Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz bu akşam yağmur alabiliriz.We may well have rain this evening.
Yoko bir bilgisayar satın alamaz.Yoko is unable to buy a computer.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Gelecek hafta iki gün izin alacağım.I am going to take two days off next week.
Gelecek yıl Fransızca eğitimi alacağım.I am taking French next year.
Eğer başarısız olmazsam, Yeni Yıldan önce ehliyetimi alacağım.If I don't fail, I will get my driving license before New Year.
Erken çıktım böylece iyi bir koltuk alabildim.I left early so I could get a good seat.
Ben bir makbuz alabilir miyim.May I have a receipt?
Tren saat on buçukta hareket eder, bu yüzden saat onda seni alacağım.The train leaves at half past ten, so I'll call for you at ten.
Yaşlı bir adamla alay etmek yanlıştır.It is wrong to make fun of an old man.
Onu gazete bayisinde satın alabilirsiniz.You can buy it at newsstands.
Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.It seems like it will take me a while to get accustomed to life here.
Bu içecekler alakart.These drinks are a la carte.
Bunun konuyla bir alakası yok. Üzgünüm.This is off-topic. Sorry.
Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Yani şimdi bu alanda en az 20 tane gökkuşağı alabalığı vardır.So now there are at least 20 rainbow trout in this area.
Bir papağana bakmakı için ihtiyacımız olan şeyi alalım.Let's get what we need to keep a parrot.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Telefon numaranızı alabilir miyim, lütfen?May I please have your telephone number?
Eğer bedavaysa, alabildiğiniz kadar alın.If it's free, get as much as you can.
Bu salon iki bin kişiyi alacak.This hall will hold two thousand people.
Bu salon iki bin kişi alabilir.This hall holds two thousand people.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.She managed to get what she desired easily.
Pekala, ben sadece tost ve kahve alacağım.Well, I'll only take toast and coffee.
Arabanı bu akşam ödünç alabilir miyim?Can I borrow your car tonight?
Eğer önce frenleri tamir ederlerse arabayı alacağım.I'll only buy the car if they fix the brakes first.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
Kendimi gülmekten alamadım.I couldn't help but laugh.
"Bu ucuz. Ben on yarda alacağım," diye kız cevap verdi."That's cheap. I'll take ten yards," the girl answered.
O yabancı bir araba alabilmek için çok çalıştı.He worked very hard so he could buy a foreign car.
Arabanızı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car?
O, bir araba satın almak istiyor fakat göze alamıyor.She wants to buy a car, but she can't afford to.
Bir kahve ve bir kruvasan alacağım.I'll have a coffee and a croissant.
İste ve alacaksın.Ask and you shall receive.
Bugün, iki tane yanlış alarmımız vardı.Today, we had two false alarms.
O arabayı satın alacak mısın?Are you going to buy that car?
Onun doğum günü için ona ne alacağımı bilmiyorum.I don't know what to buy him for his birthday.
Güzel bir araba alacağımı düşünüyorum.I think I would buy a nice car.
Bu şemsiyeyi ödünç alabilir miyim?Can I borrow this umbrella?
Dan için bir kravat aldım, Elena için bir şal alacağım.I bought a tie for Dan and I'll buy a scarf for Elena.
Biz her biri için bir araba alacağız.We'll buy one car for each.
Hava iyi olursa buradan güzel bir manzara alabilirsin.You can get a nice view from here when the weather is good.
Karl'ın ölümünün öcünü kim alacak?Who will avenge the death of Karl?
Üzerinde yazmak için bir şey ödünç alabilir miyim?Can I borrow something to write on?
O, alanı elininin arkası gibi bilir.He knows the area like the back of his hand.
Bir kilo biftek alabilir miyim, lütfen?Can I get a kilo of beef steaks please?
Bir kilo tavuk göğsü alabilir miyim lütfen?Can I get a kilo of chicken breast please?
Bir kilo tavuk kanadı alabilir miyim?Can I get a kilo of chicken wings please?
Lütfen bir kilo ton balığı filetosu alabilir miyim?Can I get a kilo of tuna fish fillets please?
Yarım kilo tavuk ayağı alabilir miyim, lütfen?Can I get half a kilo of chicken legs, please?
Lütfen buzlu bir bardak alabilir miyim?Can I have a cup with ice please?
Ben bir cin ve kola alabilir miyim lütfen?Can I have a gin and coke please?
Bir bira daha alabilir miyim lütfen?Can I have another beer, please?
Yarım kilo elma alabilir miyim?Can I have half a kilo apples?
Paramı geri alabilir miyim, lütfen?Can I have my money back, please?
Biraz zeytinyağlı hamsi alabilir miyim?Can I have some anchovies with olives?
Pencereye yakın masayı alabilir miyim?Can I pick the desk by the window?
Güzel, bunları alayım. Gösteri ne zaman başlar?Good, I will take them. When does the show start?
Bir yıl sonra bir zam alacağına sana söz veriyorum.I promise you that you'll get a raise after a year.
Lütfen bir teneke bira daha alabilir miyim?Could I please have one more can of beer?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ala ile cümle - Sayfa 14 - ala kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App