Tom'un hiç parası yoktu ve hiç yiyecek alamadı.Tom didn't have any money and couldn't buy any food.
Sanırım biraz daha yiyecek satın alacağım.I think I'll buy some more food.
Alanında bir uzmansın.You're an expert in the field.
Bu kadar pahalı bir şeyi satın almayı göze alamam.I can't afford to buy anything that expensive.
Alaycı olduğumu mu düşünüyorsun?Do you think I'm cynical?
Bir iptal bileti alabilir miyim?Can I have a rain check?
Riske girmeyi göze alamıyorum.I can't afford to take chances.
O CD'yi satın alacağım.I'll buy that CD.
Gerçekten o arabayı satın alacak mısın?Are you really going to buy that car?
Tom arabasını ödünç alabileceğimizi söyledi.Tom said we could borrow his car.
Daha küçük bir araba alalım.Let's get a smaller car.
Bir takvim alacağım.I'll buy a calendar.
Ne satın alacağımı bilmiyorum.I don't know what to buy.
Tom satın almasını istediğin biletleri alamadı.Tom couldn't get the tickets you asked him to buy.
Sana bir brendi alayım.Let me get you a brandy.
Bir bisiklet satın alamam.I can't buy a bike.
Tom eski bisikletini birinin satın alacağını umuyordu.Tom hoped somebody would buy his old bicycle.
Tom sahildeki bütün güzel kadınları fark etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but notice all the beautiful women on the beach.
Aslında bu alanın bir haritasına sahibim.I actually do have a map of this area.
Artık burada yaşamayı göze alamıyorum.I can't afford to live here anymore.
Onun hepsini açıklamak biraz zaman alacak.It's going to take a little time to explain it all.
Alarmı açmayı hatırladın mı?Did you remember to turn on the alarm?
Bu arabanın bir alarmı var.This car has an alarm.
Sana göze alabileceğimiz en iyi avukatı tutacağız.We'll get you the best lawyer we can afford.
Bir diş fırçası alabilir miyim lütfen?Can I have a toothbrush, please?
Affedersiniz, gülmekten kendimi alamadım.Excuse me, I couldn't help laughing.
Bu alanda, bitkilerin yüzde yetmişi arılar tarafından tozlaştırılır.In this area, seventy percent of the plants are pollinated by bees.
Bu alan, bir futbol sahası kadar büyük.This area is as big as a football pitch.
Ne olduğunu açıklamak biraz zaman alabilir.It could take some time to explain what happened.
İngiltere'de birçok farklı alanları ziyaret ettim.I visited a lot of different areas in England.
Bu alanda çok trafiğimiz var.We have a lot of traffic in this area.
Kış havası bu alanda son derece serttir.Winter weather is extremely hard in this area.
Eğer istersen arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car if you want.
Hak ettiğin şeyi alacaksın.You will get what you deserve.
Zengin olursam, bir şato alacağım.If I get rich, I'll buy a castle.
Biz birlikte duş alacağız.We're going to take a shower together.
Seninle bir saniye alabilir miyim?Could I have a second with you?
Onunla bir saniye alabilir miyim?Could I have a second with them?
Onlara ne alacağını söyledin mi?Have you told them what to buy?
Ona ne alacağını söyledin mi?Have you told him what to buy?
Ona söylemek zorunda alacak mısın?Will you have to tell him?
Bizimle alay etmeyin.Don't tease us.
Onunla alay etmeyin.Don't tease him.
Asla senin yerini alamadım.I could never replace you.
Asla onların yerini alamadım.I could never replace them.
Asla onun yerini alamadım.I could never replace him.
Onun yerini alacağım.I'll replace him.
Onu alalım.Let's pick him up.
Yolda onları alacağız.We'll pick them up on the way.
Yolda onu alacağız.We'll pick him up on the way.
Seni alacağız.I'll pick you up.
Onları alacağız.I'll pick them up.
Seni daha sonra alacağız.I'll pick you up later.
Onları daha sonra alacağız.I'll pick them up later.
Onu daha sonra alacağım.I'll pick him up later.
Seni bir saat içinde alacağım.I'll pick you up in an hour.
Onları bir saat içinde alacağım.I'll pick them up in an hour.
Onu bir saat içinde alacağım.I'll pick him up in an hour.
Onlarla alay etmiyordum.I wasn't making fun of them.
Bizimle alay etmemelisin.You shouldn't make fun of us.