradaki alanı oldukça iyi biliyorum.I know the area around here quite well.
O, etki yaptığı alanı büyütmek istedi.He wanted to enlarge his sphere of influence.
Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.This company is using new technologies to reduce its environmental footprint.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod