Ancak bu cümleleri nereden alacağız?But, where do we get the sentences?
Ve, tekrar, bu sadece sağlıklı bir ekmek değil, aynı zamanda zevk alacağınız bir ekmek.And so this is, again, hopefully not only a healthy bread, but a bread that you will enjoy.
Ama imajiner kısım tam ters işareti alacak. -We're asked to find the conjugate of the complex number seven minus five i.
Yakında diploma alacağız.We're going to be graduating soon.
Ben alacağım.I will get it.
Fagosit şimdi bu moleküllerin bazılarını ve proteinlerin bazılarını alacak ve dışarı bırakacak.So that thing is broken up into constituent proteins and another molecules.
Alacakaranlık ve gece düzenli olarak tavşan geldi ve doyurucu bir yemek yaptı.In the twilight and the night the rabbits came regularly and made a hearty meal.
Ama aynı sonucu alacaksınız.But you will get the same answer we're going to get.
Tüm gününüzü alacaktır.It would take you all day.
Hindistan'ın Çin'i yakalamak için hala alacağı çok yol var.India still has a long way to go to catch up with China.
Ve son yıllarda yapmaya başladığımız bir şeyi yapacağız: mukus örneği alacağız.We're going to do something that in recent years we've started: take a mucus sample.
Eninde sonunda bu ürünü alacak insanları gerçekten... ...dinleyeceğimizden emin olmak istiyoruz.We want to make sure that we actually listen to the people who eventually will buy this product.
Öğretmenlerim, bir gün çocuk doğurabilirim diye diğerlerinden daha az yol alacağımı düşünmediler.My mentors didn't assume that I would go less far because I might give birth to a child one day.
Diğer iki kenarın karelerinin toplamını alacağız. -So it's going to be the sum of the squares of the other two sides.
Eğer alacağınız evin bu tip ortak alan kullanım giderleri olmayacaksa buraya sıfır yazabilirsiniz.Put it at 0 if you don't.
Eşit zaman alacak.It's going to be the same amount of time.
Ben öğle yemeği için bir sandviç alacağım.I'm going to have a sandwich for lunch.
Sıraya girip bir tane de ben alacağım.I stood in line and I'll get mine.
Düzeltmenin uzun zaman alacağını söyledin. ve o zamanı stüdyonda çalışarak kullanmayı tercih ederim.You said it takes too long to straighten and you'd rather use that time to work in your studio.
Onun en iyisini alacağına emin olacağım.I'll make sure she gets the best.
Ama bunu alacağım.But I will take it.
Mükemmel olur, her zamankinden alacağım.That would be perfect. I'll have the usual.
Ben bir içki alacağım.I'm gonna grab a drink.
Blueberry mojito alacağımI'll have a blueberry mojito.
Ya önümüzdeki 24 yıl içinde E.T.'yi bulacağız, ya da size bir fincan kahve alacağım.Either we're going to find E.T. in the next two dozen years, or I'll buy you a cup of coffee.
İyice ileri gittiğimi varsayalım diyorum ki, "Telefonunu alacağım"Suppose I go up and I say, "I'm going to take your phone."
Zamansız çaldığı için değil ama, onu alacağım çünkü küçük bir hesaplama yaptım.Not just because it rang earlier, but I'm going to take it because I made a little calculation.
Ben de senin benim aldığımdan daha fazlasını alacağına söz veriyorum.And I Promise You Kid That I'll Give So Much More Than I Get
Gregor ilk akşam alacakaranlık bayılma gibi ağır uyku uyandım.Gregor first woke up from his heavy swoon- like sleep in the evening twilight.
"Peki şimdi alacaktır?" Grete dedi ve onun etrafına bakındı."So what shall we take now?" said Grete and looked around her.
Sizler ve ben, vatandaşlar olarak, bu ülkenin alacağı rotayı belirleme gücüne sahibiz.You and I, as citizens, have the power to set this country's course.
Bence bu sorunların çözümleri daha uzun zaman alacak.I think that the solution to problems take longer.
Eğer bundan bi ısırık alacak olursam, siz, "Bi saniye ya," dersiniz.If I took a bite out of it, you'd go, "Wait a second. (Laughter)
Bu yüzden bir parça orta tonda renk alacağım ve kıvrımı belirgin hale getireceğim.So I am going to take a tiny bit of midtone and define the crease.
Benimsin küçük çocuk. Yapabilirsem alacağım seni!You're mine, little boy..I'm going to get you if I can!
Pamuk şekeri alacağım kendime.I'm going to get me some cotton candy.
O bakımı kimin alacağını da merak onu şimdi kendi Ayah ölmüştü.She wondered also who would take care of her now her Ayah was dead.
"Bana onları geri alacak kadar korkmuş olmaz ise," Mary "dedi."If they wouldn't be so frightened I would take them back with me," said Mary.
Şimdi nasıl alacağım ben ayakkabımı.How will I get my shoe?
Bu yüzden söz verdiğim gibi extra not alacaksınız.So you will get the extra credit I promised you.
Birnci eğim için şunu bitiş noktası olarak alacağım. .Slope 1 is, let's just say it is-- well, I'll take this as the finishing point.
Mantıklı işlemler yaparsanız, eninde sonunda doğru cevabı alacaksınız.As long as you do legitimate operations, you will eventually get the right answer.
Sadece çöpü alacağım.I just have to take out the trash.
Ve işte size sorularınızı soracağınız ve cevap alacağınız bir yer.And here's a place where you can post questions and get answers.
ML, 1.7 milyar $ değerindeki bu varlıkları geri alacak. .What's going to happen? Merrill Lynch is going to just take back those $1.7 billion of assets.
Yani, kritik kütle nasıl alacağız?So, how do we get to critical mass?
Bu saati alacağım.I will buy that watch.
Alacağı değeleri altına yazacağız. iks, "0,1"e eşitken; "0,1"in karesi 0,01'dir.What does 1 over x squared evaluate to?
Bana bunun Alacakanlýk'la ayný olduđunu mu söylüyorsun?!Are you telling me the other Twilight is the same?!
-HALA ALACAKARANLIKTAN DAHA ÝYÝ BÝR AŢK HÝKAYESÝ--STlLL A BETTER LOVE STORY THAN TWlLIGHT-
Ama bu videoda gördüğünüz gibi bunu kopyalayan elemanlrın bir bölümünü alacaksın buna benzer.But if you now take a set of replicating guys like in the video that you saw, it looks like this.
'Boston Karıştırıcısı' , 'Alacakaranlık' adını verdiklerinden biri.Twilight.
O bir miktar para aldi, biz de onun parasini alacagiz.He took some money; we'll take his money.
Vakit ˆld¸r¸yorum. ›ntikam˝m˝ alaca˝m....Biding my time. Waiting for payback....
İki tane alacağız, lütfenWe'll take only two, please.
Herşey yoluna girecek. Sizi alacağımEverything's okay, I'll get you.
Biraz şekerleme alacağım ve kibrit.I'll take some sweets and matches.
Gidip ille de şu klasik müzik CD'sini alacağım diye bir şey yok.You don't have to go and buy a CD for certain classical music.
İlle de şu kitabı alacağım diye de.You don't have to buy a certain book.
Hepiniz California teknoloji sertifikası alacaksınız.You all get your California Technology License.