Bazı insanların ne satın alabileceğini asla söyleyemezsin.You never can tell what some people might buy.
Ben senin bir anını alabilir miyim?May I have a moment of your time?
Sanırım evimizi yapmayı bitirmek bir yıldan daha fazla alacaktır.I think it'll take more than a year to finish building our house.
O benim yetki alanımın içinde değil.That is outside my purview.
Ben biraz daha kahve alabilir miyim?Could I have some more coffee?
Adınızı ve adresinizi alabilir miyim?May I have your name and address?
İçeri girmek için nereden bir bilet alabilirsin?Where can you buy a ticket to get in?
İki yüz dolara kaç tane elma alabileceğine şaşıracaksın.You'd be amazed how many apples you can buy for two hundred dollars.
Lütfen iki çay bir kahve alabilir miyim?Please can we have two teas and one coffee.
Lütfen iki bardak çay ve bir fincan kahve alabilir miyiz?Please can we have two cups of tea and one cup of coffee.
Yaklaşık iki haftalığına onu ödünç alabilir miyim?Can I borrow it for about two weeks?
Trene bindikten sonra bir bilet alabilir misin?Are you able to buy a ticket after boarding the train?
Bu ilacı reçetesiz satın alamazsın.You can't buy this medicine without a prescription.
Onunla alay ettim.I made fun of him.
O, zehir alarak intihar etti.She committed suicide by taking poison.
O kekelemeye başladığında sınıf arkadaşları gülmekten kendilerini alamadılar.When she began to stutter, her classmates couldn't help laughing.
Amerika göç alan bir kıtadır.America is a continent of immigration.
Tom'la alay etmemelisin.You shouldn't make fun of Tom.
Tom'un niçin kırsal alanda yaşamayı tercih ettiğini düşünüyorsun?Why do you think Tom prefers living in the country?
Tom'un vize alamadığını duymak bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that Tom couldn't get a visa.
İyi bir yer alabilmek için Tom erken geldi.Tom showed up early so he could get a good seat.
Tom eline alabildiği şeyi okudu.Tom read anything he could lay his hands on.
Tom gelecek hafta arabamı herhangi bir öğleden sonra ödünç alabilir.Tom may borrow my car any afternoon next week.
Tom psikoloji alanında uzmanlaşmıştır.Tom majored in psychology.
Tom önümüzdeki hafta birkaç gün izin alacak.Tom is taking a couple of days off next week.
Tom'un durumu istediği yerde bir ev alacak kadar oldukça iyidir.Tom is sufficiently well off to buy a house anywhere he wants.
Tom gelecek hafta yeni bir araba satın alacak.Tom is going to buy a new car next weekend.
Tom istediği evi satın alacak kadar yeterli paraya sahip.Tom has money enough to buy the house he wants.
Tom kaç tane kurşun kalem alacağını belirtmedi.Tom didn't specify how many pencils to buy.
Tom gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't keep from laughing.
Tom uyumaktan kendini alamadı.Tom couldn't help falling asleep.
Tom izin alamadığı için gidemedi.Tom couldn't go because he was unable to get permission.
Tom istediği işi alamadı.Tom couldn't get the job he wanted.
Tom istediği kitabı alamadı.Tom couldn't get the book he wanted.
Tom hangi kamerayı alacağına karar veremedi.Tom couldn't decide which camera to buy.
Tom istediği bisikleti almayı göze alamadı.Tom couldn't afford to buy the bicycle he wanted.
Tom, hırsız alarmı çalmaya başlamış olsa bile gazete okumaya devam etti.Tom continued reading the newspaper even though the burglar alarm had gone off.
Tom zehir alarak intihar etti.Tom committed suicide by taking poison.
Tom finans alanında bir uzman olduğunu iddia etti.Tom claimed to be an expert in finance.
Tom dün bir çift büyük alabalık yakaladı.Tom caught a couple of large trout yesterday.
Tom daha fazla işin sorumluluğunu alamaz.Tom can't take on any more work.
Tom daha azını alamaz.Tom can't take less.
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Tom hangi kamerayı alacağına karar veremiyor.Tom can't decide which camera to buy.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom uçakla seyahat etmeyi göze alamaz.Tom can't afford to travel by plane.
Tom şimdi bir tatil yapmayı göze alamaz.Tom can't afford to take a vacation now.
Tom çocuklarını üniversiteye göndermeyi göze alamaz.Tom can't afford to send his children to college.
Tom kullanılmış bir arabayı bile almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy even a used car.
Tom, bir ev satın almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy a house.
Tom muhtemelen senin için torpil yapabilir ve seni o okula alabilir.Tom can probably pull some strings for you and get you into that school.
Tom bugün gelebilir ve onu alabilir.Tom can come and pick it up today.
Tom kamerayı alalı çok uzun zaman olmadı.Tom bought a camera not too long ago.
Tom pozisyon için başvurdu, ancak onu alamadı.Tom applied for the position, but he didn't get it.
O gün, Tom alabildiği kadar çok sayıda kamera aldı.That day, Tom bought as many cameras as he could afford.
Tom için üzülmekten kendimi alamıyorum.I can't help feeling sorry for Tom.
Tom Mary'nin aksamasıyla alay etmemeli.Tom shouldn't make fun of Mary's limp.
Tom Mary ile alay etmemeli.Tom shouldn't make fun of Mary.
Tom 2.30'da Mary'yi alacağını söylüyor.Tom says that he'll pick Mary up at 2:30.
Tom Mary ile alay etti.Tom made fun of Mary.