Bu sadece başka yanlış bir alarm.It's only another false alarm.
Her tedbiri alacağız.We'll take every precaution.
Bu sadece yaklaşık üç dakika alacak.It'll just take about three minutes.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyemi alacağım.I'll take my umbrella in case it rains.
Bunu göze alacağım.I'll chance it.
Onu alabiliriz.We can take it.
Tom sana istediğin şeyi alabilir.Tom might be able to get you what you want.
Tom'un ödünç alabileceğim bir çekici olabileceğini düşündüm.I thought Tom might have a hammer I could borrow.
Daha fazla para ödünç alamam.I can't borrow any more money.
Para iadesi alabilir miyim?Can I get a refund?
Buralarda iyi peynir nereden alabilirsiniz?Where can you buy good cheese around here?
Başka bir şey satın alacak mısın?Are you going to buy anything else?
Alabalıklar ısırıyorlar mı?Are the trout biting?
Onu alacak mısın?Are you going to buy that?
Bunu alacak mısın?Will you take it?
Tom'un Mary'yi havaalanından alabileceğini düşünüyor musun?Do you think Tom would be able to pick Mary up at the airport?
Tom'un hangisini alacağını düşünüyorsun?Which one do you think Tom is going to buy?
Onu geri alacağım.I'll get it back.
Anahtarımı alabilir miyim?Can I have my keys?
Sizin telefon numaranızı alabilir miyim, lütfen?May I have your phone number, please?
Senin e-posta adresini alabilir miyim, lütfen?May I have your email, please?
Seni şirketimde işe alabilirim.I can hire you in my company.
Bu alan basınç altındadır.This area is pressurized.
Bu alan basınçlıdır.This area is pressurized.
Bu alan tazyiklidir.This area is pressurized.
Bu alan basınçlandırılmıştır.This area is pressurized.
Seninkini ödünç alabilir miyim?Can I borrow yours?
Bu eşyayı seninle birlikte alabilir misin?Can you take this stuff with you?
Tom her zaman istediğini alabildi.Tom has always been able to get what he wants.
İstediğim kadar çok alamadım.I wasn't able to get as many as I wanted.
Sana istediğin bir şeyi alacağım.I'll buy you anything you want.
Neden beni alamıyorsun?Why can't you pick me up?
Yarın bir sırt çantası alacağım.I'll buy a backpack tomorrow.
Günü Tom'la harcamaktan zevk alacağını biliyorum.I know you'll enjoy spending the day with Tom.
Çantanı alayım, Tom.Let me take your bag, Tom.
Bugün size ne alabilirim?What can I get you today?
Sana bir kağıt mendil alayım.Let me get you a tissue.
Bu uzun zaman alacak.This is going to take a long time.
Bunu ne kadar zaman alacağını fark etmedim.I didn't realize how much time this was going to take.
Sanırım bu bir sonraki şarkıdan herkes zevk alacak.I think everyone will enjoy this next song.
Onlar seni ciddiye alabilir.They might take you seriously.
Tom Mary'nin dediğine kulak misafiri olmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help overhearing what Mary said.
Birkaç sandviç ekmeği alacağım.I'll buy some rolls.
Belki bir tane alabiliriz.Maybe we could take one.
Tom ihtiyacı olan her şeyi almayı göze alamadı.Tom couldn't afford to buy everything he needed.
Yarın ihtiyacım olan şeyi alacağım.Tomorrow, I'm going to buy what we need.
O filmden zevk alacağını biliyorum.I know you'll enjoy that movie.
Tom'un bu filmden zevk alacağını düşünmüyorum.I don't think Tom will enjoy this movie.
Tom Mary'ye bakmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help looking at Mary.
Tom Mary'den haber alabileceğini umuyordu.Tom hoped he might hear from Mary.
En azından otuz dakika daha fazla zaman alacaktır.It'll take at least thirty minutes longer.
Bu çok uzun zamanını alacak.It'll take you too long.
Bu eşyayı alabilir misin ve onu yakabilir misin?Could you take this stuff and burn it?
Onu alacağını biliyordum.I knew you'd get it.
Bunu göze alabilirler.They can afford it.
Tom bir ev almayı nasıl göze alabileceğini merak ediyordu.Tom wondered how he would ever be able to afford to buy a house.
Bu civarda gitar tellerini nerede satın alabilirim?Where can I buy guitar strings around here?
Onun kokusunu buradan alabiliyorum.I can smell it from here.
Daha ne alacağım?What more will I get?
Tom'un hiç parası yoktu, bu yüzden hiç yiyecek satın alamadı.Tom didn't have any money, so he couldn't buy any food.