Sonuçta onun buraya gelmekteki ısrarı abimle alakalıIn the end, her motive for coming here is about hyung anyways.
Kapitalizmin yenilikleri teşvik edici olduğudur. Bütün bunlar birbirleriyle alakalı fikirler.And these are all related ideas.
"Filminizin hiçbir şeyi ile alakalı olmak istemiyoruz" imiş."We want nothing to do with your movie."
Hiçbiri bu filmle alakalı bir şey yapmak istemedi.None of them wanted anything to do with this movie.
Ama pek Kuzey İsveç ile alakalı durmuyordu.look like something from the north of Sweden.
Yani bu anatomi mantar cisimciklerinin eylem seçimiyle alakalı olduğunu öne sürüyor.So this anatomy suggests that the mushroom bodies have something to do with action choice.
Birçok insan bana Lost ile alakalı şeyler soruyor.I get a lot of people asking me, in terms of "Lost," you know,
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.My grandfather was sort of the guy who, you know, kind of got me into all sorts of these things.
Sıfır maliyete en yakın, tıp ile alakalı bilgiyi nasıl sağlarsınız?How do you provide medically relevant information at as close as possible to zero cost?
Gerçekten kasabada iki oyun vardır. yaşlanmayı ertelemeyle alakalı bir çok insana göreAnd there are really two games in town, according to most people, with regard to postponing aging.
İskeletle penisin birbiriyle çok da alakalı olduğunu düşünmezsiniz.You wouldn't think that skeletons and penises have very much to do with one another.
Çünkü bu açıklamada yapının zor bükülebilir olmasıyla alakalı bir mekanizma söz konusu değildi.Because there was no mechanism in this explanation for making this structure hard to bend.
Bunlar çok önemli yetenekler ve sadece kodlama ile alakalı değiller.Now those are important skills that aren't just relevant for coding.
Yani dışarısını daha pozitif yapıyoruz Bu özellikle içeriyle alakalıdırSo we're making the outside more positive, especially relative to the inside.
Miktarın avantajı, günümüzün dünyasının karmaşıklığıyla alakalı.The advantage of volume, first, just has to do with the complexity of the world nowadays.
Evet yapabilirsiniz ancak bu ayrıca sizin cilt tipinizle de alakalı.You could workout after a wax but it also depends on the type of skin that you have.
Bu ekonominin ne kadar çok değiştiği ile alakalı.What it's about is that the economy has changed a lot.
Ve finans okurken de önem verdiğim şeylerden bir tanesi finans ile alakalı yerlerde çalışmaktı.And one of the major things I cared about was to work in finance related jobs while studying.
Sanırım depresyonla alakalı her şeyi anlattım.I think I covered everything related to depression.
Ve nedeni de, değer bilmekle ve katkıda bulunmakla alakalı olması.The reason is, it's about appreciation and contribution. You can only feel so much by yourself.
Bu arada, gözleriyle alakalı neler oluyor dersiniz?The eyes are on the screen there.
Bana göre, Baxter'le alakalı en ilginç ayrıntı, kullanıcı arayüzü.But I think the most interesting thing about Baxter is the user interface.
Ekranın sol tarafında sağ kolla alakalı simgeler görebilirsiniz.You can see some icons on the left of the screen there for what was about its right arm.
Düşme ve bunla alakalı diğer problemleri biliyorum. Bu konu benim araştırma konumun bir parçası.I'm smart about falls and fall-related injuries -- it's an area of research that I work on.
Yani temel olarak bu araştırma eksikliği ile alakalı.So it's about the lack of research, basically.
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.I asked her how she did this. Was it the power of praying?
Bu işinle alakalı mı?Is that relevant to your work?
Ve sonra deneklerimiz gıdıklanmakla alakalı bir kaç değerlendirme yapacaklar.And then we're going to ask them to rate a bunch of things including ticklishness.
Ama aynı zamanda hastalıklar ve rehabilatasyonla alakalıdır.But it's also relevant for disease and rehabilitation.
Bu şartlarla alakalı.It's about context.
Geçenlerde, internette bilgisayar işlemleriyle alakalı bir makale gördüm.I saw an article the other day. It was about problems with computer processing over the Internet.
Yoksulluğun ikinci sebebi, harcamayla alakalı.The second reason is it has to do with spending.
Bu gravitasyonel dalgalar ile alakalı.It involves gravitational waves.
Bu bana sizinle alakalı daha sağlam bir bilgi verir.That would tell me something more substantial about you.
Tüm bu işaretler yalnızca resimlerle alakalıdır, ancak web sayfaları ile hiçbir alakası yoktur.And all these signals are only relevant to images, but are not relevant to web pages.
Bu işi 25 senedir yapmıyordum, geri dönüp güneş pilleriyle alakalı neler olmuş bir baktım.let me go back and look at what's been happening with solar cells.
Bu nasıl çevreci şehir olduklarıyla alakalı Vancouver"ın propagandası.This is Vancouver's propaganda about how green a city they are.
Joe üzerinde çalıştığı cihazla alakalı büyük endişeler içerisindeydi.And Joe was very worried about the device that he was working on.
Neyle alakalı?About what?
Ama genelde bu durum çok güçlü sosyal dengesizliklerle alakalı.But usually that is linked to very strong social disparities.
Sergilediği duruşu idare edişiyle ve kaderini kontrol edişiyle alakalı bir dönüm noktası.A turnaround in terms of how it manages its image, and how it takes control of its own destiny.
Olimpiyatlarla alakalı olarak--Linking up with the Olympics --
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.And that's the key: it's about power.
Taşıdığımız bu gen, sosyallikle alakalı bir gen.It's a social gene running through us.
Tabi bu ayrıca vücudunuzun neresine agda yaptıgınızla da alakalıdır.It also depends on where on the body are you getting waxed.
Aborijinlerin kültürüyle alakalı en çok neden endişe ediyorsunuz?Aborijinlerin kültürüyle alakalı en çok neden endişe ediyorsunuz?
Ancak alakalı bir konuydu çünkü Savaşı tırmandırdı.But it was relevant because it really escalated the War.
Ben bir ekonomistim ama bu ekonomiyle alakalı bir soru değil, bu ahlaki bir soru:I mean, I'm an economist, but this is ultimately not an economic question, it's a moral question:
Yaş patalojiyle alakalı değildir; potansiyelle alakalıdır.Age not at all as pathology. Age as potential.
Hayır, bu iyi saç kesiminin nasıl olması gerektiği ile alakalı: günün şekline bağlı.No. That is what a good haircut is about: It depends of what the shape of the day is.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Some people, I would never relate, but they sound similar.
Diş fırçalarken yapılan karmaşık duyusal motor eylem ile alakalı bir şey orgazmı tetikliyormuş.Something in the complex sensory-motor action of brushing her teeth was triggering orgasm.
Avelile'in annesinde HIV virüsü vardı. O AIDS alakalı bir hastalıktan öldü.Avelile's mother had HlV virus -- she died from AlDS-related illness.
Görüyorsunuz, bu toparlama fikri ile alakalı harika bir şey: Yeni.You see, that's the wonderful thing about the tidy up art idea: it's new.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.It isn't just about nice.
Hae Young'un babasının sınır dışı edilmesi... ...prensesin babasının ölümüyle alakalı.Hae Young's father's expulsion, is related to the princess's father's death.
Bu videoda bu konuyla alakalı bir şeyler anlatacağım. -That's what we'll talk a little bit about in this video.
Bu değişimle alakalı olmalıdır.It has to be about transition.
Kapitalizmi yıkmakla alakalı da değildir.It's not about overthrowing capitalism.
İnsan doğasını değiştirmeye çalışmakla alakalı değildir.It's not about trying to change human nature.