Sıcak öğle yemekleri alabiliriz.We can buy hot lunches.
Daha pahalı olanını alacağım.I will take the one that is more expensive.
Lütfen bir metro haritası alabilir miyim?Please could I have a subway map.
İnsanlar bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğu fikriyle alay ettiler.People once mocked the idea that the earth is round.
Arabanı park alanı olmayan bir yere park etmemelisin.You must not park your car in a no parking zone.
Ben sabahleyin duş alabilir miyim?May I take a shower in the morning?
Kentin diğer alanlarda savaş devam etti.In other areas of the city, fighting continued.
Bu makineyi alarak uzun vadede çok para biriktirebiliriz.In the long run, we can save a lot of money by buying this machine.
İyileşmek uzun zaman alacak mı?Will it take long to recover?
Hava durumu, geçmiş verileri temel alarak tahmin edilir.The weather is forecast, using the past data as a basis.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Telefonunuzu ödünç alabilir miyim?Could I borrow your phone?
Telefon numaranı alabilir miyim?May I have your phone number?
Kışın hâlâ kuşkonmaz alabilirsiniz.You can still get asparagus in the winter.
Sana yeni bir tane alayım.Let me buy you a new one.
Bir yol haritası alabilir miyim?May I have a road map?
Uzmanlık alanın nedir?What's your specialty?
Okumak istediğin herhangi bir kitabı alabilirsin.You may have whatever book you want to read.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.All of a sudden, the fire alarm went off.
İki başarı sertifikası alacaksın.You shall receive two certificates of achievement.
Japonya'da büyük alanlar bulmak nadirdir.It's rare to find big yards in Japan.
Japonya bazı alanlarda Amerika'ya yetişti.Japan has caught up with America in some fields.
Ben Japonca konuşan bir rehberi işe alabilir miyim?Can I hire a guide who speaks Japanese?
Japonca bir başvuru formu alabilir miyim?May I have an application form in Japanese?
Yaşlı insanlarla alay etmeyin.Don't make fun of old people.
Saçını kestirdiğinde diğer çocuklar onunla alay ettiler.The other boys teased him when he got his hair cut.
Numara 932-8647 ama alan kodunu bilmiyorum.The number is 932-8647, but I don't know the area code.
Bu işi bitirmek onun iki gününü alacaktır.It'll take him two days to finish this work.
Görev için kalifiye olması onun en az iki yılını alacak.It will take him at least two years to be qualified for that post.
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
Onun iyileşmesi biraz zaman alacak.It will be some time before he gets well.
Ondan kesin bir cevap alamadım.I couldn't get a definite answer from him.
Eğer o İngilizcede yeterli ise onu işe alacağım.If he is proficient in English, I'll employ him.
Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
Birçok hatalarına rağmen onu sevmekten kendimi alamıyorum.I cannot help liking him in spite of his many faults.
Onun için üzülmekten kendimi alamadım.I could not help feeling sorry for him.
Onunla alay etme.Don't laugh at him.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.Everybody could not help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his joke.
Onun desteğini alacağını umuyorum.I hope you'll get his support.
Onun söylediği şeye inanmaktan kendimi alamıyorum.I cannot help believing what he says.
Onun yerini alabilecek birini bulmak kolay olmayacak.It won't be easy to find someone capable of taking his place.
Onun saç tıraşına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his haircut.
Onun ilgi alanları benimki ile çatışıyor.His interests clash with mine.
O, onun hikayesinde verilen mesajı alamadı.She couldn't get the point of his story.
O etkin önlemler alamadı.He could not take effective measures.
O bana her zaman alaycı uyarılar yapar.He always makes cynical remarks to me.
Parası yoktu bu yüzden hiç yiyecek alamadı.He had no money and so could not buy any food.
Bu alanın her karışını bilir.He knows every inch of this area.
Böyle bir fiyata müzik seti satın alamazsın.He could not buy the stereo set at such a price.
O, profesörün konuşma şekli ile alay etti.He mocked the way the professor speaks.
İş için röportaj yapıldı fakat onu alamadı.He was interviewed for the job, but couldn't get it.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
Ona gülmekten kendini alamadı.He couldn't help laughing at it.
O kadar fakirdi ki ekmek alamıyordu.He was so poor that he could not buy the bread.
Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.He had barely enough money to buy bread and milk.
Onlar Mary ile alay ettiler.They made fun of Mary.
Onlar Mary ile alay etti.They made fun of Mary.
Daha iyi bir maaş alabilmek için Fransızca öğreniyor.He's learning French so he can get a better salary.
En iyi halde ortalama bir not alacak.He will get an average mark at best.