Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Geri dönerken bir şey alır mısın?Would you mind picking up something on the way back?
Eve gelmeden önce ekmek alırsan harika olur.It'd be great if you could pick up some bread before you come home.
Kaptan hava brifing almak için meteoroloji ofisine gidecek.The captain will go to the meteorological office to get a weather briefing.
Açık bilet alalım.Let's get an open ticket.
Masanın üstünde bir albüm var.There is an album on the desk.
Masanın altında bir kedi var.There is a cat under the desk.
Masanın altında bir elma var.There is an apple under the desk.
Masanın altında hiç kitap var mı?Are there any books under the desk?
Masanın altından bir kedi çıktı.A cat appeared from under the desk.
Masamın altına bir kilim koydum.I put down a rug under my desk.
Kimse zamanı geriye alamaz.No one can turn the clock back.
Joy üzüntüden altüst olmuştu.Joy was mingled with sorrow.
Risk almayın.Don't run risks.
Solgun görünüyorsun. Bir gün izin alsan iyi olur.You look pale. You'd better take a day off.
Kütükler parlak şekilde alev alev yandı.The logs flamed brightly.
Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.Eating between meals is a bad habit.
Korkarım ki yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Maalesef yanlışlıkla sizin şemsiyenizi aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Bir gezi için vize almak istiyorum.I want to get a sightseeing visa.
Seyirci tam beş dakika alkışladı.The audience applauded for a full five minutes.
Seyirci aktristi alkışladı.The audience applauded the actress.
Şeker tatlandırıcı olarak balın yerini aldı.Sugar replaced honey as a sweetener.
Hasta yardım almanın ötesindeydi, onun için doktorlar daha fazlasını yapamadı.The patient was quite beyond help, so that the doctors could do no more.
Hastanın hayatı tehlike altında idi.The patient's life was in danger.
Tam din özgürlüğü tüm insanlar için güvence altına alınmıştır.Full religious freedom is assured to all people.
Hesabı alabilir miyim, lütfen?May I have the check, please?
Termometre sıfırın altına düştü.The thermometer went down below zero.
Termometreler çoğunlukla sıfırın altına iner.Thermometers often go below zero.
Ben soğuğa karşı çok duyarlıyım. Bir battaniye daha alabilir miyim?I'm very sensitive to cold. May I have another blanket?
Eşyaları kredili almayın.Don't buy things on credit.
Bir müzik aleti çalar mısın?Do you play a musical instrument?
Öğrenciyken altı ay boyunca İngiltere'de okudum.I studied in England for six months when I was a student.
Okul dokuzda başlar ve altıda biter.School begins at nine and is over at six.
Her öğrenci sırayla diplomasını aldı.Each student received his diploma in turn.
Öğrenciler bu İngilizce kurslarından birini alacak.Students will take one of these English courses.
Okula yürüyerek gitmek yarım saatimizi alıyor.It takes us half an hour to walk to school.
Okul istasyona beş dakikalık yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.The school is located within five minutes' walk of the station.
Bir gün senden intikamımı alacağım.I will get even with you some day.
İndirimli biletler alalım.Let's get discount tickets.
Biraz öksürük ilacı ve aspirin almalısın.You should buy some cough medicine and aspirin.
Yabancılarla alay etme.Don't make fun of foreigners.
Yabancıların Japon yemeklerine alışması zordur.It is difficult for foreigners to get used to Japanese food.
Yabancıların Japoncadaki hatalarıyla alay etmeyin.Don't make fun of foreigners' mistakes in Japanese.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmak yıllar alır.It takes years to master a foreign language.
Onları yurt dışından almak zorundayız.We have to buy them from abroad.
Görünüşe bakıp aldanmayın.Don't be deceived by appearances.
Kaç tane resim satın aldın?How many pictures did you buy?
Resim eğitimi almak için Fransa'ya gidiyorum.I'm going to France to study painting.
Herkes yasadışı yabancılar karşı düşmanca bir tavır aldı.Everybody took a hostile attitude toward illegal aliens.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Bu, uluslararası olduğu için altı dolar olacak.It's going to be six dollars because it's international.
Yurtdışına giderken, bir çift gözlük daha almalısınız.You should take another pair of glasses when you go abroad.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Şirket onu bir danışman olarak işe aldı.The company engaged him as an advisor.
Emekli olduğu gün şirket ona altın bir saat hediye etti.The company presented him with a gold watch on the day he retired.
Birleşme her şeyi bozduğundan beri ofis altüst oldu.The office has been topsy-turvy since the merger upset everything.
Hesabı alabilir miyim?Could I have the check?