Ana içeriğe geç
Sözlük

alabildiğine ile cümle

alabildiğine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
6
HECE
8
ORT. KELİME
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.She hates feeling weak or helpless.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.We owed our defeat to the greed of our generals."
Sahnenin bir tarafında bir orman alabildiğine kadar uzaklara uzanmaktadır.Opposite it, on the other side of the stage, a forest stretches away into the distance.
Çok inanılmaz bir buluşmaydı. Gözün alabildiğine insan vardı.It was the most amazing gathering, it's like everywhere the eye could land you'd just see people.
Eğer Kuiper Kuşağında olabiliyorsa bu, alabildiğine geniş bir alana yayılması çok muhtemeldir.So if it exists at all in the Kuiper Belt, it's likely to be very widespread.
Laboratuarda bunu test etmenin yolu alabildiğine küçük tutmaktan geçiyor.And the way to test it in the laboratory is to make it minimal.
Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.››I will make my covenant between me and you, and will multiply you exceedingly."
Tükendim, ezildim alabildiğine, İnliyorum yüreğimin acısından.I am faint and severely bruised. I have groaned by reason of the anguish of my heart.
RAB halkını alabildiğine çoğalttı, Düşmanlarından sayıca artırdı onları.He increased his people greatly, and made them stronger than their adversaries.
Bakın, kulum başarılı olacak; Üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek.Behold, my servant shall deal wisely, he shall be exalted and lifted up, and shall be very high.
Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar.They will go round and around between it and boiling water.
Alabildiğine yemyeşildirler.Of darkest verdant green --
Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.And drink over it scalding water,
Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.The welcome will be boiling water
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),Or backbiter, calumniator, slanderer,
Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim.And gave him abundant wealth
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.I shall inflict on him hardship,
Ve malı, alabildiğine seviyorsunuz.And love wealth with all your heart.
Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur.But what your Lord has revealed to you will only increase their rebellion and unbelief.
Alabildiğine imkânlar döşedim onun için.And made things easy for them.
O, mal ve servet arzusu yüzünden alabildiğine katıdır.And is intractable in his love of worldly goods.
Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.He is refractory of Our signs.
O'nu alabildiğine Yücelt.So extol Him by extolling His majesty."
"Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım," dedi."How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"
Rab'lerine olan saygıdan ötürü alabildiğine dikkatli olanlar,Surely those who live in awe of their Lord,
Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.Those who fulfil their vows and fear the Day whose evil shall be diffused far and wide,
Onu alabildiğine yükseltti ve düzenledi.Raised it high, proportioned it,
Çoğaltma yarışı sizi alabildiğine meşgul etti;THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Allah, dilediği kimse için rızkı alabildiğine açar da sınırlayıp kısar da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım," dedi.How can I have a son, when my wife is barren, and I have reached the extreme old age."
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.By no means; he is stubbornly opposed to Our Signs.
Bunlar, alabildiğine sapmışlardır.They have gone far astray.
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.Mit Liebe und Glücksgefühl seien Schwächen kaum auffindbar.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.¡Que nos den nuestro sustento!».
Bu şekilde insanların tanrılara yanaşabildiği ve bazen de onlardan mesaj alabildiğine inanılırdı.Escribió que los seres humanos podían y debían experimentar a Dios directamente.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Хор: Surely He hath borne our griefs (инф.)
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır."لنريه من آياتنا" أي: بعض الآيات الدالة على قدرة الله وعظمته، وليس كل الآيات .
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Estávamos em êxtase por estar com os nossos ídolos."
Yazları ise alabildiğine hareketli ve alabildiğine canlıdır.Na época de sol alto (verão), prevalece o calor abrasador e dessecante.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Ja, hij is het geweest, die onze vereeniging gemaakt heeft tot wat zij nu is.
Müzikler, filmin ruhuyla buluşurken, görüntüler de alabildiğine dingin.Als je naar de film kijkt, krijg je het vanzelf koud.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.W ten sposób przedstawiamy wyraźnie Nasze znaki dla ludzi, którzy wiedzą.”
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Det formade och påverkade vår lyrik."
Alanyazı: Göz alabildiğine geniş düzlük, ova.Zdali je či není tester stanovené měřidlo (viz níže).
Bu, pratikte alabildiğine açılmış bir değişikliğe sebep olmuştur.Je možné, že ve skutečnosti došlo ke změnám proti tomuto zveřejněnému programu.
Uzunyaylanın en geniş arazisine sahiptir.Arazisi alabildiğine uzanır.Erdeje igen nagy, legelője is bőven; de földje leginkább zabot terem.
Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.Ialah yang diberitakan dalam ibadah-ibadah kita, Ialah yang kita ingat dalam ibadah-ibadah kita.
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.短所は喜怒哀楽が激しい、負けず嫌い。
Yunanistan’da ise Grek Karanlık Çağı’nda demir silahlar alabildiğine yaygındı.在希腊、罗马的古风时代,铁剑已经普及。
Alabildiğine yeşil iklim örtüsü ve temiz bir havası bulunmaktadır.園裡環境幽美,綠木成蔭,萬紫千紅。
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.被光壽嫌脾氣懦弱而不得寵愛。
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.Det er som i Gibeas Dage, han mindes deres Skyld og straffer deres Synder.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.Globoko so se popačili kakor v času Gibee. Bog se spomni njih krivice, kaznoval bo njih grehe.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.Hlboko sa porušili jako za dní Gibee; rozpamätá sa na ich neprávosť; navštívi ich hriechy.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.저희는 기브아의 시대와 같이 심히 패괴한지라 여호와께서 그 악을 기억하시고 그 죄를 벌하시리라
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.lyen elfajultak, mint Gibea napjaiban; [de] megemlékezik álnokságaikról, és megbünteti az õ gonoszságokat.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.Sie verderben's zu tief wie zur Zeit Gibeas; darum wird er ihrer Missetat gedenken und ihre Sünden heimsuchen.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.Глубоко упали они, развратились, как во дни Гивы; Он вспомнит нечестие их, накажет их за грехи их.
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.העמיקו שחתו כימי הגבעה יזכור עונם יפקוד חטאתם׃
Alabildiğine yozlaştılar, Givada olduğu gibi. Tanrı suçlarını anımsayacak, Günahlarının cezasını verecek.قد توغّلوا فسدوا كايام جبعة. سيذكر اثمهم. سيعاقب خطاياهم
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod