Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, rüşvet alacak bir adam değildir.He isn't a man to take a bribe.
Risk alacağını söyledi.He said he was going to take a risk.
Onun siyasi skandalla alakalı olduğu söyleniyor.He is said to have something to do with the political scandal.
O bir ev satın alabilir, bir araba da cabası.He can afford to buy a house, to say nothing of a car.
O bizim cehaletimizle alay etti.He made fun of our ignorance.
O bir tatil yapmayı göze alamaz.He cannot afford a holiday.
Sınıf arkadaşları tarafından alay edildi.He was made fun of by his classmates.
Kendini sınıf arkadaşlarının alayına maruz bıraktı.He exposed himself to the ridicule of his classmates.
Birkaç hesabı güvenceye alabildi.He has managed to secure several accounts.
O, rüşvet alacak son adamdır.He is the last man to take a bribe.
Gelecek seçimlerde işini geri alacak.He will get his job back at the next election.
O bana nerede origami alacağımı söyledi.He told me where to buy origami.
Çabalarımla alay etti.He mocked my efforts.
Bisiklet alamayacak kadar fakir değil.He is not too poor to buy a bicycle.
O bir araba satın alamaz.He is unable to buy a car.
Alabildiği herhangi bir parayı kabul edecek.He will accept any money he can get.
Yatmadan önce alarmı kurdu.He set the alarm before going to bed.
O, gelecek hafta yeni bir bisiklet alacak.He is going to buy a new bicycle next week.
O, yeni bir araba almayı göze alamaz.He can't afford to buy a new car.
Derin nefes alamadı.He could not breathe deeply.
Biyoloji alanında çalışıyor.He is working in the field of biology.
O umudunu kaybetti ve zehir alarak intihar etti.He lost hope and killed himself by taking poison.
Savaş alanında defalarca kefeni yırttı.He cheated death many times on the battlefield.
O büyük bir alabalık yakaladı.He landed a big trout.
O, üniversitede fizik alanında uzmanlaşmaya karar verdi.He decided to specialize in physics at college.
Zehir alarak kendini öldürdü.He killed himself by taking poison.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
O, gözlerini ondan alamıyor.He can't take his eyes off her.
Onun esprilerine gülmekten kendini alamadı.He could not help laughing at her jokes.
O, fakirdi ve onu satın alamadı.He was poor and could not buy it.
O, hukuk alanında üstad derecesi aldı.He got a master's degree in law.
Köpeğinin alanda özgürce koşmasına izin verdi.He let his dog run free in the field.
O gelecek hafta İngilizce eğitimi alacak.He is going to study English next week.
Onlar bir kayıt alacaklar.They will buy a record.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Konser biletlerini alacak paraları yoktu.They had no money to buy concert tickets with.
Onlar sık sık patronla alay ederler.They often make fun of the boss.
Onlar Jack'in saç kesimi ile alay ettiler.They made fun of Jack's haircut.
Onlar yeterli yiyecek alamadılar.They could not get enough food.
Onlar benimle alay ettiler.They made fun of me.
Çabalarımızla alay ettiler.They scoffed at our efforts.
Onlar yeni öğrenciyle alay ettiler.They teased the new student.
Siyasetle alakaları yoktur.They are indifferent to politics.
Onlar düşmanın yaklaştığını görünce alarm çaldılar.They sounded the alarm when they saw the enemy approaching.
Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.They failed to take into account the special needs of old people.
Onlarla alay etme.Don't make fun of them.
Onunla alay etmemelisin.You should not make fun of him.
Onunla alay etmemek elimde değil.I can't help making fun of him.
Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I could not help laughing when I saw him.
Onun bu görev için nitelikli olması en az iki yılını alacak.It will take her at least two years to be qualified for that post.
Gözlerimi ondan alamıyorum.I can't take my eyes off her.
Onun çocuksu samimiyetine gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help smiling at her childlike frankness.
Bir İngilizce öğretmeni olarak onun yerini alamam.I can't take the place of her as an English teacher.
O, o kadına yüz hareketleri yaparak alay etti.She made faces at that woman.
Bir sürücü belgesi alamayacak kadar çok genç.She's too young to get a driver's license.
O, sigara içilmeyen alanı genişletmek istiyor.She wants to extend the no-smoking area.
O ekonomi alanında uzmanlaşmıştır.She majored in economics.
Biraz anlaşılmaz olmaktan kendimi alamadım.She couldn't help but be a little vague.
Kahkaha ile gülmekten kendini alamadı.She couldn't help bursting into laughter.
O, yaşam hakkında çok alaycıdır.She is very cynical about life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod