Paranı geri istiyorsan, onu alabilirsin.If you want your money back, you can have it.
Tom'un yerini alacak mısın yoksa almayacak mısın?Do you want to take Tom's place or not?
Ben senin Tom'la alakan olmasını istemem.I don't want you to have anything to do with Tom.
İyi koltuklar alabilmemiz için oraya erken gitmek istiyorum.I want to get there early so we can get good seats.
Gitmek istemiyorum değil, gitmeyi göze alamıyorum.It's not that I don't want to go, I can't afford to.
Kendime bir kahve alacağım. Bir tane ister misin?I'm going to get myself some coffee. Do you want some?
Biri nerede kitaplar alabilir?Where can one buy books?
Onları alamazsın!You can't take those!
Eğer gerçekten istersen bu şeylerin hepsini satın alabilirsin.You could buy all of those things if you really want them.
Oturmak isteyebilirsin. Bu biraz zaman alacak.You might want to sit down. This is going to take a while.
Yapmak istediğim her şeyi yapmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to do all the things I want to do.
Eğer gitmek istersen Tom'un konseri için birkaç bilet satın alabilirim.I can get us some tickets to Tom's concert if you want to go.
Paranın mutluluk alamayacağını kim söylüyor?Who says money can't buy happiness?
Yemek alanı her zaman yoğun.The dining area is always busy.
Yemek alanı oldukça yoğunThe dining area is rather busy.
Ben sağ alanda oynadım.I played right field.
O kendine bir araba alamıyor.He can't buy himself a car.
Sana içecek bir şey alacağım.I'll get you something to drink.
Sana bira ya da bir şey alabilir miyim?Can I get you a beer or something?
Bir şeyle ilgili yardımını alabilir miyim?Can I get your help with something?
Sana alabileceğim bir şey var mı?Is there something I could get you?
Garson, hesabı alabilir miyim lütfen?Waiter, may I have the bill please?
Yiyecek bir şey alalım.Let's grab something to eat.
Sana bir şey alacağım.I'll get you something.
Yiyecek bir şey alabiliriz.We could get something to eat.
Sana yiyecek bir şey alabilirim.I can get you something to eat.
Tom'a hoş bir şey alalım.Let's buy something nice for Tom.
Haydi Tom için hoş bir şey alalım.Let's buy something nice for Tom.
Yazmak için sana bir şey alacağım.I'll get you something to write with.
Deli'den yiyecek bir şey alacağım.I'll grab something to eat at the Deli.
Sanırım Tom'un bununla bir alakası vardı.I think Tom had something to do with this.
Bugün postada bir şey alabilirsin.You might get something in the mail today.
Tom'a Noel için yararlı bir şey alalım.Let's get Tom something useful for Christmas.
Bu alana nasıl fotoğraf yüklerim?How do we upload photos to this area?
Ben bu kalemi ödünç alabilir miyim?Can I borrow this pen?
Kimseye ödeme yapmayı göze alamam.I can't afford to pay anyone.
Birisi alarmı kapattı.Someone turned the alarm off.
Bu arabayı alayım.Let me buy this car.
O alaycı.That's ironic.
İnsanlar neden her zaman bu kadar alaycı?Why are people always so cynical?
Neden her zaman bu kadar alaycısın?Why are you always so cynical?
susamaktan kendimi alamıyorumI can't help being thirsty.
Onlarla alay ederek yüzümü gözümü oynatmıyorum.I don't make faces at them...
Bir bardak şarap alabilir miyim?Could I have a glass of wine?
Ben biraz ekmek satın alacağım.I'm going to buy some bread.
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
Bunu satın alacağım.I'll buy it.
O, hafife alacak bir adam değil.He is not to be trifled with.
Alabileceğimiz tüm yardıma ihtiyacımız var.We need all the help we can get.
Sınırsız Alana Sahip Ol Şimdi!Get Unlimited Space Now!
Onu dikkate alacağım.I'll take that into consideration.
Onu göz önüne alacağım.I'll take it into consideration.
O alaylı.It's ironic.
Bu bir yasal gri alan.It's a legal grey area.
Sana bir fincan kahve alabilir miyim?Can I get you a cup of coffee?
Lütfen faturayı alabilir miyim ?Can I please have the bill?
Bir bira alabilir miyim lütfen?Can I have a beer, please?