Ana içeriğe geç
Sözlük

alanı ile cümle

alanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Asıl branş alanın nedir?What's your major field?
Yakında bir alışveriş alanı vardır.There is a shopping area nearby.
Üçümüz arasında birkaç yüz dönümlük bir alanımız var.We own a few hundred acres between the three of us.
Meyve ağaçları büyümek için geniş bir alan alanı gerektirir.Fruit trees require a large amount of space in which to grow.
Müzik alanında hiç kimse bu genç kadın eşit değildir.Nobody is equal to this young woman in the field of music.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
O zaman savaş alanına gitmeyi reddetseydi, hâlâ hayatta olurdu.He would still be alive had he refused to go to the battlefield then.
Devriye arabaları alanının tamamını kapsamaktadır.The patrol cars cover the whole of the area.
Güvercinler dünyadaki manyetik alanının yardımıyla evlerine dönebilirler.Pigeons can find their way home with the help of the Earth's magnetic field.
Bu, onun uzmanlık alanı.That's his specialty.
Sorun benim alanımın dışındadır.The problem is outside my field.
Bu onların dünyanın manyetik alanını kullanamadıklarından dolayı olabilir.This may be because they could not use the earth's magnetic field.
Çöp alanı nerede?Where is the garbage area?
Bu şehrin alanı nedir?What is the area of this city?
Bu bir koruma alanı olarak adlandırıldı.This has been designated a conservation area.
Sebzeler yetiştirmek için bu alanı kullanabilir miyim?Can I use this area to raise vegetables?
Bu yerleşim alanı yaşamak için rahat.This residential area is comfortable to live in.
Bu durum benim yetki alanımın dışında.This case is outside my jurisdiction.
Bu evin alanı nedir?What is the area of this house?
Oyun alanı, beyaz çizgiler tarafından üçe bölünmüş.The playground is divided into three areas by white lines.
Kargalar çiftçinin mısır alanını harap ettiler.Crows all but destroyed the farmer's field of corn.
Kanada'nın alanı Amerika birleşik Devletleri'nkinden daha büyüktür.The area of Canada is greater than that of the United States.
Halam arabamı onun park alanında park etmeme izin verdi.My aunt allowed me to park my car in her parking space.
Ortalama bir Amerikan yaşam alanı Japonya'daki yaşam alanının iki katı kadar büyüktür.The average American living space is twice as large as the living space in Japan.
Kalabalık başkanı uğurlamak için hava alanında toplandı.The crowd gathered at the airport to see the President off.
Biletimi hava alanında alabilir miyim?Can I pick my ticket up at the airport?
Uçağa geç kalmamak için hava alanına acele ettim.I hurried to the airport so as not to be late for the plane.
Hava alanında bir arkadaşımla karşılaştım.I met a friend of mine at the airport.
Maalesef görüş alanım daraldı.I'm afraid my visual field has narrowed.
8 ayak kare bir yerin alanı 64 ayak karedir.The area of an 8-foot square room is 64 square feet.
Bir grup genç, oyun alanında hentbol oynuyor.A group of young men are playing handball in the playground.
Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.The river flooded a large area.
Savaş alanı ölülerle ve ölenlerle doluydu.The battlefield was full of the dead and the dying.
Gemi yakında görüş alanına girdi.The ship soon came into view.
Onu alanın başka biri olduğuna memnun oldum.I am glad it was someone else who got it.
Arabanı park alanı olmayan bir yere park etmemelisin.You must not park your car in a no parking zone.
Uzmanlık alanın nedir?What's your specialty?
Bu alanın her karışını bilir.He knows every inch of this area.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
Biyoloji alanında çalışıyor.He is working in the field of biology.
Savaş alanında defalarca kefeni yırttı.He cheated death many times on the battlefield.
O, üniversitede fizik alanında uzmanlaşmaya karar verdi.He decided to specialize in physics at college.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
O, hukuk alanında üstad derecesi aldı.He got a master's degree in law.
O, sigara içilmeyen alanı genişletmek istiyor.She wants to extend the no-smoking area.
O ekonomi alanında uzmanlaşmıştır.She majored in economics.
Yaralı askerler savaş alanında bırakıldı.The wounded soldiers were left in the field.
O, alanı elininin arkası gibi bilir.He knows the area like the back of his hand.
Taksi ne zaman hava alanına gidecek?At what time will the taxi go to the airport?
Ev halkı, aynı yaşam alanını ve parayı paylaşan bir gruptur.A household is a group that shares the same living space and finances.
Bir doktor tıp alanında uzmandır.A doctor is an expert in medicine.
Tom'un çalışma alanı hukuktur.Tom's field of study is law.
Hitler Doğu Avrupa'da yaşam alanı istedi.Hitler called for lebensraum in Eastern Europe.
Bu benim yetki alanım değil.That's not in my bailiwick.
İngiliz birlikleri o alanı zorla işgal ediyorlar.British troops held that area.
O bir tarım alanı idi.It was an agricultural area.
Almanya savaş alanında kazanıyordu.Germany was winning on the battlefield.
Harekât alanındaki mevcut askerler görevden alınmayacak.Soldiers currently in theatre will not be made redundant.
Bu benim uzmanlık alanımın dışında.That's outside my area of expertise.
Senin gözde kayak alanın nedir?What's your favorite ski area?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod