Ben bir ekonomistim ama bu ekonomiyle alakalı bir soru değil, bu ahlaki bir soru:أعني، أنا خبير اقتصادي، ولكن في نهاية المطاف هذه ليست مسألة اقتصادية أو مسألة أخلاقية ..
Ben bir ekonomistim ama bu ekonomiyle alakalı bir soru değil, bu ahlaki bir soru:経済学の問題ではなく モラルの問題なのです 私達はアメリカ人として また社会としてー
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.A TED és a mi jelentőségünk valójában az, hogy megtanítja a valódi odafigyelést.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Consider că esenţa a ce facem noi şi esenţa TED e de a învăţa să ascultăm, de a avea dorinţa să ascultăm.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Ik denk dat onze relevantie en die van TED erin bestaat om dit te omarmen en om te leren om te luisteren.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.I myślę, że ważnym jest zarówno dla nas, jak i dla TED'a, aby nauczyć się uważnie słuchać.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Jag tror att vår och TEDs relevans handlar om att ta till vara på det och i grund och botten lära att lyssna.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.이것은 바로 본질적으로 경청하는 방법을 배우고 포용하는 것이야 말로 우리와 TED가 함께 지향하는 중요한 점이라고 생각합니다.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Y creo que nuestra relevancia y la de TED es en realidad lograrlo y aprender a escuchar, esencialmente.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.Я думаю, наша задача и задача TED заключается в том, чтобы охватить всё это и в сущности научиться слушать.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.ואני חושב שהרלוונטיות שלנו ושל TED היא באמת בלהכיל את זה וללמוד איך להקשיב, בעיקרון.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.وأنا أظن أننا نحن و"تيد" لنا صلة وثيقة لتبني هذه الفكرة وتعلم كيفية الاستماع، بشكل أساسي.
Bence bizim ve TED'in alakası, aslında bunu kabul etmek ve esas olarak dinlemeyi öğrenmektir.それを受入れ どのように聞くかを学ぶことが 重要でしょう 私たちは聞き取り方を学ぶ必要があるのです
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.A arquitetura tem a ver com consenso.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Cred că arhitectura se referă la consens.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.In der Architektur geht es um Einigkeit.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Je pense que l'architecture est une histoire de consensus. et de ce vilain mot: "compromis".
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.건축은 합의에 관한 것입니다.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.L'architettura ha a che fare col consenso.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Szerintem az építészet a megegyezésről szól.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Tôi nghĩ kiến trúc là về sự nhất trí.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.W architekturze chodzi o zgodę.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Yo creo que la arquitectura se trata de consenso.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.В архитектуре важен консенсус и компромисс.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.Мисля, че архитектурата е свързана с консенсус.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.לדעתי בארכיטקטורה חשוב הקונצנזוס.
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.أعتقد أن فن العمارة هو عن إجماع في الآراء
Bence mimari fikir birliği ile alakalı.そして汚れた言葉「妥協」のことです 妥協は悪くありません
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Für mich geht es um das Bemerken. Es geht um das Sehen jenseits des ersten Eindrucks.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.제게 있어선, 미술이란 인식하는 겁니다. 첫 인상 너머의 무엇인가를 보려 하는 거죠. 제게 있어선, 미술이란 인식하는 겁니다. 첫 인상 너머의 무엇인가를 보려 하는 거죠.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Podľa mňa ide hlavne o všímavosť. Pokúsiť sa vidieť veci ďalej za prvý dojem.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Semua tentang perhatian menurut saya. Untuk lebih melihat setelah kesan pertama.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Voor mij gaat het om opmerken Je moet proberen verder te kijken dan je neus lang is.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Według mnie chodzi o zauważanie, o spoglądanie poza to co jest widoczne na powierzchni.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Πιστεύω πως αυτό που χρειάζεται είναι να παρατηρείς τα πάντα. Να κοιτάζεις πίσω από την πρώτη εντύπωση.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Найважливіше для мене - помічати. Бачити щось більше після першого враження.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.בשבילי זה הכל עניין של תשומת לב. זה הכל עניין של נסיון לראות מעבר לרושם הראשוני.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.انها كل شيء ملاحظ، بالنسبة لي. انها كل شيء عن محاولة لرؤية ما وراء الانطباع الأول.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Azt feleltem, összekeverhettek valakivel, mert én távolról sem vagyok egy atléta.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Ho risposto che di certo era un caso di errore d'identità perché sono ben lontana dall' essere un atleta.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Ik antwoordde dat er sprake van een persoonsverwisseling moest zijn want ik ben allesbehalve een atleet.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Jeg svarede at det med sikkerhed var en fejl da jeg er så langt fra at være atlet, som man kan være.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Je lui ai répondue que c'était certainement une erreur parce que je suis tout sauf une athlète.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.저는 분명히 신원 오인의 문제 같다고 대답했니다. 왜냐하면 저는 운동이랑은 거리가 머니까요.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Le respondí que seguro se había equivocado de persona porque soy todo lo contrario a una atleta.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Odpověděla jsem, že je to určitě omyl, protože já rozhodně nejsem žádná sportovkyně.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Odpowiedziałam, że z pewnością pomylili osoby ponieważ daleko mi do sportsmenki.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Tôi đáp lời rằng đây chắc hẳn là một sự nhầm lẫn bởi không ai có thể tệ hơn tôi về khoản thể dục thể thao.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Απάντησα πως σίγουρα με περνούσαν για κάποια άλλη αφού δε θυμίζω σε τίποτα αθλήτρια.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.На что я ответила, что это какая-то ошибка, потому что я далеко не спортсменка.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Отговорих, че вероятно са сбъркали човека защото последното, което може да се каже за мен е, че съм атлет.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.Я відповіла, що вона, очевидно, помилилась, бо менш спортивної людини, ніж я, не знайти.
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.עניתי שוודאי נפלה כאן טעות כי מה לי ולאתלטיקה?
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.أجبته بأنه من المؤكد أن هناك خطأ في الهوية لأنني شديدة البعد عن كوني رياضية
Beni bir başkasıyla karıştırdıklarını, atlet olmakla yakından uzaktan alakamın olmadığını söyledim.それは人違いだろうと言ったんです 歩行器なしでスタジアムを回るなんて
"Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek."Det har inget att göra med mig. Det kommer aldrig drabba mig."
"Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek.""Ei koske minua, ei koskaan tapahdu minulle."
"Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek.""Es betrifft mich nicht, ich habe nichts damit zu tun, es wird mir nie passieren."
"Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek.""Ez nem én vagyok, nincs köze hozzám, velem soha nem fog megtörténni."
"Benimle alakası yok, benim başıma gelmeyecek.""Já ne, já s tím nemám co do činění, tohle se mi nemůže stát."