Bana bir bira daha alıp alamayacağını merak ediyorum.I wonder if you could get me another beer.
Evim kırsal alanda.My home is in the country.
Bu sabah alarmlı saatim çalmadı.My alarm clock didn't go off this morning.
Ben yeni bir palto almayı göze alamam.I can't afford a new coat.
İngilizce konuşabilen birini işe alacağım.I will employ somebody who can speak English.
Yüksek sesle ağlamaktan kendimi alamadım.I could not stop myself from crying aloud.
Saat 5:00'da onu alacağım.I'll pick him up at 5.
Ben onu alabileceğinizi düşünüyorum.I think you can get it.
Sana şehri gezdirmekten zevk alacağım.I'll enjoy showing you around the city.
İp ucumu senden alacağım.I'll take my cue from you.
Ben Alan Tate, Terry Tate'nin oğlu.I'm Alan Tate, Terry Tate's son.
Ne zaman bir bilgisayar satın alacağımı merak ediyorum.I'm wondering when to buy a computer.
Kahvemi koyu alacağım.I'll take my coffee black.
Bu masayı onun için alacağım.I'll buy this desk for him.
Plana gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at the plan.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Kızı işe alacağım çünkü Fransızca konuşabiliyor.I will employ the girl, because she can speak French.
Uçağa geç kalmamak için hava alanına acele ettim.I hurried to the airport so as not to be late for the plane.
Tenis oynamayı göze alamam.I can't afford to play tennis.
Televizyonun, kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think television will take the place of books.
Bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy a car.
Nasıl bilet alacağımı bilmiyorum.I don't know how to buy a ticket.
Ben nasıl bilet alacağımı bilmiyorum.I don't know how to buy a ticket.
Fransızcayı asıl branş olarak alacağım.I am going to major in French.
Benimle alay edildi.I was laughed out of court.
Onu istasyondan alacağım.I will pick him up at the station.
Dumandan nefes alamadım.I was unable to breathe because of the smoke.
Ucuz olarak nerede meyve alacağımı öğrendim.I found out where to buy fruit cheaply.
Hava alanında bir arkadaşımla karşılaştım.I met a friend of mine at the airport.
Cüzdanımı kaybetmiştim, bu yüzden kaseti satın alamadım.I had lost my purse, so I couldn't buy the cassette.
Bir araba alacağım.I will buy a car.
Bir araba alacak kadar param var.I have enough money to buy a car.
Yeni bir arabayı göze alamam.I can't afford a new car.
Yeni bir araba satın alacağım.I am going to buy a new car.
Bilet alacak param yoktu.I had no money to buy the ticket.
Oğlum için bir saat alacağım.I'll buy a watch for my son.
Ben onun yerini alacak birini aradım.I looked for someone to take her place.
Yeni bir araba bir yana, kullanılmış bir araba almayı bile göze alamam.I can't afford to buy a used car, much less a new car.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Onun tavsiye ettiği kişiyi işe alacağım.I'll hire whoever he recommends.
Onu saat beşte alacağım.I am to pick him up at five.
Ona gülmekten kendimi alamıyordum.I could not help laughing at him.
Onunla alâkam yok.I had nothing to do with her.
Genellikle tenis oynadıktan sonra bir duş alırım, ama bugün alamadım.I usually take a shower after I play tennis, but today I couldn't.
Ben, istediğim pozisyonu alamadım.I failed to get the position I wanted.
Kızım için yeni bir fotoğraf makinası alacağım.I'm going to buy a camera for my daughter.
Gelecek ay yeni bir araba satın alacağım.I will buy a new car next month.
Biz Yeni Osaka otelinde duracağız ve Bay Takakura'yı alacağız.We'll stop at the New Osaka Hotel and pick up Mr Takakura.
Onun şakasına gülmekten kendimizi alamadık.We couldn't help laughing at his joke.
O kadar çok işimiz var ki alabileceğimiz her türlü yardımı kabul ederiz.We are so busy we'd take any help we could get.
O kadar yoğunuz ki alabileceğimiz herhangi bir yardımı alırız.We are so busy we'd take any help we could get.
Biz her gün hava durumu bültenini alabiliriz.We can get a weather bulletin every day.
Bir kağıt torba alabilir miyim?Can I have a paper bag?
Kağıt bir torba alabilir miyim?Can I have a paper bag?
Maalesef görüş alanım daraldı.I'm afraid my visual field has narrowed.
Dişlerinizin bir kalıbını alacağım.I'll take an impression of your teeth.
Ben bir sınıf programı alabilir miyim?May I have a class schedule?
Saat çalışıyordu ama alarm çalmadı.The clock was working, but the alarm had not gone off.
Tarife alabilir miyim?May I have a timetable?
Bu konuda bir erteleme bileti alacağım.I'll take a rain check on that.