Bin iki yüz elli altı tane asker Alamut kalesini yıktı.One thousand two hundred and fifty-six soldiers destroyed the fortress of Alamut.
Ben bir inşaat alanında çalışıyorum.I work on a building site.
En uygun çözümü bulmak biraz zaman alacak.Finding an optimal solution will take some time.
Tüm koloni mutant DNA'yı miras alacak.The entire colony will inherit the mutant DNA.
Mutluluğu satın alamazsın.You can't buy happiness.
Tom yaşadığımız aynı alanda yaşıyor.Tom lives in our neck of the woods.
O, mopedimi birkaç günlüğüne ödünç alabilir.He can borrow my moped for a few days.
Onun ölü olduğunu düşünmekten kendimizi alamadık.We couldn't help but think that he was dead.
Bu alanda birçok yabani hayvanlar var.There are many wild animals in this area.
Harcanmış zamanı geri alamazsın.You can't get back the wasted time.
Bir hamburger alacağım ve lütfen biraz daha su alabilir miyim.I'll have one hamburger, and may I have more water please?
O ne kadar yerse yesin asla kilo alamaz.No matter how much she eats, she never gains weight.
Sanırım yeni bir araba satın alacağım.I think I'll buy a new car.
O, durumu kontrol altına alabilir.She can take control of the situation.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığına uğramaktan kendimi alamadım.I couldn't help but feel disappointed when I heard the news.
Para her şeyi satın alamaz.Money can't buy everything.
Bu kutuların iç kısmında bol alanı var.These boxes have plenty space on the interior.
Bizden alâsı yoktur.We are the cream of the crop!
Nerede kitaplar satın alabilirsin?Where can you buy books?
O Amerika Birleşik Devletleri'nin vahşi alanlarını korumaya inanıyordu.He believed in protecting the United States' wilderness areas.
Bir sigara alabilir miyim?Could I have a cigarette?
Biraz peynir ve ekmek alacağım.I'll buy some cheese and bread.
Bu salon 5,000 kişi alabilir.This hall can hold 5,000 people.
Bir miktar taze soğuk süt alabilir miyim?May I have some fresh cold milk?
Biraz soğuk taze süt alabilir miyim?May I have some fresh cold milk?
Ben biraz süt alacağım.I'm going to fetch some milk.
Alarm çaldığında hırsız kaçtı.The thief ran away when the alarm rang.
Bazı örnekleri alabilir miyim?Can I take some of the samples?
Bugün okulda alay edildim.I got laughed at at school today.
Hırvatistan, Avrupa'nın güneydoğu kesiminde yer alan bir ülkedir.Croatia is a country located in the southeastern part of Europe.
O gitar o kadar pahalı olmasa, onu alabilirim.If that guitar weren't so expensive, I could buy it.
Ben yeni bir bisiklet satın almayı göze alamam.I can't afford to buy the new bicycle.
Bu yasak bir alandır.This is a restricted area.
Sakin ol. Yarın ödülünü alacaksın.Stay calm. You'll have your reward tomorrow.
O, fakirdi ve bir ceket satın alamadı.He was poor and couldn't buy a coat.
Eğer yasayı bilen bir avukat alamıyorsanız, yargıyı bilen bir avukat alın.If you can't get a lawyer who knows the law, get one who knows the judge.
Oda numaranızı alabilir miyim?May I have your room number?
Ben fakirim, onu satın alamam.I'm poor, and I can't buy it.
O zamandan beri ondan haber alamadık.We haven't heard from her since then.
Alain bir karar verdi.Alain made a decision.
Buzdolabından istediğini alabilirsin.Please feel free to help yourself to anything in the fridge.
Oraya erken gittim, böylece iyi bir koltuk alabildim.I went there early so I could get a good seat.
Erken geldim, böylece iyi bir koltuk alabildim.I came early so I could get a good seat.
İki yıl içinde diplomamı alacağım.I'll get my diploma in two years.
Biraz daha süt alabilir miyim?Am I allowed a little more milk?
Söylediğim her şeyi geri alacağım.I'll take back everything I said.
Yeni bir masa alacaktım ama kocam kırık bacağı onardı.I was going to buy a new table, but my husband fixed the broken leg.
Ben bunu bir evet olarak alacağım.I'll take that as a yes.
Onu alacak kadar zengin değilim.I'm not rich enough to buy that.
Onun yerini kim alabildi?Who could take his place?
O evlenmeyi göze alamaz.He can't afford to get married.
O alaycıydı.It was ironic.
Bu, Tom için bir uyandırma alarmıydı.This was a wake-up call for Tom.
Kendi alanında önde gelen bir otorite.He's a leading authority in his field.
Oomoto, Japonya'nın yeni dinleri arasında yer alabilir.Oomoto can be included among the new religions of Japan.
Yorumlar alacağım.I will get comments.
Bir bira alacağım.I'm going to have a beer.
Doğum günün için sana bir bisiklet alacağım.I will get you a bike for your birthday.
Sana doğum günün için bir bisiklet alacağım.I will get you a bicycle for your birthday.
Rusya, Alaska'daki topraklarını korumuş olsaydı Kuzey Amerika bugün neye benzerdi?What would North America be like today if Russia had preserved their territory in Alaska?