al ile cümle
al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Toplantı odası alt katta.The meeting room is downstairs.
Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding.
Lütfen toplantı gündemindeki değişikliği not al.Please note the change in the meeting agenda.
Her toplantıda notlar almak resmi görevlerden biridir.Taking notes at each meeting is one of the official duties.
Sanat kitapları ve kataloglar satın almak için nereye gidebilirim?Where can I go to buy art books and catalogues?
Bir ressamın gözleri onun en önemli aletleridir.A painter's eyes are his most important tools.
Karanlığın örtüsü altında yol aldık.We advanced under cover of darkness.
Giderleri kontrol altına almalıyız.We must keep down expenses.
Biz onun dürüstlüğünü alkışladık.We applauded his honesty.
Biz ona Alpler'in bazı resimlerini gösterdik.We showed him some pictures of the Alps.
Onun ölüm haberini aldık.We received word of his death.
Programı dikkate almalıydık.We should have taken the schedule into consideration.
Biraz yiyecek almak için dükkâna girdik.We went into a shop to get some food.
Biz oyunu izlerken keyif aldık.We enjoyed watching the game.
Gitme ya da kalma alternatifimiz var.We have the alternative of going or staying.
Biz ipek mallar alıp satarız.We deal in silk goods.
Sizden haber almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to hearing from you.
Biz çevremizin etkisi altındayız.We are influenced by our environment.
Avrupa'daki seyahatlerimizden zevk aldık.We enjoyed our travels in Europe.
Hepimiz altın aramaya gittik.We all went in search of gold.
Biz tenis oynamaktan keyif aldık.We enjoyed playing tennis.
Bunun hakkında onunla alay ettik.We made fun of him about this.
Bir paund çay satın aldık.We bought a pound of tea.
Zor koşullar altında elimizden gelenin en iyisini yaptık.We made the best of that bad situation.
Biz altıda istasyona vardık.We got to the station at six.
40 yılı aşkın bir süredir barıştan keyif aldık.We have enjoyed peace for more than 40 years.
Bütün günümüzü alsa bile işi bitireceğiz.We'll finish the work even if it takes us all day.
30,000 fit yükseklikte yol alıyoruz.We are cruising at an altitude of 39,000 feet.
Uçağımız tam saat altıda kalktı.Our plane took off exactly on time at six.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Ölüm ve itaat alternatifimiz var.We have the alternative of death and submission.
Biz Almanlar, dünyada Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayız.We Germans fear God, but nothing else in the world.
Buradan istasyona yürümemiz otuz dakikamızı alır.It takes us thirty minutes to walk from here to the station.
Üçümüz arasında birkaç yüz dönümlük bir alanımız var.We own a few hundred acres between the three of us.
Bazı yük vagonları raydan çıktıktan sonra, hizmetler Chuo Hattı üzerinde askıya alındı.After some freight cars were derailed, services were suspended on the Chuo Line.
Bagajımı nereden alabilirim.Where can I get my baggage?
Gelin alçaltılmış gözlerle ve ona bakan herkesle odaya geldi.The bride came into the room with lowered eyes and with everyone staring at her.
Yangın kontrol altına alınmadan önce önce bir süre devam etti.The fire went on for some time before it was brought under control.
Yangın 13 can aldı.The fire took 13 lives.
Yangın olursa diye el altında her zaman bir kova su bulundur.Always keep a bucket of water handy, in case of fire.
Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.The volcano shoots out flames and lava.
Volkan dışarıya alev ve duman fışkırtıyor.The volcano is belching out flames and smoke.
Volkan dışarıya alevlerini ve dumanlarını güçlü bir şekilde fırlattı.The volcano is belching out flames and smoke.
Yangın alarmı çaldı.The fire alarm sounded.
Rüzgarla körüklendiği için, alevler her yöne yayıldı.Fanned by the strong wind, the flames spread in all directions.
Kötü bir soğuk algınlığı şarkıcının sesini kaybetmesine sebep oldu.A bad cold caused the singer to lose his voice.
Biraz meyve almaz mısın?Won't you have some fruit?
Meyve ağaçları büyümek için geniş bir alan alanı gerektirir.Fruit trees require a large amount of space in which to grow.
Ailemi ziyaret etmek için birkaç gün izin alabilir miyim?May I take a few days off to visit my family?
Aileleri ile vakit geçirmek için vakitleri var veya hobilerinden zevk alıyorlar.They have time to spend with their families or to enjoy their hobbies.
Ev almak isteyenlerin sayısı oldukça fazla.There are a great many people trying buy houses.
Aldığımızdan beri evde birçok iyileştirmeler yaptık.We have made numerous improvements to our house since we bought it.
Evi inşa etmek onların iki yılını aldı.It took them two years to build the house.
Ev alevler içindeydi.The house was in flames.
Aile tartışmamız olduğunda,eşim genellikle benim değil ailesinin tarafında yer alır.When we have a family argument, my husband always sides with his mother instead of me.
Evin bu kısmı, sabah güneşini alır.This side of the house catches the morning sun.
Eve giderken Noel için biraz alışveriş yaptım.I did some shopping for Christmas on my way home.
Gelecek hafta yeni bir araba satın alacağız.We will purchase a new car next week.
Yaz için planlarımız şekil alıyor.Our plans for the summer are taking shape.
Ben zaten yaz sıcağına alışkınım.I'm already accustomed to the heat of summer.