Saygıyı satın alamazsın.You can't buy respect.
Sana o elbiseyi alamam.I can't buy you that dress.
Soluk alamıyorum.I can't catch my breath.
Hangi arabayı alacağıma karar veremiyorum.I can't decide which car to buy.
Tom'dan net bir cevap alamıyorum.I can't get a straight answer from Tom.
O tür parayı ellerime alamam.I can't get my hands on that kind of money.
Paramı geri alamıyorum.I can't get my money back.
Sen onu geri alamazsın.You can't have it back.
Kendimi alamıyorum.I can't help myself.
Tom onun kendi kararlarını alamaz.Tom can't make his own decisions.
Tekrar yakalanmayı göze alamam.I can't risk getting captured again.
Onu göze alamayız.We can't risk it.
Ben hiçbir koku alamıyorum.I can't smell anything.
Tüm başarıyı üstüme alamam.I can't take all the credit.
İşten bir gün daha izin alamam.I can't take another day off.
Ben bunun daha fazlasını alamam.I can't take any more of this.
Ben o riski alamam.I can't take that risk.
Onu alamazsın.You can't take that.
İşten izin alamıyorum.I can't take the day off.
Biz risk alamayız.We can't take the risk.
Artık bunu alamam.I can't take this anymore.
Ben seni herhangi bir yere alamıyorum.I can't take you anywhere.
Seni yanıma alamam.I can't take you with me.
Paranı alamam.I can't take your money.
Parktaki bir yürüyüşün zihnimizi sıkıntılarımızdan alabileceğini düşündüm.I thought a walk in the park might take our minds off our troubles.
Belki süpermarkete gideceğimi ve akşam yemeği için bir şey alacağımı düşündüm.I thought maybe I'd go to the supermarket and buy something for dinner.
Ben dışarı çıkabileceğimizi ve yiyecek bir şey alabileceğimizi düşündüm.I thought we could go out and get something to eat.
Bir garaj inşa etmeyi göze alamayacağını söylediğini düşündüm.I thought you said you can't afford to build a garage.
Yiyecek alacağını düşündüm.I thought you were going to buy groceries.
Bu gemiye binmek için izin alabilir miyim?May I have permission to board this ship?
O bir yanlış alarmdı.It was a false alarm.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
Sakin ol; o sadece seninle alay ediyor.Calm down; he's just teasing you.
Kime sorarsan sor, tatmin edici bir cevap alamazsın.No matter who you ask, you won't be able to get a satisfactory answer.
Gününün geri kalanından zevk alacağını umuyorum.I do hope you enjoy the rest of your day.
Artık sadece alaylı biçimde kullanılan bazı ifadeler vardır.There are certain expressions which are now only used ironically.
Robotlar bir gün kontrolü ele alacak, bundan emin ol.The robots will gain control one day, be sure of that.
Büyük bir alabalık yakaladı.He caught a large trout.
Önce biraz daha bilgi alalım.Let's get some more information first.
İkinci bir görüş alalım.Let's get a second opinion.
Sana bir sandalye alalım.Let's get you to a chair.
Tom'a bir içki alalım.Let's buy Tom a drink.
Diğerlerini alalım.Let's get the others.
Bir tatlı çörek alalım.Let's get a doughnut.
Hadi senin paltonu alalım.Let's get your coat.
Hadi biraz yardım alalım.Let's get some help.
Biraz yiyecek alalım.Let's get some food.
Onu içeriye alalım.Let's get it inside.
Hadi bir sürüş alalım.Let's take a drive.
Tom'u geri alalım.Let's get Tom back.
Şunu alalım.Let's get that one.
Tom'u alalım.Let's pick Tom up.
Kahve alalım.Let's get coffee.
Birini alalım.Let's get one.
Tom senin park alanını istiyor.Tom wants your parking space.
O oldukça alaycı.It's rather ironic.
Benimle alay etme.Don't tease me.
Benimle alay etmeyi bırak.Stop teasing me.
Yardımın olmadan istediğimizi alamayız.We can't get what we want without your help.
Bay Koop rüşvet alacak kişi türü değil.Mr. Koop isn't the kind of person who would ever take a bribe.