al ile cümle

al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
Lütfen bir kompozisyon alıştırması yap.Do a composition exercise, please.
İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.British people are used to standing in queues.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.English law prohibits children under 16 from buying cigarettes.
İngilizce dersler aldığını duyuyorum.I hear you are taking English lessons.
İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşur.He speaks German, not to mention English.
İngiliz dili Alman diline soydaştır.The English language is cognate to the German language.
İngilizcenin yanı sıra, Almanca da konuşur.In addition to English, he speaks German.
İngiliz alfabesinin 26 harfi vardır.The English alphabet has 26 letters.
Allahtan, o iyi bir koltuk buldu.Luckily, he found a good seat.
Riskini al ve onu yap.Take your chance, and do it.
Allan şanslıydı ve vergi muhasebesi sınavını geçti.Allan was lucky and passed the tax accountant examination.
İti an çomağı eline al.Speak of the devil, here comes Kathy.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmura rağmen tatilimizden zevk aldık.In spite of the rain, we enjoyed our holiday.
Yağmurda dışarıya çıktığı için soğuk aldı.He caught a chill because he went out in the rain.
Yağmur yağma ihtimaline karşı ceketini al.Take your coat in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur gibi görünüyor. Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.It looks like rain. You had better take an umbrella with you.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Yağmur ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur korkusuyla şemsiyemi aldım.I took my umbrella for fear of rain.
Yağmur yağma ihtimaline karşı bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni alsan iyi olur.You'd better take your umbrella, just in case it rains.
Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.I took my umbrella lest it rain.
Yağmur yağacaktı diye bir şemsiye aldım.I took an umbrella in case it should rain.
Bence yağmur yağarsa diye bir şemsiye alman daha iyi olur.I think you'd better take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
Yağmur olasılığına karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.I took shelter under my friend's umbrella.
Astronotlar kendi coşkulu tezahüratları ve alkışlarlarıyla karşılandı.The astronauts were greeted by their enthusiastic cheers and applause.
Alkol içtikten sonra sürüş yapmak kabul edilemez bir davranıştır.Driving after drinking alcohol is not acceptable behavior.
Kendinize bir içki alın.Help yourself to a drink.
Çok fazla içtim ve yer ayaklarımın altında dönüyor gibi görünüyordu.I drank too much and the ground seemed to spin under my feet.
O buraya taşındığında bu şehri sevmedi ama şimdi ona alıştı.She didn't like this city when she moved here, but she has gotten used to it now.
Şimşek çaktığında köpek yatağın altına saklandı.The dog hid under the bed whenever lightning flashed.
O, bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
En yakın alışveriş merkezi nerede?Where's the nearest shopping mall?
Sonunda en iyisini satın almak her zaman daha ucuzdur.It's always cheaper in the end to buy the best.
Bu ilacı günde üç kez alın.Take this medicine three times a day.
Bir günlük izin alabilir miyim?Do you mind if I take a day off?
Bir gün izin alabilir misin?Can you get a day off?
Bir günde altı dersimiz var.We have six lessons a day.
Bütün günümüzü alsa da onu bitireceğiz.We'll finish it if it takes us all day.
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Allah aşkına burada ne yapıyorsun?What on earth are you doing here?
Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?Why on earth did you sell your newly-built house?
Allah aşkına sorun nedir?What on earth is the matter?
Allah aşkına odamda ne yapıyorsun?What on earth are you doing in my room?
Allah aşkına ne yapıyorsun?What on earth are you doing?
Bir mola alalım.Let's take a break.
Eğer çok çalışmazsan kötü puanlar almaya devam edeceksin.If you don't study hard, you'll continue to get poor scores.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.

İlgili Sayfalar