Tom onların istediği türde kirayı göze alamaz.Tom can't afford the kind of rent they're asking for.
Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.Tom can no longer afford to live in the style he is accustomed to.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Tom Mary'ye bir saldırı tüfeğini nerede alabileceğini bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew where he could buy an assault rifle.
Güvenlik görevlisi Tom'a bu alanda resim çekemeyeceğini söyledi.The security guard told Tom that he couldn't take pictures in this area.
Tom'un biraz zamanını alacak, fakat sonunda Mary'nin üstesinden gelecek.It'll take Tom some time, but eventually he'll get over Mary.
Biraz zaman alacak, ama sonunda Tom tekrar yürüyebilecek.It'll take some time, but eventually Tom will be able to walk again.
Biraz zaman alacak, fakat sanırım nasıl gitar çalınacağını öğrenebileceğim.It'll take some time, but I think I'll be able to learn how to play the guitar.
Yeni bir traktör almak için yeterli paramızın olması biraz zaman alacak.It'll take some time until we have enough money to buy a new tractor.
Bütün çatının karını kürekle temizlemek biraz zaman alacak.It'll take some time to shovel all the snow off the roof.
Peruk takmaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to wearing a wig.
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Kamyonu boşaltmayı bitirmek biraz zaman alacak.It'll take some time to finish unloading the truck.
Senin için alabileceğim bir şey var mı?Is there something I can get for you?
Öyle düşük bir fiyata yağ satın alabileceğini asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that you could buy butter for such a low price.
Gazeteni ödünç alabilip alamayacağımı merak ediyordum.I was wondering if I could borrow your newspaper.
Bütün bunların hepsini atmayı planlıyorum. İstediğini alabilirsin.I plan to throw all of this away. You may take whatever you like.
Bunun benim arka planımla alakası yok.This has no relevance to my background.
Ben et, peynir ve domates satın alacağım.I'm going to buy meat, cheese, and tomatoes.
Biraz kuş üzümü suyu alacağım.I'm going to buy some currant juice.
Benimkini alabilirsin.You can have mine.
Bütün krediyi alacağım.I'll get all the credit.
Geri giderken başka bir arabaya çarptım ve onun alarmı çaldı.While backing up, I bumped into another car and set off its alarm.
Bu kitabı ne kadar süreyle ödünç alabilirim?How long can I borrow this book?
Bir mola alabilir miyim?Would you mind if I took a break?
Ben gideyim ve biraz ekmek satın alayım.Let me go and buy some bread.
Tom şafaktan alacakaranlığa kadar çalıştı.Tom worked from dawn to dusk.
Alacakaranlık hakkında sihirli bir şey var.There's something magic about the nightfall.
Odanın alanı iki buçuk metre karedir.The room's area is two and half square meters.
Benimle alay mı ediyorsun?Are you kidding me?
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.Many libraries also provide wireless local area network.
Mahkumlar yanlış alarm verdi.The prisoners gave a false alarm.
Ödünç alabileceğim bir küreğin var mı?Do you have a shovel I can borrow?
Tom okuldan sonra çocukları gelip alacak.Tom will pick the kids up after school.
Tom çok alaycı.Tom is very sarcastic.
Bu gece senin dijital kameranı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your digital camera tonight?
Ekvador, Güney Amerika'nın kuzeybatı kesiminde yer alan bir ülkedir.Ecuador is a country situated in the northwest part of South America.
Tom alarmı duydu.Tom heard the alarm.
Ben gerçekten kirayı göze alamıyorum.I can't really afford the rent.
Sophie o kadar açtı ki ellerine alabileceği her şeyi yedi.Sophie was so hungry that she ate everything that she could get her hands on.
Mağazaya gidip biraz yumurta alabilir misiniz?Could you go to the store and grab some eggs?
Ben bu öğleden sonra suluboyalar ve fırçalar alacağım.I'll buy temperas and paintbrushes this afternoon.
Biz aralık ayında veya belki şubat ayında biraz kar alacağız!We'll take some snow in December, or maybe February!
Meksika, Kuzey Amerika'da yer alan bir ülkedir.Mexico is a country located in North America.
Ödünç alabileceğim bir el fenerin var mı?Do you have a flashlight that I could borrow?
Lütfen birini alabilir misin?Can you please pick one up?
Aslında, internetin sayısız, çeşitli kullanım alanları vardır.In fact, there are countless, varied uses for the Internet.
Kentsel alanlarda toplu taşıma sadece özel ulaşımdan daha hızlıdır.Public transportation is only faster than private transportation in urban areas.
"Biz onların düğününe davet edildik." "Öyle mi? Pekala, onlara ne alacaksınız?""We were invited to their wedding." "Is that so? Well, what are you going to get them?
Baba, Noel için bana ne alacaksın?Dad, what are you going to get me for Christmas?
On sekiz yaşına girdikten sonra sürücü belgesi alabilirsin.You can get a car license after you turn eighteen.
Biraz para ödünç alabilmemiz için evi teminat olarak kullanacağız.We'll use the house as collateral so we can borrow some money.
Ne kadar pahalı olursa olsun o eski saati satın alacağım.I'll buy that old clock no matter how expensive it is.
New Osaka otelinde durup Sayın Takakura'yı alacağız.We'll stop at the New Osaka Hotel and pick Mr. Takakura up.
Söylediğimi geri alacağım.I'll take back what I said.
Her çeşitten üç tane alacağım.I'll take three of each kind.
Görüş alanım eskisi kadar geniş değil gibi görünüyor.It seems my field of vision is not as wide as it used to be.
Okulu bitirmeye çalışıyorum, bu yüzden o kadar pahalı şeyler alamam.I'm putting myself through school, so I can't have things that are that expensive.
İki üç gün izin alacağım.I'll take two or three days off.
Alain bütün dikkatini kedisine odakladı.Alain focused all his attention on his cat.