Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'yi yolcu etmek için hava alanına gitti.Tom went to the airport to see Mary off.
Tom yangın alarmının çaldığını duyduğunda şarkı söylemeyi durdurdu.Tom stopped singing when he heard the fire alarm go off.
Düşmanlarımıza, canımızı alsalar da, özgürlüğümüzü asla alamayacaklarını söyle!Tell our enemies that they may take our lives, but they'll never take our freedom!
Tom Mary'ye John'un nefesinde alkol kokusu alacağını söyledi.Tom told Mary that he could smell alcohol on John's breath.
Sen arabamı ödünç alabilirsin.You may borrow my car.
Arabamı ödünç alabilirsiniz.You may borrow my car.
Ödünç alabileceğim bir cımbızın var mı?Do you have a pair of tweezers I could borrow?
Ben onları ödünç alabilir miyim?Can I borrow those?
Biri benim için Tom'u alabilir mi lütfen?Could somebody get Tom for me, please?
Biraz para ödünç alabilir miyim?Can I borrow some money?
Bak, Tom, biraz ödünç para alabilir miyim?Look, Tom, can I borrow some money?
"Bu yarıyıl tatilinde hangi dilin kursunu alacaksın?" "Arapça 5. seviye.""Which language class are you taking this semester?" "Arabic Level 5."
İzlanda yaklaşık 103.000 kilometrekarelik bir alana sahiptir.Iceland has an area of about 103,000 square kilometres.
Onların hepsi bir ödül alacak.All of them will get a prize.
Biraz kahve alabilir miyim?Can I get some coffee?
İkisini alamazsın.You can't get both.
Alarm Tom`u uyandırmadı.The alarm didn't wake Tom.
Tom bana otuz dolar ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked me if he could borrow thirty dollars.
Bilgisayarınızı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your computer?
Biraz zamanını alabilir miyim.Could I have a moment of your time?
Alaycı olmak zorunda değilsin.You don't have to be so sarcastic.
Ne yönde ya da hangi alanlarda değişim gerekli?In what direction or fields is change necessary?
Kendi kararlarımı alacak kadar büyüdüm.I'm old enough to make my own decisions.
Benim dolap alanı tükeniyor.I'm running out of closet space.
Tom'un şimdiye kadar bir ehliyet alacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will ever get a driver's license?
Tom kendini Mary'ye bakmaktan alamadı.Tom couldn't stop staring at Mary.
Böyle bir arabayı satın alabilir misin?Can you afford a car like this?
Tom büyük olasılıkla kırmızı arabayı satın alacak.Tom will most likely buy the red car.
Bunların bir kopyasını alabilir miyim?Could I get a copy of these?
O pastadan bir parça alabilir miyim?Could I get a little piece of that cake?
Ödünç alabileceğim bir şerit metren var mı?Do you have a tape measure I could borrow?
Hey, onu alabilir miyim?Hey, can I have that?
Dün hava alanında ona rastladım.I ran into him yesterday at the airport.
Bu alanda birçok deneyler yapılmıştır.Many experiments have been carried out in this field.
Kendimi esnemekten alamadım.I couldn't help yawning.
O uzun zaman alacak.That'll take a long time.
Onu yapmak uzun zaman alacak.Doing that will take a long time.
Onu o şekilde yapmak uzun zaman alacak.Doing it that way will take a long time.
Çok uzun zaman alabilir.That might take too long.
Bunu sipariş etmeden önce onu alabileceğimden emin olmak istiyorum.I want to make sure I can afford to buy it before I order it.
Ucuz mal alacak kadar zengin değilim.I'm not rich enough to buy cheap things.
Onlar biraz ekmek satın alacaklar.They will buy some bread.
O kendi alanında seçkindir.He's outstanding in his field.
Tom, Mary'ye çiçek alacaktı, ama unuttu.Tom was supposed to buy flowers for Mary, but he forgot.
Seni 2.30'da ofisinden alacağım.I'll pick you up at your office at 2:30.
Tom bana şemsiyemi ödünç alıp alamayacağımı sordu.Tom asked me if he could borrow my umbrella.
Biraz ekmek alacağım.I'm going to go buy some bread.
Daha ne kadar zaman alacağını bilmiyorum.I don't know how much more time it'll take.
Daha ne kadar alabileceğimi bilmiyorum.I don't know how much more I can take.
Bundan daha ne kadar alabileceğimi bilmiyorum.I don't know how much more of this I can take.
Almayı göze alamamamız bir risk.It's a risk we can't afford to take.
Bunun ne kadar süre alacağını bilmiyorum.I don't know how long it's going to take.
Bunun daha ne kadar zaman alacağını bilmiyorum.I don't know how much more time this is going to take.
Tom'u karşılamak için hava alanına gitmek zorundayım.I have to go to the airport to meet Tom.
O arabayı satın alacağını düşündüm.I thought you were going to buy that car.
Ne yazık ki bunun hepsini yanımıza alamayız.It's a pity we can't take all of this with us.
Alabileceğim bütün yardıma ihtiyacım olacak.I'm going to need all the help I can get.
Onu göze alacağım.I'm going to risk it.
Senin için başka ne alabilirim?What else can I get for you?
Sence önümüzdeki pazartesi arabanı ödünç alabilir miyim?Do you think I can borrow your car next Monday?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod