Ana içeriğe geç
Sözlük

alakalı ile cümle

alakalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Aber eines sei gesagt: Hier geht es nicht nur um Griechenland.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.De hadd figyelmeztessem Önöket, nemcsak Görögországról van szó.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Dovoľte mi však varovať vás, toto nie je len o Grécku.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.하지만 분명히 말씀드리는데, 그리스만이 문제가 아닙니다.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Maar laat me jullie waarschuwen, dit gaat niet alleen over Griekenland.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Mais je vous préviens, ce n'est pas que la Grèce.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Ma permettetemi di avvertirvi: questo non riguarda solo la Grecia.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Mas deixem-me avisar-vos, isto não se resume à Grécia.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Men låt mig varna er, det här handlar inte bara om Grekland.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Nhưng để tôi chỉ cho bạn thấy, đây không chỉ riêng Hy Lạp.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Ostrzegam, nie chodzi tylko o Grecję.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Permiteţi-mi să vă avertizez. Nu e vorba numai despre Grecia.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Pero déjeme advertirles, no se trata solo de Grecia.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Tapi saya memeringatkan anda, ini bukan hanya mengenai Yunani.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Επιτρέψτε μου όμως να σας προειδοποιήσω, δεν πρόκειται μόνο για την Ελλάδα.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Але дозвольте мені застерегти вас, це стосується не лише Греції.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Но имейте в виду, дело не только в Греции.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.Но нека ви предупредя, не става въпрос само за Гърция.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.אבל הרשו לי להזהיר אתכם, לא מדובר כאן רק ביוון.
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.و لكن دعوني أحذركم هذا الأمر لا يتعلق فقط باليونان
Ancak sizi uyarayım; bu sadece Yunanistan ile alakalı bir durum değil.国家の指導者達が
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Am întrebat-o cum făcea. Era oare vorba despre puterea rugăciunii?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ich fragte sie, wie sie das machte. War es die Kraft des Gebets?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ik vroeg haar hoe ze dat deed. Was het de kracht van het gebed?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Jag frågade henne hur hon gjorde. Vad det bönens kraft?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Je lui ai demandé comment elle faisait. Était-ce la puissance de la prière?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.전 할머니께 어떻게 병을 고쳤냐고 물었죠. 기도의 권능인가요?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le chiesi come faceva. Era il potere della preghiera?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Le pregunté cómo lo hacía. Era el poder de la oración?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Megkérdeztem, hogy hogyan csinálja ezt. Talán az ima ereje teszi?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Perguntei-lhe como é que ela fazia isso. Era o poder da oração?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Ptala jsem se jí, jak to dělá. Bylo to silou modlitby?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Saya bertanya bagaimana dia melakukannya. Apakah melalui kekuatan doa?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Spytałam się jej jak ona to robi. Czy była to siła modlitwy?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Tôi hỏi bà tại sao bà lại làm được như vậy. Đó có phải là sức mạnh của cầu nguyện hay không?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Τη ρώτησα πώς το κατάφερνε αυτό. Ήταν μήπως η δύναμη της προσευχής;
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Попитах я как прави това. Дали беше силата на молитвата?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я питала, як це їй вдається. Сила молитви?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.Я спрашивала, как она это делает. Была ли это сила молитвы?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.שאלתי אותה כיצד עושה זאת. האם היה זה כוח התפילה?
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.سألتها عن كيفية قيامها بذلك. هل كانت تلك قوة الدعاء؟
Anneanneme bunu nasıl yaptığını, duaların gücüyle mi alakalı olduğunu sordum.祈りも効果はあるけれど
Archibald, her şeyden önce, basın ilgisi ile alakalıdır.Por sobre todas las cosas, el Archibald es sobre la cobertura de los medios.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Alcune persone che mai collegherei hanno suoni simili.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Algunas personas que no tienen nada que ver tienen un sonido similar.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Beberapa orang, saya tidak pernah menghubungkannya, namun suaranya serupa.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Einige Menschen, die ich nie miteinander in Verbindung bringen würde, klingen ähnlich.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.어떤 사람들은 전혀 관계가 없어 보이는데도 비슷한 소리가 납니다.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Některé lidi bych vůbec nespojoval, ale zní podobně.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Niektorí ľudia, ktorých by som si nikdy nespájal, znejú podobne.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Niektórzy ludzie nie są podobni, a brzmią prawie identycznie.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.(Rires) Certaines personnes, je n'aurais jamais fait la relation, mais ils sonnent semblables.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Sommige mensen, schijnbaar zonder verband, klinken gelijkaardig.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Unii oameni, care n-au nicio legătură, sună similar.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Vài người không liên quan gì nhưng họ nghe giống nhau.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Vannak emberek, akiket sohasem kapcsolnék össze, de mégis hasonlóan hangzanak.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Μερικοί, δε θα το φανταζόμουν ποτέ, ακούγονται παρόμοια.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Буває так, що люди, які взагалі не пов"язані між собою, звучать однаково.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Някои хора звучат подобно.
Asla alakalı bulamayacağım bazı kişiler benzer duyuluyor.Порой совершенно не связанные между собой люди звучат похоже.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod