Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.ישנם אנשים שלעולם לא הייתי חושב שהם קרובים, אבל הם נשמעים דומים.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.بعض الناس، لم أستطع أبدًا إيجاد صلات بينهم، لكنهم يبدون متماثلين.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.チャールズ王子の音は ニコール・キッドマンに似ています
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.A můj dědeček byl ten, který mě do všech těhle věcí uvedl.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Bunicul meu era genul de om care, ştiţi, mi-a făcut cunoştinţă cu lucrurile de genul acesta.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Isoisäni oli sellainen kaveri, joka sai minut mukaan kaikenlaisiin juttuihin.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.제 할아버지는 제가 이런 걸 좋아하도록 만드신 분이셨죠
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Mi abuelo era la clase de tipo que, ya saben, me enseño este tipo de cosas.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Mijn opa was zo'n kerel die me bij dit soort dingen betrokken kreeg.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Min bedstefar var typen der, I ved, fik mig i gang med
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Mon grand-père était le genre de type qui arrivait à m'intéresser à tout plein de choses.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.O meu avô era o tipo de pessoa que, de certa forma, me envolveu neste tipo de coisas.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Ông ngoại tôi thuộc kiểu người, bạn biết đấy, gần như dẫn dắt tôi tới những thứ như thế này.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Tudják, a nagyapám az a fajta fickó volt, aki bevezetett engem az ilyesfajta dolgokba.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Właśnie dziadek mnie w to wciągnął. Właśnie dziadek mnie w to wciągnął.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Ο παππούς μου ήταν εκείνο το είδος ανθρώπου, που ξέρετε, με έκανε να ασχοληθώ με όλα αυτά τα πράγματα.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Дядо ми беше донякъде човека, който ме запали по всички тези неща.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.Мой дед был как раз тем человеком, который как бы затянул меня во все эти вещи.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.סבא שלי היה מסוג האנשים, אתם מבינים, שהכניס אותי לכל הקטעים האלה.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.كان جدي رجل من النوع الذي ، كما تعلمون ، هو الذى جعلنى أستغرق فى جميع أنواع هذه الأشياء.
Aslında büyükbabam, yani... benim bu cins şeylerle alakalı olmamı sağlayan kişi.こういったものに私を導いてくれたのです それに道具も与えてくれました
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Az valóban rendszerfüggő dolog, hogy a hajót hogyan pakolták meg, hol volt a ballaszt, stb.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.C'est en réalité une question systémique, comment le navire est chargé, le lest et beaucoup d'autres choses.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.E chiar o chestiune a sistemului, cum a fost încărcată nava, balastul și multe altele.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.E' veramente una questione di sistemi, di come la nave fosse stata caricata, di zavorra e di molte altre cose.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Het is echt een kwestie van het systeem, hoe het schip was geladen, de ballast en vele andere dingen.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Istotny jest cały układ, sposób w jaki statek był załadowany, balast i wiele innych czynników.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.그것은 실제로는 배가 어떻게 선적되었는지, 안정기 및 기타 여러 가지시스템의 문제입니다.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Nó thật sự là 1 vấn đề có hệ thống, làm sao tàu chở được hàng không chở hàng và nhiều thứ khác nữa.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Tatsächlich ist die Frage, wie das Schiff beladen wurde, wie der Ballast verteilt wurde, und anderes.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Tiene que ver con el sistema, con cómo el barco estaba cargado, con el lastre y muchas otras cosas.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Είναι βασική ερώτηση πώς το πλοίο φορτώθηκε με τόση σαβούρα.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Наистина е въпрос на система, как корабът е бил натоварен, стабилността и много други неща.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Це насправді питання системне, питання завантаженності корабля, баласту і багатьох інших факторів.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.Это системный вопрос, вопрос загрузки корабля, балласта и многих других факторов.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.זו באמת שאלה של המערכת, איך הספינה הועמסה, מידת הנטל ועוד דברים רבים.
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.فالامر هنا كان متعلقاً بنظام توزيع الاحمال وطريقة توزيع البضائع ويتعلق بالانفجار .. وعدة معطيات اخرى ..
Aslında sorun sistem ile alakalı, geminin nasıl doldurulduğu, denge ve diğer birçok şeyle alakalı.バラストなど多くが関わります こうして20世紀には 現実がいかに複雑かを
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.실제로 그 둘은 10%의 직접적인 영향을 받습니다.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.10%, na verdade, em ambos os casos.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.6%が心臓病に
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Di fatto il 10% per entrambe.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Dix pour cent pour être précis.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.E kettőnek például az esetek tíz százalékában.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.I realiteten tio procent för båda dessa.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Khoảng 10% trên thực tế, cả 2 thứ đấy.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Molemmat niistä 10 % tapauksista.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Zece la sută pentru ambele.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.Το 10% και στους δύο τύπους.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.עשרה אחוזים למעשה, לכל אחד מהם.
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.عشرة في المئة في الواقع،
Aslında yüzde on oranında her ikisi ile de alakalı.缺少運動嘅人當中分別有一成人 患上咗乳癌同結腸癌
Avelile'in annesinde HIV virüsü vardı. O AIDS alakalı bir hastalıktan öldü.A mãe de Avelile tinha o vírus VIH - ela morreu de uma doença relacionada com a SIDA.
Avelile'in annesinde HIV virüsü vardı. O AIDS alakalı bir hastalıktan öldü.La mamma di Avelile aveva il virsu dell'HIV, ed è morta di malattie legate all'AIDS.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.A környezetről, valamint a tiszteletről is szól.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.Chodzi również o środowisko i szacunek.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.De-asemenea, despre mediu și respect.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.Đó cũng là vì môi trường và phương diện.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.Es geht auch um Umwelt und Respekt.
Aynı zamanda çevre ve saygı ile alakalı.Il s'agit également de l'environnement et du respect.