Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İstediğin zaman arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car anytime.
Alan Tate ve ben bir süre birbirimize baktık.Alan Tate and I looked at one another for a while.
Ortalama bir Amerikan yaşam alanı Japonya'daki yaşam alanının iki katı kadar büyüktür.The average American living space is twice as large as the living space in Japan.
O otomobili satın alacak mısınız?Are you going to buy that auto?
Topu köpekten nasıl alabiliriz?How can we get the ball away from the dog?
O süpermarkete giderseniz, günlük hayatta kullandığınız pek çok şeyi satın alabilirsiniz.If you go to that supermarket, you can buy most things you use in your daily life.
O gitar o kadar pahalı ki onu satın alamam.That guitar is so expensive that I can't buy it.
Keşke o gitarı alabilsem.I wish I could buy that guitar.
O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.If that guitar were not so expensive, I could buy it.
O para ile ne alalım?What shall we buy with that money?
Yarın ondan haber alabileceksin.You will be able to get the news from him tomorrow.
Doğum gününde bir CD seti alacaksın.You will get a CD set on your birthday.
Ne istiyorsan alabilirsin.You can take whatever you like.
Bir defada üç kitap ödünç alabilirsin.You can borrow three books at a time.
Onu alabilir misin?Can you pick it up?
Arabayı satın alacak mısınız?Are you going to buy the car?
İki kitaptan herhangi birini alabilirsin.You may take either of the two books.
Hangisini alacaksınız, bunu mu yoksa şunu mu?Which will you take, this one or that one?
Dikkatli sürücü olmakla alakan yok.You are far from a careful driver.
Öneriniz bizim buradaki görüşmemizle alakasız gibi görünüyor.Your suggestion seems irrelevant to our discussion here.
Şemsiyeni ödünç alabilir miyim.Can I borrow your umbrella?
Sana istediğin elbiseleri alacağım.I'll buy you whatever clothes you want.
Seni evinden alacağım.I'll pick you up at your home.
İstediğin resmi alabilirsin.You can have any picture that you want.
Senin için konsere bir bilet alayım.Let me get you a ticket to the concert.
Senin için biraz alayım mı?Shall I get some for you?
Ben bir imza alabilir miyim?May I have a signature?
Ben sana yeni bir kelime işlemci satın alacağım.I will buy you a new word processor.
Sana içecek bir şey alayım.Let me get you something to drink.
Belki bunu bilmiyorsun, ama kimse senin yerini alamaz.Maybe you don't know this, but nobody could ever take your place.
Her istediğini sana alacağım.I'll get you whatever you want.
Birincilik ödülünü ya sen ya da ben alacağım.Either you or I will get the first prize.
Ya sen ya da ben birincilik ödülünü alacağım.Either you or I will get the first prize.
Atlanta'ya bir aktarmalı uçuş alabilir miyim?Can I get a connecting flight to Atlanta?
Mağazadan bir saat satın alacağım.I will buy a watch at the store.
Oradan başka hiçbir yerde onu alamazsın.You can't buy it anywhere but there.
06:00'da fotoğrafları alacağım.I'll pick up the photographs at six o'clock.
Altı civarında seni alacağım.I will pick you up around six.
Senden beş pound ödünç alabilir miyim?Can I borrow five pounds from you?
Oda 360 için bir yedek anahtar alabilir miyim?May I borrow a duplicate key for Room 360?
Tek bir yeni boşa harcamayı göze alamam.I can't afford to waste a single yen.
10 dakikalık bir mola alalım.Let's take a 10 minute break.
Sen onu yaklaşık bin yene alabilirsin.You can buy it for a thousand yen or so.
"Onu adliye binasında alabilirsin, " katip ekledi."You can get it at the courthouse," the clerk added.
"Bu şemsiyeyi alabilir miyim?" "Hayır, alamazsın.""May I take this umbrella?" "No, you may not."
"Bu kalemi ödünç alabilir miyim?" "Tabii, alın.""May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
Sana âşık olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but fall in love with you.
Kalabalık başkanı uğurlamak için hava alanında toplandı.The crowd gathered at the airport to see the President off.
Polis kadından bir şey alamadı.The police were unable to get anything out of the woman.
Polis bu alanda kaçan bir hükümlüyü arıyor.The police are hunting an escaped convict in this area.
Biz muayenenin sonucunu alana kadar bekleyin lütfen.Please wait until we get the results of the examination.
Tarla, göz alabildiğince beyazdı.The field was white as far as the eye could see.
Ondan tavsiye alacak kadar akıllıydı.He was wise enough to take her advice.
Anahtarı alabilir miyim?May I have the key?
Nakit ödersem, indirimli alabilir miyim?Could I get a discount if I pay in cash?
Söylemek gereksiz, ödülü alamaz.Needless to say, he could not get the prize.
Seni evinden beşte alacağım.I'll pick you up at your home at five.
Daha sonra, lisede, kimyayı vitamin haplarını aldığım şekilde alacaktım.Later, in high school, I would take chemistry the way I took vitamin pills.
Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşar.Such fishes as carp and trout live in fresh water.
Kamusal alanda onunla dalga geçmek iyi değil.It is not good to ridicule him in public.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod