Stadyum 10.200 kişi alabilmektedir.Staadion mahutab 9200 inimest.
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.A를 받기위해 틀린 답들을 제시해야 했어요.
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.-gav jag fel svar och fick högsta betyg.
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.Je devais donner une mauvaise réponse pour obtenir un A.
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.הייתי צריך לסמן תשובה לא נכונה כדי לקבל ציון "טוב מאוד".
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.كان ضروري أجابة الأسئلة خطأ للحصول على أعلى الدرجات
A alabilmek için yanlış cevaplar vermek zorundaydım.大陸の移動など馬鹿にしたものです 嘲笑の対象だった
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Afin d'obtenir un permis de séjour sur la base du lien familial, vous devez être le tuteur de l'enfant.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.För att få uppehållstillstånd på grund av familjeband måste du vara barnets vårdnadshavare.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Jotta voisit saada oleskeluluvan perhesiteen perusteella, sinun täytyy olla lapsen huoltaja.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Para poder obtener el permiso de residencia por vínculos familiares, usted deberá tener la custodia del menor.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.Для того, чтобы получить вид на жительство на основании семейных связей, вы должны быть опекуном ребенка.
Aile bağı gerekçesiyle oturma izni alabilmeniz için, sizin çocuğu velisi konumunda bulunmanız gerekir.ومن أجل حصولكم على ترخيص الإقامة يجب أن تكونوا ولي أمر الطفل.
Aile danışmanlığında çocuğun tam kendisi için uygun olan yardımı alabilmesi için çocuğun durumu saptanır.En este servicio de asesoramiento se analiza la situación de su hijo para que pueda recibir la ayuda adecuada.
Aile danışmanlığında çocuğun tam kendisi için uygun olan yardımı alabilmesi için çocuğun durumu saptanır.På familjerådgivningen kartläggs barnets situation så att barnet får den hjälp som det behöver.
Aile danışmanlığında çocuğun tam kendisi için uygun olan yardımı alabilmesi için çocuğun durumu saptanır.Perheneuvolassa lapsen tilanne kartoitetaan, jotta lapsi voisi saada juuri hänelle sopivaa apua.
Aile danışmanlığında çocuğun tam kendisi için uygun olan yardımı alabilmesi için çocuğun durumu saptanır.يتم إجراء تخطيط لحالة الطفل في الاستشارات العائلية بحيث يتمكن طفلك من الحصول على المساعدة المناسبة تماماً له.
Aile danışmanlığında çocuğun tam kendisi için uygun olan yardımı alabilmesi için çocuğun durumu saptanır.当您的孩子出现心理问题时,请联系当地的家庭事务咨询处 (perheneuvola)。咨询专员会为孩子提供合适的援助。您也可以预约会见育儿咨询处
Alabildiği en yüksek miktarda güneş ışığını alabilmek için Helios sırtını güneşe dönüyor (Müzik)힐리오스는 난기류를 견딜만큼의
Alabildiği en yüksek miktarda güneş ışığını alabilmek için Helios sırtını güneşe dönüyor (Müzik)נותנים להליוס את הגמישות והכוח
Alabildiği en yüksek miktarda güneş ışığını alabilmek için Helios sırtını güneşe dönüyor (Müzik)يعطي هيكل الـ Helios متانة وليونة
Alabildiği en yüksek miktarda güneş ışığını alabilmek için Helios sırtını güneşe dönüyor (Müzik)柔軟性と十分な強度で対応します
Ancak Çoğu ilacı satın alabilmeniz için reçeteye yani ilaç reçetesine (lääkemääräys) ihtiyacınız vardır.Monia lääkkeitä varten tarvitset kuitenkin reseptin eli lääkemääräyksen, ennen kuin voit ostaa niitä.
Ancak Çoğu ilacı satın alabilmeniz için reçeteye yani ilaç reçetesine (lääkemääräys) ihtiyacınız vardır.Например, антибиотики продаются по рецепту.
Ancak Çoğu ilacı satın alabilmeniz için reçeteye yani ilaç reçetesine (lääkemääräys) ihtiyacınız vardır.أنت بحاجة على كل حال إلى روشتة أي وصفة طبية (lääkemääräys) قبل أن تشتري العديد من الأدوية.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.Az utóbbi 30 napban történt cigarettázás mutatója az egész időszakot tekintve csökkenést mutat.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.De enskilda ländernas prevalensnivåer för nyckelvariablerna jämförs med alla länders medelvärden.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.Det er velkendt, at der på individuelt plan ofte er en sammenhæng mellem brug af forskellige stoffer.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.Državi, ki kažeta precej bolj naraščajoče kot upadajoče dolgoročne trende, sta Češka republika in Slovaška.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.On hyvin tiedossa, että yksilötasolla eri päihteiden käytön välillä on usein yhteys.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.Trendy v jednotlivých krajinách sa však od celkového dojmu môžu odlišovať.
Ancak münferit ülkelerdeki eğilimler genel izlenimden farklı yönler alabilmektedir.Trendy v jednotlivých zemích se však mohou od tohoto celkového dojmu lišit.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.A minha mãe e o meu pai pouparam dinheiro durante anos para poderem comprar aquela máquina.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.A szüleim évekig kuporgattak, hogy megvehessék azt a mosógépet.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Ella y mi padre habían ahorrado durante años para poder comprar esa lavadora.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Ibu dan ayah telah menabung selama bertahun - tahun agar dapat membeli mesin itu.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.저희 부모님은 수 년 동안 돈을 모아서 세탁기를 살 수 있었습니다.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Máma a táta šetřili peníze spoustu let, aby si mohli tu pračku dovolit.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Mama și tata economisiseră bani de mulți ani pentru a putea cumpăra acea mașină.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Ma mère et mon père avaient économisé pendant des années pour pouvoir acheter cette machine.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Meine Mutter und mein Vater hatten seit Jahren Geld gespart, um sich die Maschine leisten zu können.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Mẹ tôi và bố đã tiết kiệm tiền trong nhiều năm để có thể mua cái máy giặt đó.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Mia madre e mio padre risparmiavano da anni per poter acquistare una lavatrice.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Mijn moeder en vader hadden jaren gespaard om die machine te kunnen kopen.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Min mor och far hade sparat i många år för att kunna köpa maskinen.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Min mor og far havde sparet op i årevis for at få råd til at købe den maskine.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Moi rodzice od lat oszczędzali, by móc ją kupić.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Moji rodičia roky šetrili peniaze, aby si ju mohli kúpiť.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Η μητέρα και ο πατέρας μου μάζευαν χρήματα για χρόνια ώστε να μπορέσουν να αγοράσουν αυτό το μηχάνημα.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Майка ми и баща ми бяха спестявали пари в продължение на години, за да могат да купят тази машина.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Мої батьки роками відкладали гроші на купівлю цієї машинки.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.Они с отцом копили деньги годами, чтобы позволить себе такую машину.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.אמא ואבא שלי חסכו כסף במשך שנים כדי שיוכלו לקנות את המכונה הזאת.
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.كان والدي ووالدتي يدخرون المال لهذا اليوم منذ سنوات لكي يستطيعوا شراء هذه الغسالة
Annem ve babam bu makineyi alabilmek için yıllardır para biriktirmişlerdi.やっとその洗濯機を買ったのです 初めて使うことになった日
Aşıksan bunu yapmaya göze alabilmelisin. Bekle, bekle! Bana başka bir şey söyleyemez misin?그레야 사랑했다고 할 수 있겠지.
Aşıksan bunu yapmaya göze alabilmelisin.Cậu phải làm được điều đó, mới thực sự nói được rằng mình đang yêu.
Aşıksan bunu yapmaya göze alabilmelisin.Devi essere in grado di fare questo per poter dire di essere stato davvero innamorato.
Aşıksan bunu yapmaya göze alabilmelisin.Du måste kunna göra det för att du verkligen ska kunna vara kär.
Aşıksan bunu yapmaya göze alabilmelisin.Du musst das erst machen um danach sagen zu können, dass du verliebt warst.