Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Boğazım ağrıyor ve ateşim var. Bir soğuk algınlığı ilacı alabilir miyim?My throat hurts, and I have a fever. Can I have some cold medicine?
Mutluluğu satın alamayacağını söylemeye gerek yok.It goes without saying that you can't buy happiness.
Yüzlerce alan sel suları altında kaldı.Hundreds of fields were submerged in the flood.
Bir fincan çay alabilir miyim?May I have a cup of tea?
Biletimi hava alanında alabilir miyim?Can I pick my ticket up at the airport?
Konuşmacının tartışması konuyla alâkasızdı.The speaker's argument was off the point.
Onu satın almayı göze alamam.I can't afford to buy it.
Ben onu satın almayı göze alamam.I can't afford to buy that.
Bugün para olmadan hiçbir şey alamayız.Today we can't get anything without money.
Bu dönem ne alacaksın?What are you going to take this semester?
Biz bu ay alacaklıyız.We are in the black this month.
Bu hafta sonu kaplıcaya gitmeyi göze alamam. Ben meteliksizim.I can't afford to go to the onsen this weekend. I'm broke.
Onu bu kez alacağız.We'll get it this time.
Sanırım Japonya'ya dönmek uzun zaman alacak.I guess it will be a long time before I can return to Japan.
Bu gece bilet alabileceğimizden emin değilim.I'm not certain we can get tickets tonight.
Bugün izin alabilirsin.You can take today off.
Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your tennis racket today?
Bu yıl yeni bir araba alamam.I can't afford a new car this year.
En kötü ihtimalle, ortalama bir puan alacağım.At worst, I will get an average mark.
En zengin adam bile her şeyi satın alamaz.Even the richest man cannot buy everything.
Dün kaç tane yumurta alabildin?How many eggs could you get yesterday?
Bu eteği dün alan kişi Mary'ydi.It was Mary that bought this skirt yesterday.
Dün bu raketi alan Mike'tı.It was Mike that bought this racket yesterday.
Dün bu resimleri alan kimdi?Who was it that bought those pictures yesterday?
Mektubunu ancak dün alabildik.We did not get your letter until yesterday.
Dün biletleri alamadım.I couldn't get the tickets yesterday.
Eğer ihtiyacınız varsa bir şemsiye ödünç alabilirsiniz.You can borrow an umbrella if you need one.
Dağın zirvesinden güzel bir deniz manzarası alabilirsin.You can get a fine view of the sea from the mountaintop.
İşinden zevk alan bazı insanlar var, aslında onlar çalışmayı seviyor.There are some people who enjoy work - in fact, they love to work.
Çocuklarla alay etme.Don't make fun of children.
Eğer çocuklara göz kulak olursan, temizlenecek takım elbiseni alacağım.If you'll keep an eye on the kids, I'll take your suit to be cleaned.
Alan kodunu da çevirmeli miyim?Do I have to dial the area code, too?
Ben kendimi gülmekten alamadım.I could not help laughing.
Öldüğünde onu yanına alamazsın.You can't take it with you when you die.
Bana ne zaman yeni bir araba satın alacağımı sordu.He asked me when I was going to buy a new car.
Seni alana kadar bekle.Hang on till I get to you.
Bu sınava hazırlanmak en az 10 saatimi alacaktır.It will take me no less than 10 hours to prepare for the exam.
Sorumluluğu omuzlarıma alacağım.I'll take the responsibility on my shoulders.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Ben bir ev alamadan önce uzun zaman olacak.It will be a long time before I can buy a house.
Gittiğim bütün yerler arasında Alaska en güzeli.Of all the places I've been, Alaska is the most beautiful.
Ödevimi bitirmem ne kadar zamanımı alacak.How long will it take me to finish my homework?
Ben onu alacağım.I'll get it.
Ben onun yerini alacağım.I will take his place.
Ben babamın yerini alacağım.I'll take my father's place.
Mağazamızdan bu çizgi romanı satın alanlar çoğunlukla ortaokul öğrencileridir.Those who buy this comic book in our store are mostly junior high school students.
Hislerinizi dikkate alacağız.We'll take your feelings into account.
İstediğimizi nereden alabiliriz?Where can we get what we want?
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Biz bazı yabancı pullar alabildik.We managed to get some foreign stamps.
Ben zamanı göze alamam.I cannot afford the time.
Sözlüğü alacak param yok.I have no money to buy the dictionary with.
Ben öyle pahalı bir mağazadan alışveriş yapmayı göze alamam.I can't afford to shop at such an expensive store.
Ben bir araba almayı göze alamam.I can't afford a car.
Sizinki gibi öyle iyi bir kamera alamam.I can't afford such a good camera as yours.
Pahalı bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy an expensive car.
Yeni bir bisiklet almayı göze alamam.I cannot afford to buy a new bicycle.
Yeni bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy a new car.
Kullanılmış bir araba almayı göze alamam.I can not afford to buy a used car.
Ben onu almayı göze alamam.I can not afford to buy it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod